Abdullah Cevdet'in sokağı

Son günlerde gündemi oluşturan 'konu'lardan biri de Abdullah Cevdet! Sokağı'nın adı değişsin mi, değişmesin mi?</br>Sonuç ne oldu, pek izleyemedim, ama...

Son günlerde gündemi oluşturan 'konu'lardan biri de Abdullah Cevdet! Sokağı'nın adı değişsin mi, değişmesin mi?
Sonuç ne oldu, pek izleyemedim, ama galiba bazı 'sanat'ların içine tüküren Belediye Başkanı Melih Gökçek de konuyu gündeme taşıyan AKP'li ve CHP'li temsilcilerden daha 'ölçü bilir' çıktı ve konuyu kapattı.
Abdullah Cevdet adını Türkçede yayımlanmış bütün ansiklopedilerde bulursunuz. Eski İslam Ansiklopedisi'nde de vardır, Diyanet Vakfı'nın çıkardığı yenisinde de. Türk Ansiklopedisi'nde vardır; Larousse, Britannica gibi çeviri ansiklopedilere eklenmiştir. Hilmi Ziya'nın Çağdaş Düşünce Tarihi'nde de onu görürsünüz.
Buralarda yer alması uygun görülmüş bir kişinin adının bilmem kaç yıldır özdeşlendiği sokaktan silinmesine karar veren irade hangisidir.
Öne çıkan AKP'li, destekçi olan CHP'li, mutluluk beyanı veren Hasan Celâl Güzel filan değil. Onlar figüran. Bu irade, son 15 yılı kaplayan, saldırgan ve vandal olmayı bilinçli bir tercihle seçmiş, Türkçü milliyetçiliktir.
Olabilecek her durumdan kendine bir 'çığırtkanlık' fırsatı yaratan, çok-merkezli ama tek-renkli bir akım. Bugün Abdullah Cevdet, yarın Cevdet Paşa, öbür gün kim bilir kim olur. Kim olduğu zaten önemli değil; önemli olan, hedefi, içeriği özellikle muğlak bırakılmış bir ajitasyon ortamında, birtakım alabildiğine ilkel kimlik öğelerine sürekli hitap ederek, her an patlamaya hazır bir 'sokak faşizmi'ni ayakta tutmak.
'Sokak faşizmi' ama manipülasyon düğmelerinin başında emekli diplomatlar, emekli generaller, çeşit çeşit bürokratlar ve çeşitli bakanlar da görebiliyorsunuz. Cumhuriyet tarihi boyunca toplumla organik bağ kuramayan devlet seçkinleri, tarihin bu aşamasında, bu bağı 'kitle isterisi' yoluyla kurmaya karar vermişler.
Abdullah Cevdet de, yanmasını istediğimiz ocağa attığımız odun veya kömür gibi, bu isterinin yalazlarını diri tutmak için belirli fasılalarla içine atılan yakıtın, besinin bir parçası. Dün Vahdeddin diye köpürüyorduk, bugün sıra ona geldi.
Silme nedeni: "Avrupa'dan damızlık erkek getirip yeni nesil yetiştirelim" demiş. Dediği belli değil, ama ne çıkar? 'Ateş olmayan yerde...' Dediyse, bunun kötülüğü ne?
Şimdi, ansiklopedi adları saydım, ama bizde 'kâzip şöhret' de boldur. Bir zaman biri 'olsun' der, hak etmeyen birileri de ansiklopedilere girer. Abdullah Cevdet bunu gerçekten söyledi mi? Söylemişse, bu, bir düşünür olarak sefaletinin kanıtıdır. Çünkü böyle A'dan Z'ye bozuk bir 'fikir', içler acısı bir şeydir. Bu nedenle de, bir 'Düşünce Tarihi' kitabında böyle birine yer verip vermemek gerektiği düşünülebilir.
Ama galeyana yol açan, 'düşünce'nin düşünce olarak sefaleti değil, 'Türklük'le ilişkisi! Bundan başka önemli konu yok!
Abdullah Cevdet'ten yola çıkıp, hızlarını alamadan, sokak adlarını 'kalite kontrolü'nden geçirmek üzere komite kuran bu kişiler, gene Ankara'nın caddelerinden biri olan Vali Dr. Reşit'i ve bunun bugün dünyada yapacağı göndermeleri hiç akıllarına getirdiler mi?
İddia doğruysa, aklını taktığı 'medenileşme' için saçma sapan bir şey önermiş biri, bir yanda; öbür yanda, 'milli görev' diye binlerce insan öldürmüş bir başkası (kendisi de inkâr etmiyor,
'Gene yaparım' diyor): anlattığım dalganın tercihi de bu.