Türkiye mutfağı neden olmasın?

Bu topraklara en yakışan Türk, Kürt, Ermeni, Rum, Yahudi, Çerkes, Laz gibi etnik grupların yemeklerini Türkiye mutfağı şemsiyesi altında toplamak.
Türkiye mutfağı neden olmasın?

Gazetedeki Mardinli arkadaşımın annesinin yaptığı Kürt usulü içliköfte.

Geçen hafta sonu yazdığım ‘Sıra Kürt mutfağına geldi’ yazım olumlu -olumsuz birçok tepki aldı. Kimileri teşekkür etti, kimileri olmayan bir mutfağa sıranın nasıl geleceğini sordu. Kaynak kitaplardan alıntıyla söz ettiğim yemeklerin Arap ya da Ermeni yemeği olduğu iddia edildi. Kimileri de işin teknik kısmına takıldı. “Türk kahvesini, Türk lokumunu ne yapacağız, onlar da Türkiye kahvesi mi olacak” gibi yorumlar geldi.
Tabii ki isteyen Türk lokumu da kahvesi de diyebilir. Benim gerçekleşmesini istediğim Kürt, Ermeni, Rum, Yahudi, Çerkes, Laz gibi etnik grupların yemeklerini Türkiye mutfağı şemsiyesi altında toplamak. Ve bunun yanı sıra bugüne dek dillendirilmekten ısrarla kaçınılan Kürt mutfağına ait yemekleri Türkiye mutfakları literatürüne sokmak.
En azından son bir yüzyılını fakirlikten zorunlu göçe, çeşitli acılarla, üstüne üstlük terörle geçiren Kürtlerin yemeği var mı yok mu tartışmaları komik ötesi.
Tabii ki var... Gazetemizde üç gün önce yayımlanan Tarhan Erdem’in yaptırdığı araştırmaya göre bu topraklarda yaşayan Kürtlerin sayısı 14 milyona yakın. Böylesi bir nüfusa sahip bir kültürün üyelerinin evinde yemek yapmaması, yüzyıllar içinde yaratmaması ve Ermeni, Arap, Süryani gibi diğer kültürlerden etkilendiği kadar etkilememesi düşünülemez. Çünkü etkileşim tek taraflı olmaz. Mutfaklar da sadece zenginlikle ortaya çıkmaz. Bir ot, bir yabani meyveyle de yemek yaratılır…

Gastro İstanbul Festivali


İki yıl kadar önce Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, TURYİD üyesi restoran sahipleri ve birkaç gazeteci bir araya gelip sektörün sorunlarını konuşmuştuk. O yemekte bir yıl içinde ‘Taste İstanbul” adıyla bir gastronomi festivali düzenleneceğinin müjdesi de verilmişti. Hem İstanbul’da hem de uluslararası gastronomi dünyasında ses getirecek bir etkinlikti planlanan.
Aradan bir değil iki yıl geçti. Ve planlananların ancak bir kısmı gerçekleşebildi. Gastro İstanbul’da Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ne yazık ki yok. Organizasyon, Turizm Restoran Yatırımcıları ve İşletmeleri Derneği TURYİD, Dream Design Factory (DDF) ve Türk Mutfağı Derneği organizasyonuyla Arçelik’in ana sponsorluğunda yapılıyor.
Arçelik’in desteği festival için çok önemli, hatta sponsorluğu olmasa yapılamayabilirdi. Ama ben yine de “Arçelik Gastro İstanbul” olarak keşke adını etkinliğin başına koymasaydı diye düşünmeden edemiyorum. Gastro İstanbul’a Garanti Bankası, Öztiryakiler, THY, İBB, Efes, Yeni Rakı Johnnie Walker, TUROB, TURSAB, Şişli Belediyesi gibi birçok kurum ve marka da destek veriyor.
Festivalin düzenleme komitesinde Kaya Demirer, Cem Mirap, Levent Büyükuğur, Mehmet Gürs, Tahsin Öztiryakiler, Osman Serim, Sitare Baras gibi isimler var.
7- 12 Mayıs tarihleri arasında festivale Maçka Küçükçiftlik Park ev sahipliği yapıyor. İstanbul’un ünlü restoranları, kafeleri festival alanına kurdukları standlarda gün boyu hazırladıkları tadım mönülerini sunuyor. Festival pazarında Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen doğal ve ekolojik ürünler yer alıyor.
Festival alanında yemek fiyatları çok makul tutulmuş. Girişte 5-10-15 ve 20 liralık kuponlar satılacakmış. Festival haftasında TURYİD üyesi restoranlar da kendine özgü yemeklerin yer aldığı özel bir mönü sunuyor. Bu mönülerin özel indirimli fiyatlarla sunulup sunulmayacağına henüz karar verilmemiş. Umarız tüm restoran sahipleri de böyle bir hoşluk yaparlar...

Katılan restoranlar


Bebek Balıkçısı, Big Chef’s, Borsa, C’aD’oro, Da Mario, Carlotta, Divan, Frankie, Hayal Kahvesi, Kırıntı, Kırkpınar Köftecisi, Kitchenette, Köşebaşı, Les Ottoman, Lebi Derya, Lucca, Masa, Midpoint, Mikla, MSA, NumNum, Park Fora, Raika, Portax, Sosa, Suada, Sunset, Sushi-Co, The House Cafe, Usla, Vogue, Yemekhane.

Trump Towers ve Zorlu’ya iki yeni restoran


‘Duke’ ve ‘Jamie’s Italian’ İngiltere’den iki ünlü restoran zinciri İstanbul’a geliyor. Bunlardan ilki mayıs ayında Trump Tower’da açılacak olan ‘Duke’.
Duke, Rasim Özkanca’nın kurduğu Sele İstanbul Restoran Grubu, Doğan Medya Grup Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Yalçındağ ve D&D London Group ortaklığıyla Trump Towers’da açılıyor. Duke bahçe haline dönüştürülmüş iki terası bulunan 2200 metrekarelik bir alanda kuruluyor.
Şefin masasında özel yemeklerin yeneceği fine dining restoran da terasta suşi, et-balık ızgara gibi kolay yemeklerin servis edileceği, daha doğrusu bir sokak yiyecekleri konseptli bir bölüm de bulunuyor.
Zorlu Center’da açılacak olan ‘Jamie’s Italian’ ise Jamie Oliver ve Kaya Demirer ortaklığında hayata geçecek bir proje. Jamie ve ekibi restoranda kullanılacak tavuklara ne yem verileceğinden kaç günde kesileceğine her detayla ilgileniyormuş. Kaya Demirer uzun kanun hükmündeki maddelerin yer aldığı listeyi baştan görseydi bu işe girişir miydi bilmem ama Jamie’s Italian’da kullanılacak malzemelerin doğal yetiştirilmiş ürünler olacağı kesin.
Ancak gastronomi dünyasının ünlü starını açılışta ya da sonrasında görmeyi düşünenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Burası, ‘çıplak şefin’ tarzının, yarattığı yemeklerin, yanında eğitime gidecek aşçılar tarafından uygulanacağı bir restoran olacak...