Yerel Güzeldir ama...

Henüz yerel değerlerimizin bir çoğu sürdürülebilir üretim koşullarına sahip değil. Güney Amerika'nın kinoası, İtalyan'ların burratası, Fransızların rokforu fahiş fiyatlara satılırken bizim Siyez bulgurunu Divle Obruk tulumunu marketlerde bulmak neredeyse imkânsız...

Bir süre önce Karadeniz kentlerinden birinde gittiğim bir evde erik pestili ikram edilmişti. O kadar lezzetliydi ki ertesi gün çarşıya çıkıp pestil başta olmak üzere yöreye özgü ne varsa satın aldım. İstanbul’a döndüğümde arkadaşlarımı davet ettiğim bir akşam pestili naylon torbasından çıkarıp heyecanla ikram ettim.

Tam özelliklerini, nasıl yapıldığını, yararlarını anlatmaya başlayacaktım ki ağzımızdan gelen çıtır çıtır seslerin ardından bir an sessizlik oldu, arada oluyor işte böyle sürprizler deyip geçiştirdik.

“Erikler güneşte kurutulurken ya da toplanırken taş, toprak karışabilir, bir zararı olmaz” diyenleri duyar gibiyim. Malatya’da kayısıların toz toprak içinde yerlerde nasıl kurutulduğunu ilk gördüğümde çok şaşırmıştım.

Yine de ben Anadolu’nun dört bir yanında üretilen yerel ürünlere 21. yüzyıla yakışır bir standart gelmesinden, üretimin sağlıklı ve doğru yapılmasından yanayım. Zaten artık çevremde benim gibi düşünenlerin, bu işe kafa yoranların sayısı her geçen gün artıyor. İşte o isimlerden biri de Funda Güzelmeriç İnansal.



Funda İnansal, yeme-içme sektöründe olanların yakından tanıdığı bir isim. Reklamcılık, cam sektörleri derken 14 yıl kadar önce Belgo’yu Türkiye’ye getirerek restoran sektörüne adım attı.

Bu arada Kapadokya Meslek Yüksek Okulu’nun kurulmasına destek verdi. Yaptığı işlere daha fazla vakıf olmak için yurt içi ve dışında kendini geliştirecek kurslara katıldı. Birkaç yıl önce Nişantaşı’nın değişim rüzgarları onu da etkiledi. Bulundukları bina ‘residence’ olmak üzere yıkılırken Belgo, serüvenine uygun bir yer bulana dek ara vermek zorunda kaldı.

Şimdilik profesyonel yaşamına Dudetable ile gastronomi dünyasına, yiyecek içecek şirketlerine danışmanlık yaparak devam ediyor. Ses getiren yaratıcı projeleri arasında Restoran Haftası’nı sayabiliriz.

Funda İnansal bir süredir profesyonel danışmanlıklarının yanı sıra yeni bir sosyal sorumluluk ağırlıklı çalışma başlatma hazırlığı içinde. ‘Yerel Güzeldir’ başlıklı projenin çıkış noktası Türk Mutfağını dünyada tanıtacak değere sahip yerel ürünlerimiz.

YENİ BİR HAREKET, NEDEN OLMASIN?

Funda İnansal ‘Yerel Güzeldir’in Anadolu’daki tüm bölgelerin, kasabaların katıldığı bir harekete dönüşmesini hedefliyor. Birinci aşama öncelikle ürün ve mamulün listesini çıkarmak, daha doğrusu bugüne dek bu konuda yapılmış çeşitli çalışmalarla çıkan listelere katkı yapmak.

Bir sonraki aşama ise bu ürünlerin sürdürülebilir ve sağlıklı üretimine destek olmak, markalaşma yolunu açmak. Restoranların yerel ürünler kullanmasını, mönülerde yer almasını teşvik etmek, bölgelerde lokal yemeklerin yapıldığı tadım istasyonları açılmasına destek vermek, yurt içinde ve dışında satış ve pazarlama kanalları geliştirilmesini sağlamak, gastro-turizm aracılığıyla turist çekmek; bölgelerde bu ürünlerin üzerine kurulmuş festivaller düzenlemek, mevcut festivallere katkı yapmak hedefler arasında.

Tabii tüm bunları gerçekleştirebilmek için bölgelerde ‘Yerel Güzeldir’ birlikleri oluşturmak, akademik destek sağlamak, bakanlıklar, belediyeler, ticaret odaları, kalkınma ajansları, ilgili sanayi kuruluşlarıyla işbirliği yapmak da gerekiyor.
Bu arada yurt dışı kontaklar için İtalyan Youcan Group’la işbirliği içindeler.

Uzun yıllardır zaten Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu’nun kurduğu ve büyük emek verdiği Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı YUCİTA, Slow Food Yerel Örgütlenmeleri, Fikir Sahibi Damaklar, Mutfak Dostları ve Şarap Dostları Dernekleri, Metro Toptancı Market, Unilever ve Nestle gibi birçok sivil toplum kuruluşu ve gıda şirketi Türkiye mutfağının dünyada bilinirliğinin artması, saygın bir yer alması ve özellikle de yerel ürünlerin bir standarda kavuşup, yurt içi ve dışında varlık gösterebilmesi için elinden gelen çabayı gösteriyor.

Yine de Güney Amerika’nın kinoası, İtalyan’ların burratası, parmesanı, Fransızların rokforu marketlerin vitrinlerini süsler, fahiş fiyatlara satılırken onlardan lezzet bakımından çok üstün olan bizim Siyez bulgurunu, Divle Obruk tulumunu marketlerde bulmak neredeyse imkansız. Olanlar da henüz sürdürülebilir değil.

Her zamanki iyi niyetim ve umudumla elbirliğiyle tüm sorunların üstünden geleceğimizi düşünüyorum. Bu gibi projelere sadece yeme-içme kültürümüzün gelişmesi için değil, inanılmaz dar boğazda olan çiftçilerin, küçük üreticilerin varlığını sürdürebilmesi, insanca yaşayabilmesi için de ihtiyaç var... 

Bozcaada Festivali ve Yerel Güzeldir İşbirliği

Funda İnansal ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu pırıl pırıl bir genç Merve Akgül Yerel Güzeldir’in ön çalışması olarak Alaçatı Kaybolan Lezzetler Festivali’ne destek vermişler.

Şimdi de 12-14 Eylül arasında Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği tarafından düzenlenecek Bozcaada Festivali’ne danışmanlık veriyorlar. Yurt içi ve dışı tanıtımından, yerel yemeklerin tespitine dek festivalin tüm gastronomi kurgusunu hazırlamışlar.

www.bozcaadayerellezzetler.com