Hawaii sohbetler

Beyaz adamlar arasından ilkin Portekizliler 16. yüzyılda Hawaii Adaları'nı 'keşfettiklerinde'...

Beyaz adamlar arasından ilkin Portekizliler 16. yüzyılda Hawaii Adaları'nı 'keşfettiklerinde', Polinezyalı yerlilerin keşfinin üstünden 1000 küsur yıl geçmiş oluyordu. 18. yüzyılda ve sonrasında buraya gelenlerin sayısı arttı. Ünlü kâşif James Cook 1778'de bir kere daha keşfedip dostu Britanya Bahriye Nazırı Lord Sandwich'in adını verdi. Ama adalar, zamanla, kendilerini bu lorddan kurtarıp en büyük adalarının adıyla anılır oldu. Oysa gene aynı lorddan adını alan masum yiyecek, hem ağzı hem dili olduğu halde, 'sandviç' adından kendini kurtaramadı.
19. yüzyılda, öncelikle şekerkamışı ve ananas üreten adalarda, sahiplenme mücadelesi kızıştı. Britanya, Fransa ve ABD rekabet içindeydi, ama tabii fiziksel yakınlığı bakımından en avantajlı olanı ABD'ydi. Yerli kral da bir çeşit ABD mandasına girmeyi en akla yakın yol olarak görmüştü.
Beyazlar bu adaların barışsever yerlilerine karşı pek fazla silah kullanmadılar, Eski Dünya'dan getirdikleri, zavallı yerlilerin hiçbir bağışıklığı olmayan mikroplar, nüfus dengesi sorununu çözdü.
Mikroplarla birlikte, 1820 dolaylarında buralara ulaşıp yerlilere medeniyet öğreten misyoner ailelerinden gelen Sanford Dole, yüzyıl sonuna doğru Hawaii'ye gelip siyasete karıştı. Amerikan tarihinin ilk ve son darbesiyle (ama o sıralarda Hawaii zaten Amerika'nın parçası değil) kraliçeyi devirip ABD'ye katılma talebinde bulundu. ABD durumu karanlık görüp kaçınmaya çalıştı; Dole ve taraftarları bastırdı. Sonunda, 1900'de Hawaii, ABD tarafından ilhak edildi. O zamanki statüsü 'Dış Topraklar'dı -yani, Porto Riko vb. gibi, 'devlet' olmaksızın ABD toprağı sayılan bir yer.
'Yurtsever' Dole, böylece, ABD'ye toprak kazandırmış oldu. Dole'un, tabii, 'Dole Corporation' adlı şirketi de vardı. Sonra Castle and Hook adlı başka bir şirketle birleşti. Takımadalardan Lanai Adası'nı satın alıp ananas plantasyonu haline getirdiler. Bu ada şimdi şirketin özel mülkü (öyle küçük bir şey sanmayın: İmroz'un iki katına yakın). Ayrıca, Niihau Adası da özel mülk. Sekiz adanın özel mülk olarak ikincisi. Eh, Amerikan
'ruhu'na uygun durumlar.
Evet, ABD'ye ta 1959'da, 50'nci, yani son 'devlet' olarak katılan Hawaii'de, Pearl Harbor (Oahu Adası'nda), 1887'den beri bir Amerikan deniz üssüydü. 20. yüzyılda, ABD'nin 'Pasifik Donanması' burada bulunurdu.
Bilindiği gibi 1941'de Japonlar buraya baskın verdiler, birçok gemi batırdılar, uçak tahrip ettiler, insan öldürdüler (ölenlerin sayısı, 11 Eylül'de ölenlerden biraz fazlaydı aslında).
Oysa Hawaii ve Pearl Harbour, ABD'nin Pasifik kıyılarını koruma altında tutan 'jeopolitik' noktaydı. Gerçekten de bu adalar Okyanus'un aşağı yukarı tam ortasında yer alırlar.
Hawaii, 'jeopolitik' tartışmalarında epey klasik bir örnek gibi görünür bana. San Francisco'dan 3 bin 900 kilometre uzaklıkta. Bir bakıma, mükemmel bir üs. Gelgelelim, bir baskınla vurulabiliyor ve ağır hasara uğruyorsunuz. O halde, bu jeopolitik noktayı korumak üzere, ondan daha ileride başka noktalar mı bulmak gerekiyor? Aksi gibi, Okyanus'ta pek yok böyle yerler, olan birtakım adacıklar da boy bos ya da konum nedeniyle uygun değil.
Aslında en uygun yer, Japonya'nın kendisi. Amerika, Japonya'da egemenliğini
kurmuş olsa, Pearl Harbor'u mutlaka engellerdi. Onu engellerdi, ama Japonya'daki varlığını korumak için ne yapması gerekirdi? Çünkü o zaman bu 'jeopolitik' konumunu tehdit edecek, Kore gibi, Çin gibi, Tayvan gibi, başka 'jeopolitik' noktalarla burun buruna gelirdi.
Yani, sonuç olarak, bu 'bakış'ın sonu yoktur. Benim çok hafif karikatürize ettiğim bu 'muhakeme' biçimini çok ağır şekilde ciddiye alanlar olmuştur; hâlâ da var. Onlara dıştan baktığımızda, 'emperyalist' diyoruz. Bunun yanı sıra, 'faşist', 'yayılmacı' vb. okşayıcı sıfatlar da kullanabiliriz.
'Evrenselci-Aydınlanmacı etik' diyorum, epeydir. Bu, 'Biz yapınca/o yapınca' mantığının dışına çıkmak ve yapılan şeyin adını koymak anlamına gelir.