Zor ama imkânsız değil: İyi yemek ve eğlence bir arada

İyi bir yemek, iyi bir eğlence bazen sözün bittiği zamanlarda iyi geliyor... Zarifi bu duruma örnek bir mekân...
Zor ama imkânsız değil: İyi yemek ve eğlence bir arada

Yemek ve eğlence. Doğrusunu söylemek gerekirse ikisini bir arada sevenlerden değilim. Yemek sırasında sahneye, müziğe değil tabağımın içindekilere konsantre olmak isterim. Ama bazen sözün bittiği zamanlarda iyi bile gelebiliyor.

Geçen hafta Radikal Hayat ekibi yoğun ve stresli bir günün ardından toplanıp Zarifi’ye gittik. Tabii bu seçimde Suzan Kardeş’in o gece sahne alıyor olması, Balkan şarkılarından Trakya havalarına uzanan repertuvarını hepimizin ilk kez dinleyecek olması da etkili oldu. 

Böyle bir ortamda ne yense fark etmez diyebilirsiniz. Ya da benim gibi beklentilerinizi yükseltmeden kapıdan içeri girersiniz. Ancak mezelerden itibaren tüm yemekler hepimize sürpriz oldu.

Şef İbrahim Çelik geceye özel Balkan esintili yemekler hazırlıyormuş. Süte yatırılmış kaymaklı biber turşusu şulina, pastırma turşusu, acılı ezme cepano, tütsülenmiş et pirşuta, etli yaprak sarma, ıspanak böreği, ızgara köfte ve elmalı dondurmalı irmik helvası gibi tüm çeşitler çok lezzetliydi. Başarılı bulmadığım tek çeşit Edirne usulü yaprak ciğer oldu. Oysa iyi yapan kimi meyhanelerde ağzına ciğer koymayanları bile baştan çıkarıcı yumuşaklıkta ve lezzette olur.

Zarifi kesinlikle ‘Eğlence şahane, yemekler bahane’ kategorisine girecek bir yer değil. Her şeyi özenle hazırlıyorlar. Girişteki küçük salon Rum, Ermeni ve Musevi mutfaklarından örneklerin de yer aldığı mönüsüyle çokkültürlü geleneği yansıtan klasik bir İstanbul meyhanesi olarak hizmet veriyor.

Suzan Kardeş’e gelince yemeklerin servisi bittikten sonra sahneye çıkıyor. Konuşma tarzı ve esprileriyle Sezen Aksu’nun rahle-i tedrisinden geçtiği belli olan Suzan Kardeş sahneye yakışıyor. Sesi de çok iyi, konuklarla bağ kuruyor ve eğlendirmesini biliyor... Bir de volümü biraz düşürseler...

Zarifi’nin öyküsü
Zarifiler 19. yy’de İstanbul’un bankerlikle uğraşan en ünlü ailelerinden biri. Bu soyadı taşıyan birçok isim Osmanlı Bankası’nın kurucuları arasında yer alıyor. Büyükada Rum Yetimhanesi, Balıklı Rum Hastanesi gibi kurumların arkasında bu aile var. 14 yıldır Zarifi’nin yer aldığı bina da bir zamanlar zenginliği kadar yardımseverliğiyle ünlü aile tarafından Beyoğlu’ndaki yoksulların hizmetine verilmiş.

Yeni Açılanlar
Dardenia Fish&Sushi Göktürk
Göktürk’te kısa bir süre önce Dardenia Fish& Sushi Bar adıyla yeni bir hızlı restoran açıldı. Dardenia Fish&Bread konseptli restoranları daha önce duymuştum ama gitme şansım olmamıştı. Deniz ürünlerini çok sevmeme karşın bugüne dek açılan benzeri fast food restoranları lezzetli ve sağlıklı bulmadığım için gitmeyi bırakmıştım. Ancak birkaç gün önce evde yemek olmadığı bir akşam Dardenia’yı denemek istedim. Öncelikle felsefesine uygun son derece minimalist bir dekorasyon yapmışlar. Kapıdan içeri girdiğinizde burası temiz bir yer duygusu veriyor. Zeminin bir bölümü şeffaf camla kaplanmış ve alt katta mutfakta yapılan hazırlıkları izleyebiliyorsunuz. Uzun tahta banklarda oturuluyor. Garson siparişi alıyor ve ortalama 15 dakika içinde yemekleriniz karton kutular içinde geliyor.

Mönüde kalamar, midye tava ve levrek, hamsi, lagos, somon gibi farklı balıklarla hazırlanmış salatalar, sandviçler, fish&chips ve balık çorbası gibi çeşitler var. Sushi mönüsü ayrı. Yemek fiyatları çok makul. Kişi başı 20-25 lira gibi bir fiyat ödeniyor. Şarap, bira gibi alkollü içecek servisi de var. Izgara fener balığı ve salata denedim çok başarılıydı. Sanıyorum bu kez deniz ürünleri yerli fast food zinciri tutacak. Ne de olsa arkasında Dardanel’in 30 yıllık tecrübesi var. Üç yanı denizlerle çevrili ülkemizde nihayet balık ekmek ve salatalarını hem güvenle hem de ucuz yiyebileceğimiz makul fiyatlı bir yere kavuştuk galiba sonunda.

ABD’nin en ünlü restoranı temizlikte sınıfta kaldı
Üç Michelen yıldızlı Per Se kapılarını açtığı 2004 yılından beri New York’un en önemli restoranlarından biri. Ünlü Amerikalı şef Thomas Keller’a ait Per Se geçen yıl ‘Dünyanın En İyi 50 Restoranı’ listesine 11’inci sıradan girmişti. 64 kişi kapasiteli restoranın tadım mönüsü 310 Dolar. Şefin California Yountville’de ‘French Laundry’ adlı bir ünlü restoranı daha var. Per Se, iki hafta kadar önce sağlık bakanlığı müfettişleri tarafından hijyen kurallarında 42 ihlal puanı alarak ‘C’ ile derecelendirilmiş. Bakanlığın 2011’de yaptığı genel değerlendirmede New York’taki restoranların yüzde 87’si ‘A’ almış.

Kimi yemekleri 60 derecenin altında pişirdikleri için bakteri üremesi, sabun ve benzeri temizlik malzemelerinin yiyeceklerin yanında olması gibi eksiklikler Per Se’ye ortalamanın çok altında değerlendirme getirmiş. Per Se’nin ‘C’ alması kendi tarihi içinde hayati önemde mutlaka bu sarsıntıyı kolay atlatamayacaklardır. Ancak Michelen yıldızlı efsanelerin böylesi vukuatları az değil. Bundan beş altı yıl kadar önce ‘Fat Duck’ta zehirlenme vakası olmuştu. Bizde gecede en az 150-200 kişiye yemek hazırlayan lüks restoranlarda böylesi bir kontrol yapılsa acaba sonuç nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyor insan...