Hurufî toplum-bilgi toplumu

Delikanlı yaşlarımızdayken çevremizde tehlikeli 'simge'ler olduğu konusunda uyarılırdık. Örneğin Sovyetler Birliği'nden ithal edilmiş bir kibrit vardı.

Delikanlı yaşlarımızdayken çevremizde tehlikeli 'simge'ler olduğu konusunda uyarılırdık. Örneğin Sovyetler Birliği'nden ithal edilmiş bir kibrit vardı. Kutunun üstünde -dikine tutarsan- bir çam ormanı resmi. Ama asıl oyun, 'dikine' değil, 'yanlamasına' tutunca! O zaman, 'çam dalı' gibi görünen bir leke aniden 'Stalin'in bıyığı' oluyor ve niçin Sovyetler'in bu kibriti bu resimle ihraç ettikleri anlaşılıyor!
'Anlaşılıyor' mu? Kendi hesabıma, bu gibi şeyleri bu yaşıma kadar anlayamadım. Nasıl oluyor? Bu resme baktıkça, farkına varmadan, içimizde bir Stalin sevgisi mi büyümeye başlıyor? Nasıl bir sonuç almak üzere SSCB ideoloji ve propaganda aygıtları bu resmi yapıyor, basıyor, çoğaltıyor, ihraç ediyorlar?
Yaşımız büyüdü. 60'ların ikinci yarısında Vietnam Savaşı, dünya çapında önem kazandı. O zamanlar Tekel'in Bahar sigarası var. Üstelik adı 'kadın sigarası'na çıkmış, pek öyle önemli bir şey de sayılmaz yani. Sağcılar bana heyecanla gösterdiler: Paketi ters çevirip bakıyorsun, ortadaki dizayn meğer uzun sakalıyla Ho Şi Minh imiş! Vay anasına!
'Vay anasına' ama sorular gene aynı sorular. 'Kabadayı' fıkrasında olduğu gibi, adam paketi eline alacak, evirecek, çevirecek, ters döndürüp bakacak, o gün ters tarafından kalkmışsa -ya da kalkmamışsa- birden tanıyacak: 'Aaa, Ho Şi Minh!' Ben propagandanın böylesine ne fiyat biçeyim?
Tanıdı! Peki, şimdi ne olacak? 'Türk misafirperverliği' mi? 'Adam kalkmış, buraya kadar gelmiş. Haydi, ben de komünist oluvereyim' mi diyecek -ne diyecek? Yani, Bahar sigarası paketinin kapağında Ho Şi Minh'in ters dönmüş suratı oldu diye ne olacak?
Bunun cevabını o zamanın Ülkücüleri, İlim Yayma Cemiyetleri, Komünizmle Mücadele Cemiyetleri bilirler. Bunları üretenler, fısıldayanlar, konuşanlar onlardı.
Yaşımız biraz daha büyüdü: Hurufîlik diye bir şey olduğunu öğrendik. Baskıcı Ortadoğu toplumu, arkaik bir ideoloji, ebced hesapları, daha bunun gibi neler neler. Bu arada harflerle birbirine 'mesaj' veren bir 'gizli örgüt'! 'Haşhaşîler' vb., 'gizli örgüt'çülüğün doğum yeri de burası -bir yandan.
O zaman kafama dank etti ki 'hurufî toplum' başlı başına bir fenomendir. Burada patlıcanın üstünde 'Allah' yazısı tespit edilir ve İslam'ın 'hak dini' olduğu kanıtlanmış olur. Ama burada, ortalığı boş buldu mu duvarın bir yanına 'orak-çekiç' çizen adamlar da çıkar. Arada bir, durum elverdikçe, bunlardan da yakalar getirir, külyutmaz Türk polisi, Sansaryan'a veya kodese. Sahici komünistler bunlara 'tezyinatçı' der.
Ama vardır o da kültürümüzde. Ne olacak? Bir duvarın bir köşesine bakacağım, bir de ne göreceğim? ORAK-ÇEKİÇ! Ve derhal komünist olacağım.
O ana kadar olmamamın nedeni bunu göremeyişim.
Şimdi yaşımız iyice büyümüş vaziyette. Meclis'te CHP'liler çıkıp 'takrir' veriyor, Cumhurbaşkanı'nın tıraşlı resmi basıldı diye. Gerçekten, olacak iş değil!
Kim çekmiş? Resmi basan hain AKP'li günlerce Cumhurbaşkanı'nın arkasında dolaşıp sakalının uzadığını tespit ettiği anda resmi çekip bir koşu karargâha gelmiş, 'Çektim! Çektim!' diye haykırmış ve bayılmış ve o anda baskıdan sorumlu AKP'li filmi yakalayıp matbaaya seğirtmiş ve...
Ama bir de Meclis'te -düşünün! Meclis'te!- kesmeşekerleri sardıkları ay-yıldızlı kâğıtlar var. Düşünün, bu ne demek! Süreci, adım adım, zihninizde canlandırın: Kâğıdı açıyor, şekeri çıkarıyorsunuz. Şekeri çaya atıyorsunuz! Ya kâğıdı? Kâğıdı nereye atıyorsunuz? ÇÖPE! Hiç düşündünüz mü? Ay-yıldızı çöpe attığınızın farkında mısınız? Siz değilseniz, CHP farkında. Deniz Baykal, farkında olacak temsilcileri özenle seçmiş, ayıklamış. Şimdiye kadar AKP'ye gitmemiş olanları dikkatle izliyor olanları, sakal boyunu, ay-yıldızı.
Bir yandan da birileri konuşuyor: 'Önemli olan düşünsel üretkenliktir, yaratıcılıktır,' diyenler var. 'Önemli olan, 'nitelikli emek'tir, bu da Türkiye'de bulunmuyor,' diyenler var.
Kim demiş! Patlıcanın üstünde Allah'ı, Bahar paketi üstünde Ho Şi Minh'i kim buldu, bu millet bulmadıysa? Bundan daha yaratıcı düşünce mi olur, bu dünyada bizimle yarışacak millet mi olur?