6 Eylül'ler ölmez!

Türk Hava Yolları'nın uçağında dağıtılan gazetelerle, yaklaşık iki hafta süren bir aradan sonra, bizim medyayla yeniden karşılaşmış oldum. 'Hülya Avşar ayrılıyor' falan derken...

Türk Hava Yolları'nın uçağında dağıtılan gazetelerle, yaklaşık iki hafta süren bir aradan sonra, bizim medyayla yeniden karşılaşmış oldum. 'Hülya Avşar ayrılıyor' falan derken, 6-7 Eylül'le ilgili bir serginin açılış kokteylinin milliyetçiler tarafından basıldığını öğrenmiş oldum. Eh, memlekete dönüş halindeyiz, memleketin havası, üslubu daha uçaktan kendini belli etmeli.
12 Eylül'den yana (yani son 25 yıl) Türkiye'de milliyetçi bir toplum yaratma projesi yürürlükte. Bunun çeşitli aşamaları oldu ve değişik evrelerden geçtik. Ama temeldeki proje aynı proje.
'Milliyetçi bir toplum' yaratma projesi, 'kültürlü bir toplum' yaratma gibi bir projeyle herhangi bir bağ kurmadığı, hatta tam tersine, öyle bir projeyi düşman gibi gördüğü için, ortaya çıkan şey tam bir 'sokak milliyetçiliği' oldu. Uzun bir süredir, sergi basmaktan linç girişimlerine, devamlı aynı olguyu gözlemliyoruz. Belli ki bunu istiyorlar, istedikleri de oluyor. Kartvizitlerine çeşitli unvanlar, diplomalar, dereceler sığdırabilen birileri de 'milletin duyguları', 'milli duygular' gibi kalıpları telaffuz ederek bu sokak vandalizmine, bu toplu beyinsizlik seferberliğine arka çıkıyorlar.
Onların tepe noktalarına yakın yerlerde oturdukları bu yapılanma yeni bir şey değil şüphesiz. Bugün Can Dündar yazmış: 40'lardaki bir 'milli duygu şahlanması' sonucu kahraman gençlerimiz büyük bir milli feragat duygusuyla gidip Tan Matbaası'nı yakıp yıktıklarında, aralarında Süleyman Demirel adında biri varmış. Şimdi kokteyl basılarak 'kutlanan' 6-7 Eylül olaylarının 'muhteşem' bir 'özel harp' örgütlenmesi olduğunu bir emekli korgeneral açıklamış. Bu örneklerin sonu yok.
Bu işleri yapanlara söylenecek bir söz de, aslında yok. Ne yaptıklarını gayet iyi biliyor ve seve seve yapıyorlar. Ama bütün bu şişirmelere rağmen, herhalde bu toplum, gösterilmek istendiği gibi, yalnız onlardan oluşmuyor. Medeni bir toplum olma hedefini büsbütün terk etmemiş çok sayıda yurttaş yaşıyor olmalı bu toplumda. Onlar ne zaman kendi seslerini çıkaracak? Çıkaracak mı?
6 Eylül, geçmişten beri hep varolan bu yapılanmanın, bu topluma sürdüğü lekelerden biridir. Bugün birileri, artık bu yapılanmayı aşmak, demokrat ve medeni bir toplum olmak yolunda yapılması gereken işlerden biri olarak, 6 Eylül'le hesaplaşmak üzere bir sergi açıyor, birileri de gidip bu sergiyi medyada izlendiği üslupla basıyorsa, demek ki bu adamlar 6 Eylül zihniyetinin bu toplumda egemen kalmasını ve bu toplumun kurallarının 6 Eylül zihniyetiyle belirlenmesini isteyen adamlardır. Eylemleriyle, Türkiye'ye 'atılan bir iftira'yı düzelttikleri veya 'yara kaşıyanlar'a karşı Türkiye'yi savundukları falan yok; eylemleriyle, 'Bu toplum şimdiye kadar böyle yönetildi, böyle yaşadı, bundan sonra da böyle yönetilecek, böyle yaşayacak' diyorlar. Daha eskilerde olmuş rezaletlerin unutulmasından yararlanarak 'Yalan! İftira!' diye bağırıyorlar. Ama '6-7 Eylül diye bir şey olmadı! Sözde 6-7 Eylül iddialarını reddediyoruz!' demeyi göze alan -henüz- çıkmadı.
Bütün bu durumlarda söylenen, 'Yaptık, gene yaparız, halen de yapıyoruz'dur.
'Türkiye' denince bu mu özleminiz? 6-7 Eylül'lerin toplumsal norm olduğu bir ülkenin yurttaşı olarak yaşamak mı, idealiniz?