Erivan'dan

Üç günden beri Erivan'dayım. Daha önce de iki kere bu kente gelmiştim. Daha önce birkaç kere Ermeni kıyımı üstüne yapılan toplantılara da gitmiştim. Ama şimdi ilk kez, Erivan kentinde Ermeni kıyımı üstüne bir toplantıda bulunuyorum.

Üç günden beri Erivan'dayım. Daha önce de iki kere bu kente gelmiştim. Daha önce birkaç kere Ermeni kıyımı üstüne yapılan toplantılara da gitmiştim. Ama şimdi ilk kez, Erivan kentinde Ermeni kıyımı üstüne bir toplantıda bulunuyorum.
Bu toplantı hakkında daha çok yazacağım. Bu ilk yazıda, Erivan izlenimleri üstünde durayım.
Son gelişimin üstünden 10 yılı aşkın bir zaman geçmiş olmalı. 10 yıl bir bakıma öyle az denecek bir zaman değil. Çok değişmiş mi ve değişmişse, ne değişmiş diye bakıyorum. İlk gün sokaklara gire çıka, akşama, akşamki resepsiyona kadar, epey bir gezebildim.
Toplantının da yapılacağı bizim otelin bulunduğu Cumhuriyet Meydanı bu kentin merkezidir. Volkanik Ağrı'nın binlerce yıl önce püskürttüğü kırmızı taşlarla yapılmış çeşitli resmi binalarıyla, güzel bir meydandır burası. O resmi binalardan biri şimdi Marriott Oteli olmuş, galiba halen de Anerikalılar işletiyor.
Daha önceki gelişlerim kısa süreliydi. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan'dan geçiyorduk. Bir görüşmeden çıkıp ötekine gidiyor ve ancak akşam vakti serbest kalıyorduk. Böyle olunca bir kenti tanımak güçleşiyor. Kendin gezmeyip birileri tarafından bir yerlere götürülüyorsan, neyin nerede olduğunu zihninde pek iyi oturtamıyorsun. Gezerken bunu hissettim.
Bazı çarpıcı sayılacak görüntüler de, bu 10 küsur yıl içinde değişmiş veya tamamen kaybolmuş. Örneğin, bu devlet binalarının birinin bahçesinde ya da avlusunda, yerinden sökülmüş kocaman bir Lenin heykelini sırtüstü yatırmışlardı. O yıllarda Sovyetik blok içindeki birçok ülkede benzerine rastlanan bir görüntüydü bu ve tabii 'sembolik' bir mahiyeti vardı. Nereye götürmüşlerse götürmüşler, Lenin buralarda yok artık.
Böyle sembolik sayılacak bir şey söyleyeyim. Akşamki resepsiyon diyordum. Bu, bizimkinde değil, bir başka otelde veriliyordu. Küçücük Erivan'da, bizimkine çok yakın, Yerevan Oteli'nde. Gittik, önce kocaman, camlı bir avluda kokteyl verdiler. Sonra 'Rossini' lokantasında yemeğe geçtik. Her şey çok şıktı, mekân alımlı, servis yerinde.
Daha önceki gelişlerimin ikisinde de İnturist Oteli'nde kalmıştım. Bu ad da, bütün Sovyetik sistemin simgesi gibi bir şeydir. Hangi SSC (Sovyet Sosyalist Cumhuriyet) olursa olsun, birinci sıradaki otel İnturist'tir. O salı günü o kadar dolaştığım halde bu İnturist karşıma çıkmamıştı. Ne oldu, o da yıkıldı mı acaba?
Çarşamba günü toplantı başlayınca Ermeni dostlardan birine sordum.
Meğer resepsiyona gittiğimiz Yerevan Oteli eski İnturist'miş!
Götürülünce her şeyi yerli yerine koyamıyorsun, demiştim ya. Aradan zaman da geçince yerini filan iyice unutmuşum. Ve bugünkü yapıyı görünce (dışından da, içinden de), bunun o eski İnturist olduğunu anlamanın imkânı yok.
Bunu da İtalyanlar alıp bu kılığa sokmuş.
'Sembolik' dediğim bu işte. Bir binanın, 10, 15 yıl içinde geçirdiği dönüşüm, ülkenin aynı süre içinde yaşadığı tarihin özet bir anlatımı gibi.
Şimdiye kadar otellerden gittim.
Bunlar, evet, o tarihi bir şekilde özetliyor -ama her şeyi değil.
Önceki gelişlerimde, elektrik yok, ısınma yok, epey ağır yoksunluk manzaralarıyla karşılaşmıştım. Bunları bir şekilde çözmüşler. Ama genel yoksulluk olduğu gibi duruyor ya da artmış bile olabilir. Otel, pahalı kozmetik malzemeleriyle makyaj tazelerken bir yandan ortalık dilenci dolmuş. Neyse, devam edeceğim anlatmaya.