Venedik Bienali'nde bir ilkin heyecanı

Dün Türkiye'nin uzun süreliğine kiraladığı ulusal pavyonu ilk açılışını yaptı. Venedik Bienali 14. Uluslararası Mimarlık Sergisi'nde Murat Tabanlıoğlu'nun hazırladığı Hafıza Mekanları adlı sergiyle yer alıyor.
Venedik Bienali'nde bir ilkin heyecanı

Dünyanın en önemli sanat etkinlikleri arasında başı çeken Venedik Bienali 14. Uluslararası Mimarlık Sergisi için Venedik’teyiz. Türkiye Venedik Bienali’nin Mimarlık Sergisi’ne ilk kez katılıyor. Ve bu yıldan itibaren Venedik Bienali’nin iki ana sergi alanından biri olan Arsenale’de 20 yıllığına kiralanan kendimize ait bir mekanımız var. Türkiye Murat Tabanlıoğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği Places of Memory/ Hafıza Mekanları Sergisinin açılışını dün öğleden sonra yeni pavyonunda yaptı.

Kültür sanat dünyasının son 25 yılını takip eden biri olarak bu başlangıç hepimiz için gurur kaynağı. Çünkü bu Türkiye’nin sanatıyla, mimarisiyle, tasarımıyla varlığını yurt dışında gösterebilmesi için önemli bir eşik. Bu kazanımda başta yönetim kurulu başkanı Bülent Eczacıbaşı olmak üzere tüm İstanbul Kültür Sanat Vakfı ekibinin vizyonunun payı büyük.

Türkiye aslında 1991 yılından bu yana Beral Madra’nın kişisel çabaları ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle Venedik Bienali’ne katılıyor. 2003 yılında da Dışişleri Bakanlığı’nın desteğiyle kiralanan küçük bir alanda ulusal bir pavyonla yer almaya başlamıştık. Hatta aynı yıl Vasıf Kortun da Venedik Bienali uluslararası jürisindeydi.

Vasıf Kortun’un küratörlüğünü üstlendiği 2007 yılından itibaren de Arsenale’nin Artigliere binasında, İKSV’nin koordinasyonu, her yıl değişen bir sponsor kurumun ve Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu’nun maddi katkılarıyla; Dışişleri, Kültür ve Turizm Bakanlıklarının manevi desteğiyle katılımımızı sürdürdük. Ancak kiralanan yerin her yıl değişmesi ve mekanların projelerin sergilenmesine uygun olmaması sorun yaratıyordu.

İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı Çarşamba akşamı Türkiye’den gelen konuklara verdiği açılış yemeğindeki sohbetimiz sırasında kalıcı pavyon kiralama fikrinin nasıl ortaya çıktığını da anlattı:

Bülent Bey 2009 yılında dolaşmak üzere Venedik Bienali’ne gelir. Türkiye pavyonunu arar bulur. Ancak farlı ülkelerin pavyonlarını dolaşa dolaşa bizim düzenlememizi olduğu tuvaletlerin yanında karanlık izbe, harap bir alanı görünce küçük bir şok geçirir. İKSV Genel Müdürü Görgün Taner’i arar. “Neden böyle bir yere razı olduğumuzu neden daha iyi bir yer bulamadıklarını sorar”. Taner, bunun için bile nasıl bir uğraş verdiklerini, şartları anlatınca tebrik etmek zorunda hisseder kendini ama telefonu kapatırken de “Bir gün mutlaka buna bir çözüm bulacağız” der. Bu arada İKSV ekibi yer araştırmaya başlar.

Üç yıl kadar önce bienalin ana sergi mekanlarından Arsenale’de bienal yönetiminin eski binalardan birini restore ederek sergilere ayırma kararı aldığını öğrenirler. Hemen Bienal yönetimiyle bağlantıya geçerler uzun süreliğine kiralamak üzere. Ama Bienal yönetimi İKSV’yi çok iyi tanımadığı için başlangıçta bu talebe pek sıcak bakmaz. Hatta binanın ait olduğu Savunma Bakanlığı yetkilileriyle bile konuşurlar. Dönemin Roma Büyükelçisi Hakkı Akil devreye girer ve destek olur. Bu arada kira bedelinin yüksekliği gibi bir sponsorun desteğiyle halledilemeyecek küçük bir sorun oraya çıkar!

Bülent Eczacıbaşı sanatseverlere mektup yazarak böylesi önemli bir projeye maddi yardımda bulunup bulunamayacaklarını sorar. 21 kişi ve kurumdan destek cevabı gelir. Her biri 120 euro verir. Mekanın 350 bin lira tutan restorasyon ve sergi düzenlemesi masraflarını ise Schüco Türkiye ve Vitra üstlenir.

Küratörlüğünü Rem Koolhaas’ın üstlendiği Venedik Bienali 14. Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin bu yılki üst başlığı ‘Fundamentals’. Ve bu üst başlığın altında ‘Absorbing Modernity 1914-2014’, ‘Elements of Architecture ve ‘Monditalia’ olmak üzere üç ayrı bölüm var.

Küratör Murat Tabanlıoğlu ve proje koordinatörü Pelin Derviş’in sergi ekibi Ali Taptık, Alper Derinboğaz, Candaş Şişman, Metehan Özcan ve Serkan Taycan ile birlikte hazırladığı Places of Memory/ Hafıza Mekanları Bienalin ‘Absorbing Modernity/ Moderniteyi Özümsemek temasını kişisel algı ve deneyimler üzerinden anlatıyor. Ve Taksim-Salıpazarı, Bab-ı Ali Büyükdere Caddesi bölgelerine odaklanıyor. Bu yıla dek mimarlar bienalde yaptıkları eserleri sergilermiş bu kez ise genel olarak mimari ele alınıyor.

Türkiye’nin yeni pavyonu çok geniş ve ferah bir mekan. Sergi alanı da çok başarılı bir biçimde düzenlenmiş. Murat Tabanlıoğlu mekanın ortasına bağımsız bir duvar inşa etmiş ve bu duvarın ortasında sergiye katılan sanatçılara birer yüzey sunacak biçimde düzlemler yaratan bir boşluk bırakılmış. Murat Tabanlıoğlu sergide kendi yaşamı üzerinden İstanbul’un 50 yıllık mimari serüvenini anlatıyor.

Venedik Bienali 14. Mimarlık Sergisi’nde anlatılacak çok konu var. Dünyanın 100 yıllık mimari bir anlamda modernizm serüveni inanılmaz etkileyici bir bakış açısıyla sorgulanıyor. Farklı ülkelerin mimarlarının 100 yılda olan biteni yorumlamaları, Sahir Erozan’ın yeni mekanımız ve sergimiz onuruna verdiği partinin detayları ve Tabanlıoğlu Mimarlık’ın tanıtımını bugün yapacağı kitabı ise pazar gününün yazı konusu...




Doğru tasarım dünyayı değiştirir
Bülent Eczacıbaşı, ülkenin gelişimi için sadece ekonominin iyi olmasının yetmediğini, bir toplumun ilerlemesi sanatla, kültürle, sporla çok bağlantılı olduğunu söylüyor. Gelişmiş ülkelerin hepsi bu alanlarda da çok ileri. O yüzden de Türkiye’nin Venedik Bienali, Nobel Ödülü, Olimpiyatlar, Film Festivalleri gibi etkinliklerde varlığını göstermesi çok önemli.

Bülent Eczacıbaşı’na göre bir bienal mekanı olarak kültür sanat insanlarını da her yıl İstanbul’a toplamalıyız. Bugün İstanbul Bienali Venedik ve Sao Paolo ile birlikte dünyanın en önemli üç sanat bienalinden biri kabul ediliyor. İstanbul’un uluslararası tasarım dünyasını çekecek bir tasarım bienaline de çok ihtiyacı var. Varlık gösteremediğimiz sorunlu olduğumuz alanlardan biri olan tasarım kültürüne de ağırlık vermeliyiz. Amerikan başkanlarından Bush’un seçildiği yıl oy pusulalarında olduğu gibi bir tasarım hatasıyla dünyanın düzeni bile değişebiliyor.

İstanbul modadan endüstriye tasarım dünyasının takvimine girmeli. Bir tasarım ekolü oluşturmalıyız. O yüzden de bu yıl kasım ayında ikincisi düzenlenecek olan İstanbul Tasarım Bienali çok önemli.

Sponsor olan 21 kişi ve kurumun listesi
Akbank, Mehveş&Dalınç Arıburnu, Berrak ve Nezih Barut, Ali Raif Dinçkök, Vuslat Doğan Sabancı, Füsun&Faruk Eczacıbaşı, Oya&Bülent Eczacıbaşı, Enka Vakfı, Nesrin Esirtgen, Eti Gıda ve Sanayi, Can Has, Öner Kocabeyoğlu, Maçakızı, Tansa Mermerci Ekşioğlu, Polimeks İnşaat, SAHA, Taha Tatlıcı, Garanti Bankası, Vehbi Koç Vakfı, Zafer Yıldırım, Yıldız Holding