Yeraltındaki tohum filizlenen gıda devrimi

Amerikalı aktivist, küçük çiftçi Janissa Ray 'Yeraltında Tohum' adlı çalışması günümüzde yüzde 94'ünün yok olduğu, geri kalanların da tehdit altında olduğu yerel tohumların dünyasına yolculuk gibi...
Yeraltındaki tohum filizlenen gıda devrimi

Ağustos ve eylül aylarında çiftlikte topladığımız domateslerin önce en güzellerinin çekirdeklerini kurutmak üzere ayırır sonra salata, söğüş ya da sos ne şekilde tüketeceksek sıra ona gelirdi. Ya da salça süreci başlardı...

Annem ve babam özenle çıkardığı çekirdekler / tohumlar bir bezin ya da kağıdın üzerine yayılır, kurutulur ve sonra vakti geldiğinde ekmek üzere ayrılırdı. Kavun karpuz da eğer bal gibiyse aynı yönteme tabii tutulurdu.  

Ne oldu da bu gelenekler tarih oldu, neredeyse tüm geçmişimizi unuttuk, yok saydık. Okumak üzere kasabamızdan çıkınca toprakla ilişkim mi kesildi, yoksa artık yavaş yavaş bire on veren hibrit tohumlara yapılan övgülerin büyüsüne mi kapıldık bilmiyorum?

Sanıyorum hepsi üst üste geldi. Uygarlaşmaya başlamıştık! Traktörler, biçerdöverler, tohumlar, suni gübreler artık çiftçilik çok daha verimli olacaktı. Herkes dalga dalga yayılan tarımın sanayileşmesini konuşuyordu. Küçük Amerika olma yolundaydık...

Soyu tükenecek tohumlar, sebzeler meyveler kimsenin umurunda değildi o günlerde, kadınlar, çocuklar tohum kurutmaktan saklamaktan, bir angaryadan kurtulmuştu ya bu bile yeterdi!

Nodus Kitap Ekoloji dizisinin ilk kitabı Janissa Ray’in yazdığı ‘Yeraltındaki Tohum’u hep bu gelgitler içinde okudum. Neredeyse kitabın giriş bölümünden itibaren geçmişimle Ray’in anıları, aktardıkları arasında paralel bir okuma yaptım.

Bir çevre aktivisti olan Janissa Ray ‘Yeraltındaki Tohum’da kendi yaşamını, toprağa dönüş öyküsünü ve tabii ülkesi Amerika’da olan biteni anlatıyor. Ama anlattıkları bizlere de hiç yabancı değil:

“Tarihimizin hiç bir bölümünde biz Amerikalılar yediğimiz şeylerle ilgili olarak şu anda olduğumuz kadar bilgi sahibi ve endişeli olmadık. Besin sistemlerimizin gözlerimizin önünde parçalanmasını izledik. Bir bakıma, hepimizin içindeki çiftçi uyandı. Organik, yani kimyasallar olmaksızın yetiştirilen besinlerin, bizim ve dünyamız için daha sağlıklı olduğunu artık anlıyoruz. Yerel, yani yaşadığımız daha yakın bir yerde yetiştirilen besinlerin sağlıklı olduğunu ve aynı zamanda iklim krizinin çözülmesine yardımcı olduğunu anlıyoruz...”

Bugün Türkiye’de de özellikle büyük kentlerde insanlar artık ne yiyip içtiğini sorgulamaya, doğal ve organik tarım, sürdürülebilirlik gibi konular üzerine düşünmeye başladı.

Tabii bu anlama 21.yüzyıla tohum çeşitlerinin yüzde 94’ünü sonsuza dek yitirerek girdiğimiz, geri kalanların da tehdit altında olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Yel değirmenlerine karşı savaşıyor gibi görünsek de bu bir süreç ve eminim gerisi gelecek.

Kitaptaki ‘Daha çok bahçe, daha az sera gazı’,’ Ben büyürken’,   ‘Domates tohumları nasıl saklanır’, ‘Temel tohum saklama prensipleri’, ‘Tohum saklayan şair gibi bir çok bölüm ilgiyle okunuyor.

Tohum konusuna ilgi duyuyor, Çanakkale domatesinin, sırık salatalığın, Yedikule marulunun, topatan kavununun, Tekirdağ karpuzunun ve çocukluğunuzdaki mısırların tadını özlüyorsanız Janissa Ray’in tohumların peşindeki yolculuğuna keyifle eşlik edeceksiniz..

‘Yeraltındaki Tohum/ Nodus Kitap Ekoloji’