Açıktan koyuya renk tonları

Toplumda büyük şok yaratan bomba olaylarından sonra beni kişisel olarak neredeyse bu olaylar kadar etkileyen bir şey de, bombalama eylemini gerçekleştirenlerden birinin akrabalarıyla yapılan konuşmalarda, bu insanlardan birinin, ilk gün, Yahudileri ve sinagoglarını hedef alan eylemler hakkında söylediği sözler ve kullandığı dildi.

Toplumda büyük şok yaratan bomba olaylarından sonra beni kişisel olarak neredeyse bu olaylar kadar etkileyen bir şey de, bombalama eylemini gerçekleştirenlerden birinin akrabalarıyla yapılan konuşmalarda, bu insanlardan birinin, ilk gün, Yahudileri ve sinagoglarını hedef alan eylemler hakkında söylediği sözler ve kullandığı dildi. Bu yalnız benim değil, neyse ki medyada birçok kişinin dikkatini çekmiş olmalı, çünkü üzerine yazılan pek çok yazıya rastladım. Bunu da olan büyük facianın yarattığı yaygın moral bozukluğu içinde olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Bir yığın olumsuz gidişata karşılık, daha insancıl, daha sağlıklı bir yönde değişimler de olabiliyor, diye düşünüyorum.
Sinagogların bombalanmasına ve orada Yahudilerin ölmesine üzülmediğini (ama arada Türkler ve Müslümanlar öldü diye üzülmüş- kimi 'insan' olarak tanımlama terbiyesi aldığımız konusunda da yazmıştım üç-beş gün önce), çünkü Yahudilerin kötü insanlar olduğunun ve onlardan dost edinmemek gerektiğinin Kuran'da da yazılı olduğunu rahat rahat anlatan, bunları 'Bugün hava yağmurlu' der gibi, nötr ve ampirik bir olguyu açıklar gibi söyleyebilen bu insan, bu memlekette ve bu dünyada insanı dehşete düşüren böyle olayların nasıl olabildiğinin yaşayan bir kanıtı gibi.
Evet, insanlara böyle düşünmeleri öğretilebildiği, böyle düşünen insanlar toplumda normal insanlar olarak yaşayabildiği için, böyle korkunç
eylemler de olabiliyor.
Bu eylemleri yapan insanları çevrelerinden soyutlayarak, kendi başlarına ele alarak baktığımızda, eylemlerinin korkunçluğunu onlarda da yansıtmış oluyoruz ve o zaman onları da korkunç ve olağanın dışında kişiler gibi görmeye başlıyoruz.
Bir kere bu kanala girince, 'Nasıl oluyor da böyle insanlar yetişebiliyor?' diye beynimizi zorlayabiliriz. Çok özel eğitimler sonucunda bu hale geldiklerini düşünebiliriz. Ama bunları yaptığımız ölçüde gerçeklikten uzaklaşmış oluruz.
Çünkü bu gibi korkunç eylemlerin ve onları gerçekleştiren korkunç insanların en korkunç tarafları, bunların olağanlığı ve sıradanlığı. Toplumda hiçbir şey, birbirinden kopuk ve geçirimsiz bir biçimde var olamaz. Her şey, sözgelişi bir rengin en açıktan en koyuya gittiği bir yelpaze gibi konumlanmıştır toplum içinde. O kamyoneti oraya süren ve onunla havaya uçan o 'olağandışı terörist' vardır, çünkü henüz herhangi bir kamyonet sürmemiş ama sürenle aynı şekilde düşünen ve aynı değerleri paylaşan yüzlerce kişi vardır. Onlar vardır, çünkü onlardan biraz daha gevşek (az daha açık renk) bir biçimde aynı nefreti yaşayan binlerce kişi vardır. Onlar vardır, çünkü kimi Yahudi, kimi komünist, kimi liberal, kimi demokrat diye ya da bunların hepsini birden tepelemenin gereğine ve iyiliğine inanan yüzbinler vardır.
Renk hafif hafif açılır ya da hafif hafif koyulur. Hepsi öbürüne bitişiktir, bu yelpazede neyin hangi noktada ötekine dönüştüğünü anlamak da güçtür, çünkü ayıran çizgiler yok, tedrici' bir gidiş vardır.
Bu ülkede öylesine yoğun bir yabancı düşmanlığı yapıldı ve hâlâ da yapılıyor ki, böyle olaylar olmasına da, böyle konuşan ve bu 'değer'lerle yaşayan insanlar bulunmasına da şaşmamak için hiçbir neden yok.
Vahşi, irrasyonel bir yabancı düşmanlığına dayalı yoğun bir edebiyat var. Ara sıra, kenarından kıyısından örnekler verdiğim, genel anlamda bir edebiyat. Geçmiş yıllara doğru uzandıkça daha da yoğunlaşıyor. Ama daha dar anlamında, 'güzel
sanat' olarak edebiyata baktığımızda gördüğümüz manzara bundan çok farklı değil.
Bunun böyle olduğunu söyleyince, 'Hayır, bizde asla ırkçılık yoktur!' diye bunları tevil etmek veya savunmak üzere 'er meydanı'na atılanlar da, hiçbir zaman eksik değil.
Yahudiler hakkında okuduğumuz o sözleri söyleyen kişi hakkında dava açılabilir. Eldeki yasalar -ünlü 312. madde vb.- buna elverir, ancak bugüne kadar hiç öyle bir durumda kullanılmadı. 'Türk' hakkında bir şey söylenirse bu maddelerle söyleyenlerin hayatını karartmak mümkün ama 'Türk'ün Türk-olmayan için söylediği lakırdılar hiçbir zaman kovuşturmaya uğramadı. Şu olayların vahameti, artık bunun zamanı geldiğini belki nihayet düşündürür.