Eğitimde durum

Genel eğitim sisteminin yükseköğrenim kademesinde çalışan biri, dolaylı olarak, ilk ve orta kademelerde olup bitenlerden haberdar olur...

Genel eğitim sisteminin yükseköğrenim kademesinde çalışan biri, dolaylı olarak, ilk ve orta kademelerde olup bitenlerden haberdar olur, çünkü kendi alanında, orada olanların sonuçlarıyla karşılaşır. Ben de öncelikle bu çerçevede izliyorum. Kendi öğrencilerime sürekli sorarak özellikle lisede ne öğrendiklerini, daha çok da neyi ve niçin öğrenmediklerini anlamaya çalışıyorum. Yıllardan beri durumun vahim olduğunun ve gitgide beter hale geldiğinin farkındayım.
19 Eylül Pazartesi sabahı Milliyet'te bir anket yayımlandı. Gazetenin bildirdiğine göre, "Avrupa Birliği'nin de desteklediği 'Türk Gençliği Konuşuyor' araştırması, Türk Sosyal Bilimler Derneği çatısı altında ODTÜ Sosyoloji Bölümü'nden Dr. Mustafa Şen'in başkanlığında gerçekleştiril"miş. 4 bin 500 lise son sınıf öğrencisinin cevaplarına dayanıyor. Sonuçları okuyunca, 'Türk gençliği konuşmasaymış daha iyi olacakmış' diyebilirsiniz.
En çarpıcı cehalet örneklerini gazete zaten manşete çıkarmış: burada rekor herhalde cevap verenlerin yüzde 35'ten fazlasının Amerika Birleşik Devletleri'nin bir Avrupa Birliği ülkesi olduğunu sanması. Böyle olduktan sonra, 'Neresini düzelteyim?' deyip kalakalmak işten değil. Dörtte biri de AB dolaşım biriminin dolar olduğu kanısında. Gene dörtte biri Avrupa Parlamentosu'nun Paris'te olduğunu sanıyor... Aslında bir parlamentosu olup olmadığını da bilmiyordur ya, 'Nerede?' diye sorulunca, başka kent adı düşünemediği için 'Paris' demiş olabilir.
Cehalet çok önemli tabii. Ama onun yanı sıra, büyük ölçüde onun ürünü olan başka dertler de var: Örneğin, 'Parlamento Paris'tedir' diyen bu insanlar, Avrupa'nın (herhalde 'biz'den başka herkesin) ahlâksız olduğu konusunda oldukça yaygın ve kesin bir kanaate sahip olabiliyorlar.
'Kitap bilgisi'nin ötesinde, dış dünya ile tanışıklığın ölçüldüğünü sandığım bu ankette, değişik tipte liseler arasından, en çok 'özel' liseliler bir Avrupa ülkesine gitmişler -en az da imam-hatipliler. Avrupa'da çalışmak veya yaşamayı en çok isteyenlerse meslek liseliler. Gene bu meslek liseliler, Avrupa'yı 'ahlâksız' bulma konusunda, son sırada yer alıyorlar. Bilgi yanlışlığı bakımından ise oldukça ilerideler.
Üniversitede kendi kişisel deneyimim, imam-hatip mezunu, örneğin başı örtülü, yani kız veya erkek, dindar eğilimli öğrencilerin ötekilerden daha cahil veya dogmatik olduğu yolunda değil. Ama bir özel üniversitede, belirli bir düzeyin üzerinde puan tutturmuş çocuklara bakarak bütün hakkında bir genelleme yapmak doğru olmaz. Nitekim, bu araştırmaya bakıldığında, bilgi eksikliği bakımından da, katı kanaatler bakımından da, imam-hatiplilerin epey ileride gittiğini gösteriyor.
İlginç olan, milliyetçi koşullanmaların öne çıktığı bu gibi konularda, herhalde akademik düzeyin en yüksek olması gereken Anadolu liselerinden gelenlerin de benzer tavırları paylaşması. "AB'ye girmek Türkiye'nin bağımsızlığına zarar verecek" diyenlerde veya "Avrupa devletlerinin sömürgesi konumuna düşürecektir" diyenlerde en yüksek yüzde imam-hatiplerden çıkıyor, ama onların hemen arkasından da Anadolu liseleri geliyor.
Demek bu anketleri bir de öğretmenlere uygulamak gerek.
Not: Pazar günü yayımlanan yazının başlığında bir harf yanlışı çıktı. Mecelle'nin ilkesine atıfla, "İyi örnek 'emsal' olmalı" diye yazmıştım,
'olmadı' çıktı. Oysa olacağı konusunda iyimserliğimi koruyorum.