Daha daha galeyan

Türkiye, aralık ortasından bu yana, tuhaf bir durumda. AKP hükümetinin tuhaf bir atalet içine girmesi, medyada yeni yeni dile getiriliyor, ama gözlemlediğim kadarıyla

Türkiye, aralık ortasından bu yana, tuhaf bir durumda. AKP hükümetinin tuhaf bir atalet içine girmesi, medyada yeni yeni dile getiriliyor, ama gözlemlediğim kadarıyla, AB'nin aralık kararından bu yana devam eden bir durum. İtmiş kakmış, uğraşmış ve bir gedik açmışız, sonra da oradan çekilip gitmişiz gibi, açıklanması zor, tuhaf bir durum bu.
Ama siyaset, boşluğu, ataleti kaldıran bir şey değildir. Hükümet durunca başka özneler harekete geçer ya da taraflardan biri yavaşlayınca ötekiler hızlanır.
Nitekim öyle oldu ve Trabzon olayına, Adapazarı olayına geldik. Daha başkalarına da geliriz.
Hükümet şimdiye kadarki icraatıyla bu ülkede yaşayan insanların ılımlı
sol ve liberal beklentilerini karşılayan bir uygulama içindeydi. Kendini 'muhafazakâr demokrat' olarak nitelemesine rağmen, bunu yapıyor olmak, bugünün Türkiyesi'nde 'devrimci' sayılacak bir şey. Dolayısıyla bu uygulamaya karşı muhalefet potansiyeli liberal veya ılımlı sol alanlarda değil, milliyetçi sağda toplanıyor.
Trabzon sonrasında bunun da sinyalleri gelmekte gecikmiyor. Nedir olay? 'Bayrak yakıldı' diye birkaç bin kişi toplanıp öyle olsun veya olmasın, 'yakmışlar' diyebileceği birkaç kişiyi linç etmeye girişiyor. Bu, bugünkü Türkiye'nin aşağı yukarı her yerinde, bütün taşrasında, en kolay yeniden üretilecek davranış tarzı, dolayısıyla en yaygın ruh hali ve eylem biçimi. Ama bu davranışın 'siyaset yelpazesi içinde' sahibi kim, diye sorarsanız, sahip, şimdiye kadar, tamamen değilse de ağırlıkla, MHP oldu.
Ama şimdi MHP olmaya aday başka siyasi odaklar var. Nitekim, bu şanlı 'Trabzon galeyanı' karşısında, örneğin Mehmet Ağar olumlu tepki göstermekte hiç vakit kaybetmedi. Ona göre, Türk'ün yapısını sergilemekte olan bu davranış biçimini hemen kucakladı.
Ağar'ın böyle yapmasında şaşılacak bir şey yok. Yani, 'haber değeri' yok. Derken Baykal ve adı hâlâ 'solda' diye anılan, ama 'milliyetçi'den farkı da 'ulusalcı' olmaktan öteye geçmeyen kesim de aynı davranışı, aynı hararetle kucaklamaktan geri kalmadı.
Diyorum ya, AKP hükümetine karşı en ciddi muhalefet birikimi bu cenahta oluşuyor. Çünkü hükümetin şimdiye kadarki icraatı, Türkiye'yi şimdiye kadarki Türkiye olmaktan, daha dünyalı, daha demokrat, sonuç olarak daha medeni bir Türkiye olmaya doğru harekete geçiren bir icraattı. Bu
ufuktan hoşlanmayan herkes (ki bunlar da bayağı bir yekûn tutuyor) faşizan milliyetçilik bayrağı altında toplanıyor.
Dolayısıyla bütün bu aktörler, geleneksel olarak 'MHP'nin tabanı' diye görme alışkanlığında olduğumuz kitleyi o kapıdan koparıp kendi kapısına yazmaya çabalıyor. Trabzon'daki linç girişimine sahip çıkınca, memleketin her köşe bucağında birilerini linç etmeye hazır bütün o tosunları da arkana alırsın.
Şimdi olabilecek son tuhaflık, hükümetin de aynı 'kitle'yi kazanmaya karar vermesi olur. 'Tuhaf', ama olmayacak bir şey de değil.
Ama tabii, o alanın kurtları var ve işlerini biliyorlar. Oralarda gezmeye gelen AKP hükümetini hemen yer bitirirler, ama o kitleyi AKP'ye yedirmezler.