Tüketim toplumuyla bir hesaplaşma

Sanat yapıtını devrimci bir biçimde dönüştüren Marcel Duchamp'ın sanat tarihine damgasını vuran 'Bisiklet Tekerleği' çalışmasının 100. yılında, Kuad Galeri sanatçıyı saygı niteliğinde karma bir sergiyle anıyor.
Tüketim toplumuyla bir hesaplaşma

“1913 yılında New York’ta Lexington Caddesi’ndeki cephanelik binasında 300 sanatçı ve 1400 resimli dev bir sergi açılır. Sanat tarihine Armory Show olarak geçen ve dünya sanat ortamında bir dönüm noktası kabul edilen bu sergide Henri Matisse, Pablo Picasso, Francis Picabia, Constantine Brancusi gibi dönemin öncü sanatçılarıyla birlikte onlardan daha da radikal Marcel Duchamp vardır. Duchamp’ın ‘Merdivenden İnen Çıplak’ adlı resmi ve diğer bir çok yapıt izleyicileri ve sanat eleştirmenlerini şaşırtır ve kızdırır.”
20. yüzyılın başında ‘yüksek sanat’ üretim yöntemlerini sadece göze hitap eder bulup, yeniden zihnin hizmetine sunmak için ironi ve yergiyle yıkan, Birinci Dünya Savaşı’na karşı çıkarak ABD’ye giden Marcel Duchamp, kuşkusuz kavramsal sanat akımının en önemli öncülerinden. 1913 yılındaki ilk hazır nesnesi bisiklet tekerleği ve en ünlüsü baş aşağı duran pisuardan bu yana da kavramsal sanatçıların en fazla etkilendiği isim.

Türkiye’de ise Marcel Duchamp ve ‘Hazır Nesne’ olgusu 1960’ların sonunda Altan Gürman ve 1970’lerin sonunda Sanat Tanımı Topluluğu’yla gündeme gelir. Şükrü Aysan, topluluk adına 1984’te Marcel Duchamp başlıklı çeviri ve özgün yazılardan oluşan 2000 adet küçük kitap yayımlar. 1980’lerde Serhat Kiraz, Ahmet Öktem, Füsun Onur, Canan Beykal, Selim Birsel, Erdağ Aksel, Gülsün
Karamustafa yerleştirmelerinde hazır nesne kullanırlar.

Türkiye’de güncel sanata en fazla emeği geçen isimlerden biri olan Beral Madra’nın sanat yönetmenliğini üstlendiği Kuad Galeri, Duchamp’ın ‘Bisiklet Tekerleği’ ve ‘Şişe Kurutucusu’ adlı iki hazır-nesnesinin 100. yılını ‘Mutsuz Hazır-’Nesne’ başlıklı bir sergiyle anıyor.

Beral Madra “Neden böyle bir sergi” sorusunu “Duchamp sanat yapıtının yönünü köktenci bir biçimde değiştirdi ve kapitalizmle ilişkisini irdeledi. Üç kuşak sanatçının yapıtlarının yer aldığı bu sergi de bir anlamda günümüz tüketim toplumuyla hesaplaşma. Bizim gibi köklü sanat eğitimi olmayan ülkelerde sanatın bir düşünce sistemi olduğu aşılanmıyor. Bu da sanat kriterlerinde bir kaymaya neden oluyor. Bizde çağdaş sanat kurumları, sanatın gerçek değerinin öğrenileceği müzeler yok. Sadece özel koleksiyon müzeleri var. Biz de burada genç kuşağa ve sanatla ilgilenenlere uluslararası ölçütü getirmeye çalışıyoruz” diyerek cevaplıyor.

Sergide Gülçin Aksoy, Songül Boyraz, Hera Büyüktaşçıyan, Lydia Dambassina, Ivan Egelski, Erol Eskici, Şakir Gökçebağ, Hakan Gürsoytrak, Pravdoliub Ivanov, Serhat Kiraz, Komet, Murat Morova, Tunca Subaşı, Ahmet Öktem, Çağrı Saray, Vahit Tuna ve Uygur Yılmaz’ın çalışmaları yer alıyor.

Sanata devlet desteği şart

Beral Madra gibi neredeyse 40 yıldır sanatla iç içe, sanatı meselesi yapan bir isimle bir araya gelince kültür sanatta son dönemde olan biteni konuşmamak, sorunları masaya yatırmamak mümkün mü? Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) yasa tasarısını da sorduk. Madra “Türkiye’de kültür sanat yaşamını yeniden şekillendireceği iddia edilen TÜSAK yasa tasarısı bu haliyle kabul edilirse kamusal paranın kültür üretimine akışı engellenecek.

Başbakan ve bakanlar kurulunun yetkisine bırakılması geleceğin de önünü tıkayacak. 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri sırasında devlet 200 milyon Euro harcadı, 600 proje yapıldı.

Oradaki deneyim neden kullanılmıyor? 2 milyon kişinin yaşadığı Şişli’de ne bir müze ne bir sanat merkezi var. Ankara’da, İzmir’de doğru dürüst galeri bile yok. Oysa Berlin’de neredeyse her mahallede bir galeri bulunur. Önemli sanat fuarlarına katılmak, gerçek sanatçıları tanıtmak için devletin destek vermesi gerek” diyor.

Doğru söze ne denir?


Mutsuz Hazır Nesne

Sergi başlığı, Duchamp’ın 1919’da Buenos Aires’ten kız kardeşi Suzanne Duchamp ve eşi Jean Crotti’ye talimat göndererek yaptırdığı bir hazır nesneye gönderme yapıyor. Sanatçı bunu daha sonra verdiği bir söyleşide şöyle açıklıyor: “...rüzgâr kitabın üstüne esmeli, kendi sorunlarını seçmeli ve sayfaları çevirip yırtmalı. Suzanne bunun küçük bir resmini yaptı: ‘Marcel Duchamp’ın Mutsuz Hazır Nesnesi’. Rüzgâr kitabı yırttığı için geriye kalan tek şey de bu resim. Mutluluk ve mutsuzluğu hazır nesneyle ilişkilendirmek beni eğlendirdi ve sonra yağmur, rüzgâr, uçuşan sayfalar, eğlenceli bir düşünceydi..”