Tüm dünya pisliğe batmış durumda

Ünlü çevreci ve insan hakları aktivisti Naidoo: Tüm dünya gibi Türkiye'de de son dönemde çevresel veriler çok rahatsız edici boyutlarda. Sera gazı emisyonu sürekli artıyor...
Tüm dünya pisliğe batmış durumda

Perşembe günü kendini insan hakları ve çevre sorunlarına adamış çok özel bir insan, Greenpeace Genel Direktörü Kumi Naidoo ve onun kadar önemli projelere imza atmış Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Laetitia Liebert ile bir araya geldik.

Son bir aydır Gezi Parkı protestoları, ardından neredeyse tüm ülkeye yayılan eylemlerle inanılmaz stres altında yaşıyoruz. Bu tarz eylemlerin 15 yaşından beri içinde olan Naidoo ve sosyal haklar konusunda uzman Liebert’le konuşmak, olayları değerlendirmesini dinlemek, tartışmak tablo her ne kadar karanlık olsa da gelecek için biraz olsun umutlanmama neden oldu.

30 yılı aşkın süredir aktif olarak insan hakları, yoksulluk, işçi hakları, çevre konularında eylemlere katılan Güney Afrikalı Kumi Naidoo’nun yaşamı zorluklar içinde geçmiş. Sivil itaatsizlik, ‘ırkçılık karşıtı’ kitlesel eylemler düzenlediği için defalarca tutuklanmış.

Sonunda da ülkenin acil durum kurallarını ihlal etmekle suçlanarak sürgüne gönderilmiş. O da bu arada Rhodes bursuyla Oxford’da siyaset sosyolojisi doktorası yapma fırsatı bulmuş. 1990 yılında Nelson Mandela’nın serbest bırakılmasının ardından Afrika Ulusal Kongresi’nin yasallaştırılması üzerine çalışmak amacıyla Güney Afrika’ya dönmüş. 1994’teki demokratik seçimler sırasında tüm seçim personelinin eğitiminden sorumlu ve Bağımsız Seçim Komisyonu’nun resmi sözcülerinden biri olmuş.

CIVICUS (Vatandaş Katılımı İttifakı), GCAP (Yoksulluğa Karşı Küresel Eylem Çağrısı), Kadın Hakları Derneği Naidoo’nun görev yaptığı sivil toplum kuruluşları arasında. Birçoğumuzun aklında ise o, Grönland’ın petrol felaketiyle karşı karşıya kalmasını engellemek için Danimarka’da bir petrol arama platformuna düzenlenen eyleme katılması ve bir süre gözaltına alınmasıyla kaldı.

Greenpeace, çevrecilikle demokrasinin içi içe geçtiğini düşündüğü Gezi Parkı eylemlerini başından beri destekliyor. Liebart ve Naidoo’ya göre artık Türkiye’de insanlar hayatlarının kontrolünün kendi elinde olmasını istiyor. Çevreye duyarlılıkla başlayan, sosyal haklar bağlamında genişleyen eylemler sadece elitistlerin, entelektüellerin başkaldırısı olarak düşünülemez. Artık toplumun büyük bir bölümü taleplerinin karar mekanizmaları tarafından dikkate alınmasını istiyor.

Naidoo, “Türk insanının zekâsına, bilgisine Başbakan Erdoğan’ın onlara güvendiğinden daha çok güveniyorum. Kendileri için neyin iyi neyin kötü olduğunu anlayacak düzeydeler” diyor. Ve Türkiye’nin gelecekte iklim değişikliği konusunda gerek Ortadoğu’da gerekse dünya genelinde büyük rol oynayacağını düşünüyor

İki hafta önce Jakarta’ya gittiğinde Endonezya Devlet Başkanı’yla iki saat konuşan Kumi Naidoo, Greenpeace Genel Direktörü olarak Başbakan Tayyip Erdoğan’dan randevu talep etmemiş. “Zaten istesek bile kabul edileceğimiz belli değildi. Hepimiz aynı gemideyiz. Türkiye’de bu görüşmeyi yapsaydık, şiddete uğrayanlara haksızlık etmiş olabilirdik. Ne hakkında konuşacaktık? Türkiye’de şu an sadece çevre konuşacak bir durum yok” diyor.

Oysa Kumi Naidoo’nun söylediği gibi “Tüm dünya b..’a batmış durumda ve en büyük tehlike iklim değişikliği”. Türkiye’de de son dönemde çevresel veriler çok rahatsız edici boyutlarda. Kömür, petrol ve gaz kullanımıyla sera gazı salınımı sürekli artıyor. Ve Türkiye var olan ve yapılacak santrallarla birlikte Çin, Rusya ve Hindistan’ın ardından iklim değişikliğini tehdit eden dördüncü ülke.

Ünlü aktivist toplantıya katılan gazetecilere de bir öneride bulundu: “Fosil yakıt projeleri kimin işine yarıyor, kimler çıkar odaklarına para yatırıyor?” bir araştırın...

Kumi Naidoo’nun konuşmacı olacağı iklim değişikliğine dur diyecek Başka Bir Dünya Mümkün’ mitingi cumartesi günü saat 15.00’de Kadıköy’de yapılıyor.

Aya İrini'de muhteşem üçlü...



Bu yıl Gezi Olayları nedeniyle bir çok etkinlik gibi her zamankinden daha sessiz ve sönük geçen 41. İstanbul Müzik Festivalinin son konserlerinden biri Aya İrini’de Arkas Trio tarafından verildi. Her biri enstrümanlarının en iyilerinden olan üç solist, kemancı Tuncay Yılmaz, viyolenselci Gustav Rivinius ve piyanist Emre Elivar’ın iki yıl önce bir araya gelerek kurduğu Arkas Trio Perşembe akşamı unutulmaz bir dinletiye imza attı.

İlk bölümde Franz Schubert’ten Notturno ve Camille Saint-Saens’ın Üçlü No.2; ikinci yarıda da Johannes Brahm’ın yine üç enstrüman için yazdığı Üçlü No.1’i yorumlamaları, aralarındaki uyum tek kelimeyle muhteşemdi. Üç sanatçıyı da içtenlikle kutluyorum...