Galeyan toplumu

Birkaç gündür bayrakla yatıp bayrakla kalkmaya başlamıştık. Radyoda, çoğu televizyon kanalında ha bire bu konuşuluyordu. RTÜK Başkanı çıkıp tavsiyelerde bulunuyordu.

Birkaç gündür bayrakla yatıp bayrakla kalkmaya başlamıştık. Radyoda, çoğu televizyon kanalında ha bire bu konuşuluyordu. RTÜK Başkanı çıkıp tavsiyelerde bulunuyordu. Bu sabah da bütün gazeteler memleketin her
yanından bayraklı gösterilerin renkli fotoğraflarını yayımlamışlar.
Bir köşede de Mersin'de bayrak yakarak bu galeyanı başlatanların yakalandığı haberi... Biri 14, öbürü 12 yaşında bir oğlan ve bir kız...
Tuhaf bir durum! Bana çok tuhaf geliyor. Ama böyle yığınla insan hiç yadırgamadan böyle davrandığına göre, tuhaflık bende olmalı.
Ezel ahir hoşlanmam böyle bayrak yakma türü eylemlerden. Bayrak yakarlar, birilerinin kuklasını yapıp yakarlar. Tiksinti veren bir şey. Çirkin, ama aynı zamanda ilkel, zekâ fukarası bir davranış.
İyi de, iki çocuk bayrak yaktı diye milyonlarca insan sokağa dökülüp bayraklarla geçit yapınca, televizyon kanalları ekranın köşesine bayrak takarak yayın yapınca ortaya daha sağlıklı bir toplum manzarası mı çıkıyor?
Medyada karar verme konumunda olan bazı kişilerin bulundukları yere 'Büyütmeyin böyle saçma bir olayı' dediklerini okuyorum. Ama sonunda onların dediği olmuyor ve 'büyütmek'ten yana olanlar kazanıyor. Herhalde hep böyle olacak!
Medyada, her olay karşısında 'Yaşasın!' veya 'Kahrolsun!' diye bağırmakla yetinmeyip neyin niçin olduğunu merak edenlerin de üzerinde düşünebileceği bilgiler yok değil. Örneğin, bu olayın Mersin'de geçmiş olmasına dikkat çekilmiş; Mersin'de çok kısa süre içinde nasıl bir nüfus patlaması yaşandığı, 100 binin altında bir nüfustan bugün nasıl 800 bine gelindiği söylenerek bir bağ kurulmuş.
Evet, yıllarca güneydoğuyu kasıp kavuran o koşullar içinde tası tarağı toplayıp göçmüşsünüz. Çadırda, barakada, çerçöp arasında barınmışsınız. Kim bilir ne gibi yoksunluklar içindesiniz. Geleceğe hangi 'umut'larla bakıyorsunuz? Bugününüzden ne kadar hoşnutsunuz? Bu yoksunluklarınıza sebep olmuş birini arar mısınız? Pek çok şeye düşmanlık, nefret duymaz mısınız?
Mersin'de, şurada burada, şu anlattıklarıma benzer koşullarda şu anlattıklarıma benzer duygularla yaşayan kaç kişi vardır acaba? Onlar geleceklerini düşündüklerinde ne gibi 'umut'lar
beslerler, diye sordum. Onlarla dolu bir toplumun gelecekle ilgili umutları neler olabilir, diye de sorabiliriz.
Ama, hayır, bunlar sorun değil; bunlar, üstüne durmaya değer konular değil.
Önemli olan elimize bayrak alıp sokaklara fırlamamız; birilerini
lanetleyerek yürüyüşe geçmemiz.
Önemli olan, bize gerekli olduğuna inandığımız bu toplumu bu haliyle korumamız. Biz düğmeye bastığımız anda bayraklarıyla sloganlarıyla ortaya dökülecek, bir gün İtalya'dan gelen domatesleri çiğneyecek, öteki gün birilerini linç edecek, böyle bir toplum ilelebet olmalı.
Bunun 'güçlü bir toplum' olduğuna inanıyorlar. Onun için de toplumu böyle bir olgunlaşma, daha doğrusu 'olgunlaşmama' basamağında sabitlemek ve dondurmak üzere gerekli bütün tedbirleri alıyorlar. Bu kadar tedbir alınınca sonuçlar da başarılı oluyor elbette. Ama bütün bu bayraklarla, sloganlarla, ulusal gelir artmıyor, gelir dağılımı düzelmiyor, Türkiye toplumunun bilimsel yayınlarının niteliği ya da niceliğinde bir gelişme olmuyor; yani, toplumları gerçekten güçlü yapan alanlarda herhangi bir kıpırtı görünmüyor.