Hans von Seeckt

Hans von Seeckt, 1866'da Schleswig'-de doğdu. Aynı yılda, Bismarck komutasında Prusya Schleswig'e el koymak üzere Danimarka'yı pataklamakla meşguldü.

Hans von Seeckt, 1866'da Schleswig'de doğdu. Aynı yılda, Bismarck komutasında Prusya Schleswig'e el koymak üzere Danimarka'yı pataklamakla meşguldü. Ardından Avusturya'nın haddini bildirecek, 1870'te Fransa'yı
dağıtma başarısı da gösterince Almanya'nın milli birliğini kuracaktı.
Von Seeckt, bu yeni Almanya ordusunda hâlâ hegemonik konumda olan yığınla aristokratik, Prusyalı subaydan biri olmak üzere, 1885'te askeri kariyerine başladı. Bizim de onunla bir hısımlığımız vardır, çünkü savaşta bir ara Osmanlı ordusunun kurmay başkanı da oldu.
Almanya savaşı kaybetti. Versailles Antlaşması, ülkenin sahip olabileceği
orduyu küçültüyordu; asker sayısını kısıyor, ama daha önemlisi, sahip olabileceği silahları sınırlıyordu.
Van Seeckt bu sıralarda Truppenamt'ın başına geçti. bunun anlamı 'Birlikler Merkezi', ama işlevi, aşağı yukarı, genelkurmayınkiydi.
Sıkı milliyetçi bir Prusyalı ve Alman subay olarak Von Seeckt, birinci vazifesinin, Versailles'in getirdiği yasakları gizlice delerek geleceğin güçlü Alman ordusunu kurmak olduğuna inandı.
Böyle inanmasını, siz, bir Türk vatandaşı olarak, kınayabilir misiniz? Siz olsanız aynı şeyi yapmaz mıydınız? Daha doğrusu, aynı şeyi yapmakla yükümlü değil misiniz?
Bu koşullarda, üstelik gözlerinizi kapayarak değil, açarak, vazifenizi yapmalısınız.
Amacını gerçekleştirmek için Von Seeckt Sovyetler Birliği ile gizli bir anlaşma yaptı. 1922'de Rapallo'da ve 1926'da Berlin'de varılan anlaşma gereği, Almanya SSCB'ye ağır sanayi kurma ve subay eğitme konularında yardıma başladı; karşılığında, kendi subaylarını Rusya'da eğitiyor ve silahlarını orada deniyordu. Böylece bu iki ülke, 'ulusal çıkar'ları adına, illegal bir komploya girdiler ve uluslararası anlaşmaların getirdiği (ve kendi imzaladıkları) hükümleri çiğnediler, delik deşik ettiler.
Von Seeckt bazı ikincil ve kişisel nedenlerle görevinden istifa etmek zorunda kaldı. İkinci Dünya Savaşı'nı göremeden öldü. Görse acaba ne düşünürdü? Yaptığı işten pişman olur muydu?
Pek sanmıyorum. Ama zaten onun duygularının bir önemi yok. Onun gibi yetişmiş insanlar o türlü davranmış olmaktan kolay kolay pişmanlık duymazlar.
Ona değil, bu savaşta şu veya bu şekilde hayatını kaybetmiş milyonlarca insana sormalı, yapılan işin sorumluluğunu.
Olanların tek sorumlusu Von Seeckt mi? Elbette değil. Ayrıca Alman ordusunu gizlice güçlendirirken, bir gün Hitler adında bir adamın gelip böyle bir savaş çıkaracağını bilebilir miydi? Bilemezdi (ama bilse de davranışını değiştireceğini sanmıyorum). O halde Von Seeckt daha sonra olanlardan ötürü suçlanabilir mi?
Böyle dünya çapında bir olayın bireysel sorumluları, bir yandan, olamaz. Ama bir yandan da, o birey bunu, öteki birey şunu yapmış olmasa, olay nasıl oluşurdu? İkinci Dünya Savaşı'nda, faşizmde, Nazizm'de milyonlarca insanın payı ve parmağı vardı. Kiminin daha etkin, daha çok; kiminin daha edigin, daha az. Von Seeckt herhalde birinci kategoriye girer.
Biz Türkiye'de 'doğru davranış'ın Von Seeckt'in davranışı olduğunu öğrenerek yetiştik. Sıradanlığın sıradışı sözcüsü, 'kurşun atan, kurşun yiyen' edebiyatını yaparken, bu temel eğitim öğesini dile getiriyordu.
Doğru davranış Von Seeckt'inkidir. Onu eleştirmek de, dolayısıyla, vatana ihanettir. Hele biri kalkıp, "Yahu, siz gizli gizli silahlanıyor musunuz yoksa?" diye soracak olursa, o birini derhal linç etmek gerekir.
Ama bizi bir yana bırakıp, sadece Von Seeckt ve dünya diye düşünün. O zaman biraz farklı görünmüyor mu?