Yediğimiz içtiğimiz sanat olsun

24 saat içinde iki farklı yemek deneyimi, yeme-içme dünyasının iki yaratıcı şefiyle arkeolojiden sanata uzanan lezzet yolculuğu yaptık

Mesleği aşçılık, aşkla yemekler pişiriyor, kafe ve restoranlara mönü tasarlıyor, konsept danışmanlığı yapıyor ama bir yandan da içinde inanılmaz bir yaratma dürtüsü var. Böyle biri ne yapar? “Yenilebilir sanat”. Maksut Aşkar, 2000’li yıllardan beri içinden sanat geçen içecekler ve yemekler yapıyor.
Güncel sanatla ilgilenenler onu 10 yıl önce MentalKlinik’teki ‘Sleep/Uyku’, ‘Game/Oyun’ gibi düzenlemeleriyle hatırlar.
Aşkar’ın yolu bu kez de Akmerkezcilerle kesişmiş. Alışveriş merkezleri içinde her zaman ayrı bir yeri olan Akmerkez geçen yıl açık alanlarda benzerini gördüğümüz ‘pop up mağazacılık’ denilen bir uygulamayı başlatmıştı. Genç modacılar burada tasarımlarını sergileme ve satma imkânı buluyordu. Yenilenme döneminde boşalan mağazaları akıllıca değerlendirdiler.
Mağaza bu kez ‘Pop up/ Yenilenebilir sanat’ mekânı olmuş. Kırmızı, yeşil mavi, rengârenk frambuazlı, naneli, hibiscuslu, lavantalı lokumlar, bir yudum diye peşinde koşulan anne ağdası, akide şekerleri ve şerbetler izleyeni çocukluğun büyülü dünyasına götürüyor.
Akmerkezi işgal eden, türlü olmayı bekleyen sebzeler adlı video enstalasyonu da son yıllarda gördüğüm en yaratıcı çalışmalardan biri.
Maksut Aşkar yemeği sanata dönüştürmeyi, malzemelerle oynamayı çok seviyor. Ama Nu Pera’nın içindeki küçük restoranı Lilbitz’de yaptığı yemekler de harika. Ben denedim hayran oldum. Hem yaratıcı hem de eli lezzetli çok yönlü bir şefle tanışmak istiyorsanız Lilbitz’e yolunuzu düşürün, on beş günde bir değişen altı çeşitli tadım mönüsünü deneyin 

Lilbitz mönüsünden seçmeler
“Arpacık soğanlı, portakal köpüklü kişnişli mikro sebzeli ördek konfit”,
“Deniz tuzu, havuç yağı ve İspanyol füme paprika ile marine edilmiş karides ızgara”
“Zerdeçal ve rakıda dinlendirilmiş, tarhunla ve sarımsakla kâğıtta pişmiş levrek”
“Güllü kereviz krema, kumkat chutney ile sunulan çikolata ve beyaz şarap soslu ızgara bonfile” deneysel yemeklerin de hem yalın hem lezzetli olabileceğini çok iyi gösteriyor.

Nişantaşı’nda bağbozumu
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve Mey Ceo’su Galip Yorgancıoğlu eylül ayında trafiğe kapalı olan Atiye Sokak’ta “Bağbozumu” şenlikleri yapacaklarının müjdesini verdiler. Genç kızların üzümleri ayaklarıyla ezmesi, şıranın mayalanması için fıçılara doldurulması gibi geleneksel yöntemlerin canlandırılacağı şenlik boyunca konserler verilecek, partiler düzenlenecek. Hazırlıklar şimdiden başlamış.
Gecenin bir güzel haberi de Diageo Grubu’nun 2.1 milyar dolara yüzde 90 hissesini satın aldığı Mey İçki’nin 2010 yılını 1.1 milyar dolar ciro ile kapatmasıydı. Ve Anadolu’da tahminlerin aksine içki satışları düşmüyor, yükseliyormuş.

Alan Coxon’un Antik Roma ve Yunan, 15.yüzyıl İngiliz Ale reçetelerini kullanarak hazırladığı, otlu ve baharatlı sirkelerinin şişelerini de kendi tasarlamış.


Şamdan’la şefin doku uyuşmazlığı
Nişantaşı’nın alışverişte olduğu gibi gastronomi merkezi yapma iddiasıyla yola çıkan “Restoran Haftası” üç yılı geride bıraktı. Kayra sponsorluğunda 10-20 Mart tarihleri arasında gerçekleşen etkinlik boyunca bölgedeki birçok restoran oluşturdukları özel mönüleri uygun fiyatla sunuyor.
Bu yıla özel “Celebrity Chefs” uygulaması başlatılarak dünyanın en popüler şefleri arasında gösterilen Alan Coxan davet edilmiş. Eski yemek tariflerini ve mutfaktaki malzemelerin kökenlerini araştırdığı, kimi zaman tarih sahnesinden silinmiş tarifleri yeniden hayata geçirdiği için Coxon ününü ‘gıda arkeoloğu’ olarak yapmış.
Coxon uzun yıllar Michelin yıldızlı restoranlarda çalışmış ama şimdi sadece danışmanlık ve televizyon programı yapıyor. Asıl mesaisini ise ortaçağ reçeteleriyle yaptığı adıyla piyasaya sürdüğü sirkelerine veriyor. Alan Coxon’un “Ready in Minutes/ Birkaç Dakikada Hazır”, “Singles, Separated and Divorced Cookbook/ Bekarlar, Ayrı Yaşayanlar ve Dullar için Yemek” kitapları umarız kısa zamanda Türkçeye çevrilir. 

Coxon mutsuzdu
Daha önce İstanbul’da 40 Türk şefle yemek pişirme gösterisi yapan Coxon ne yazık ki bu kez Park Şamdan’da ününe yakışan bir performans sergileyemedi. Hem yemek seçimleri pek başarılı değildi hem de uygulama kötüydü. Zaten Coxon da sonuçtan mutsuzdu. Belli ki Şamdan mutfak ekibi ile doku uyuşmazlığı olmuş. İyi ki Kayra Vintage serisi şaraplar ve güzel bir sohbet vardı da gece keyifli geçti. Ama tatlının yanında sunulan Kayra Maderia için aynı şeyi söylemek zor. Kayra’cılar ya Maderia ile daha çok uğraşacak ya da vazgeçecek bu sevdadan...

.