Güçlü devlet özlemi

İspanya ve Portekiz'in keşiflerde, dolayısıyla sömürgecilikte oynadıkları öncü role rağmen, sonraki yıllarda bu yarışta geri kalmaları ve 19. ya da...

İspanya ve Portekiz'in keşiflerde, dolayısıyla sömürgecilikte oynadıkları öncü role rağmen, sonraki yıllarda bu yarışta geri kalmaları ve 19. ya da 20. yüzyıla Avrupa'nın zayıf ülkeleri olarak girmelerinin nedeni ne olabilir?
Bunun üzerine bir zamanlar epey bir araştırma ve tartışma yapıldığını hatırlıyorum. Genel çerçevesi içinde bakıldığında, Türkiye'yi de yakından ilgilendirmesi gereken bir sorunsaldır bu. Çünkü 'devlet' ile 'toplum'un karşılıklı ilişkilerinin, bizim geçmişimize de çok aykırı düşmeyen bir 'biçim'iyle ilgili bir durum söz konusudur.
En kestirme söyleyişiyle, sermaye, kapitalistleşme olgusuyla ilgili bir durum var ortada. Bugünün terminolojisine çevirerek söyleyecek olursak, İspanya ve Portekiz, sömürgecilikte 'devletçi' yöntemi seçtiler;
İngiltere, Hollanda ve kısmen Fransa ise özel teşebbüsü. İspanya ve Portekiz fütuhat yaptılar; ötekiler öncelikle ticaret. Birinci modelde devlet güçlendi; ikincisinde toplum güçlendi.
19. ve 20. yüzyıllara girişteki farklılığın temel nedeni de budur.
Portekiz'de 'Denizci Henri'nin rolünden söz etmiştim. Burada her yerde anıtları olan ve haklı olarak çok sevilen bu adam bir prensti ve elbette devlet adına hareket ediyordu. Açtığı okulla ve başka girişimleriyle Portekiz'e çok şey kazandırdı. İspanya'da Fernando ile İsabella da benzer bir rol oynadılar. Sonuçta, yeni keşfedilen kıtalardan gelen servet, Potosi'nin gümüşü, Brezilya'nın altını ve bütün bu zenginlik Portekiz ve İspanya devletlerinin ekonomik bakımdan bir rasyonalitesi olduğu iddia edilemeyecek harcamalarında israf olup gitti ve toplumda bir sermaye birikimi oluşmasına imkân bırakmadı.
Hatta tam tersine, bu denizaşırı gelire rahatça el koyan devlet, aristokrasiyle geleneksel ittifakını bozma gereği duymadı ve bu asalak egemen sınıfın toplum üzerinde katı bir hegemonya kurmasını destekledi.
İngiltere'de de denizaşırı ticareti devlet desteklemiştir -ama sadece desteklemiştir. Orada, bu ticareti ve onun kaçınılmaz sonucu olarak sömürgeciliği yürütenler, öncelikle, şirketlerdir: East India Company, Levant Company vb. İngiliz devletinin ordusu ile müdahale etme gereğini duyması, sözgelişi Hindistan'ı fethetme girişimi. 18. yüzyılın işidir. Söz konusu şirketler, bütün tekeller gibi, kendilerinden başkasının bu alanlarda çalışmasını engellemek istediler. Bunun için ellerinden geleni de yaptılar, ama hiçbir zaman tam başarılı olamadılar. Sonuçta orta sermaye, kimi zaman hatta küçük sermaye, işin içinde oldu.
Böylece toplum bir sermaye birikimi yapmayı başardı ve güçlendi.
İspanya ve Portekiz, Batı Avrupa'da 15. yüzyılın başından 19. yüzyıl başına kadar yaşanan süreç içinde, benzerleriyle kıyaslandığında,
'devletçi model'i oluştururlar; ama aynı süre içinde bizim bu tarafta olanlarla kıyaslandığında, onların 'devletçiliği' bir hayli ılımlı kalır. Burada devletin kendisi değilse de ideali, her zaman, başka her türlü varlığı boğan bir özne olmuştur ve bugün de bu anlayışın genel ideoloji üstündeki ağırlığı sürmektedir.
Gelgelelim, bütün dünya tarihi, toplum pahasına devleti güçlendirme yönteminin başarılı olmadığını kanıtlıyor. Bu yöntem, üstelik, kendi amaçladığı şeyi de yerine getiremiyor. Çünkü güçlenemeyen toplum üstünde devlet de hiçbir zaman güçlü olamıyor. Kendi toplumuna karşı güçlü, evet, asıp kesmekte de etkili.. ama dünya piyasasına adımını attığında, esamisinin okunmadığı anlaşılıyor.