Dünyada Bush

21. yüzyılın ya da öylesini tercih ederseniz ikinci binyılın beşinci yılına girdik. 'İyi yıllar' diyerek klasik kutlama dileğinde bulunayım.

21. yüzyılın ya da öylesini tercih ederseniz ikinci binyılın beşinci yılına girdik. 'İyi yıllar' diyerek klasik kutlama dileğinde bulunayım. Şu geçen dört yıl bence Türkiye açısından baktığımızda olumluluk kefesinin ağır bastığı, dünyadaki gidişata bakıldığındaysa, tersine, öteki kafanın daha dolu olduğu bir süreydi.
'Dünyadaki gidişat' derken, öncelikle, Bush'un başkanlığı altındaki Amerika'yı düşünüyorum. Amerika bu binyıla Bush'la girdi. Tabii bu, tek bir adamın kişiliği ve görüşleriyle sınırlı bir şey değil. Koca bir zihniyetin sözcülüğünü yapan bir çevrenin iktidarı söz konusu. Dün Bush'un karma evanjelizmi üstüne yazıyordum. Bütün bu 'ideolojik tarih', bu 'ahlak anlayışı' vb. şüphesiz çok önemli etkenler. Ama onların yanı sıra, petrolden çevreye, sanayiye, teknolojiye, daha bir yığın, önemce aşağıda kalmayan, belirleyici var. Soğuk Savaş gibi bir badireden çıkmış bir dünyada, gücü dolayısıyla o dünyanın kaderini değiştiren bir ülkede, bu zihniyetin iktidarda olması bana göre büyük bir talihsizlik.
Irak sanırım bu yıl da bir 'facia' olmaya devam edecek. 'Seçim'di, şuydu, buydu, bu ortam içinde şekillenecek herhangi bir olayın Irak'ta birikmiş 'ufunet'i temizlemeye yeteceğini sanmıyorum. Hem zaten sorun Irak'ın kendinde 'birikmiş' olandan ibaret değil. Belirli tipten global olaylar, dünyada yaşayan herkesin ilgi odağı haline gelir. Ondan sonra herkes kendi sorununu oradan giderek çözmeye çalışır. Ortadoğu'nun ve İslam dünyasının bütün birikmiş sorunları, birikmiş hoşnutsuzluk ve kompleksleri, birikmiş kin ve nefretleri şimdi Irak'ta yalnız 'ifade' değil, aynı zamanda 'hareket' imkânı bulacak. Ve bu kanalı açmış, bu süreci başlatmış olan Amerika'nın dümenini elinde tutan kadro, olayları anlamak, dolayısıyla yapılması gerekeni yapmak bakımından, olabilecek en yetersiz, en aykırı kadro. Bush gibi biri, sahip olduğu 'psikolojik savunma mekanizmaları' ile kendi yanlışlarının sonuçlarını, kendi haklılığının tanrısal kanıtları gibi okuyabilme yeteneğiyle donanmış bir kişilik.
Şimdi bir yandan İran'daki 'nükleer silahlanma hazırlığı' ile ilgilenmeye başladı. İran'ın böyle bir hazırlığı olabilir, olmayabilir. Varsa, şüphesiz bu İran dahil herkes için yeni tehlikeler doğuracak
bir süreç demektir. Tamam da, bunun böyle olup olmadığını soracağım en son mercidir Mr. Bush ve onun ekibi. Irak'a müdahalenin dünyaya sunulan gerekçeleri ve müdahaleden sonra o gerekçeleri doğrulayacak kanıtlar konusu sıradan herhangi birinin yüzünü utançtan kıpkırmızı etmeye yeterdi herhalde. Ama Mr. Bush'ta böyle bir tepki gözlemlemiyoruz.
Irak'ta yaratılan somut durum, bunun yol açacağı yeni benzer somut durumlar, dünyayı daha uzun süre uğraştıracak felaketler olacaktır. Ama Bush bunların yanı sıra bazı soyut şeyleri de fena halde incitti.
Saddam, Kuveyt'i işgal etmeye niyetlendiğinde, baba Bush, dünyanın düzenini korumak üzere harekete geçmişti. O sırada kimsenin böyle sonuç alacak bir 'zabıta' eylemine girecek hali yoktu. Ama dünya Saddam'a verilen bu karşılığı büyük bir çoğunlukla onaylamıştı. Dolayısıyla baba Bush'un davranışı dünya hukukuna aykırı bir şey değildi.
Ama oğul Bush, Irak'la birlikte Birleşmiş Milletler'i, uluslararası hukuku, vicdani meşruiyet kavramını, her şeyi çiğnedi. Irak'ı toparlamayı başardığımız bir zaman umarım gelecektir. Ve umarım bu soyut kavramların aldığı yaraların onarılması daha da uzun zaman gerektirmez.