Irak'ta Kürt devleti

Anlaşılıyor ki Irak'ta olması düşünülen her şey arasında yalnız 'Kürt devleti' konusu Türkiye'yi ilgilendiriyor. Bu ilginin yoğunluğu nedeniyle ABD ile birlikte hareket etmeyi tercih ediyoruz. Ve bu ilgiyi, 'Irak'ta bağımsız bir Kürt devletinin kurulması bizim için savaş nedenidir' tarzında cümlelerle ifade etmekte bir sakınca görmüyoruz.

Anlaşılıyor ki Irak'ta olması düşünülen her şey arasında yalnız 'Kürt devleti' konusu Türkiye'yi ilgilendiriyor. Bu ilginin yoğunluğu nedeniyle ABD ile birlikte hareket etmeyi tercih ediyoruz. Ve bu ilgiyi, 'Irak'ta bağımsız bir Kürt devletinin kurulması bizim için savaş nedenidir' tarzında cümlelerle ifade etmekte bir sakınca görmüyoruz.
Bu, gerçekten böyle bir hedefe 'kilitlendiğimizi' mi gösteriyor. Yoksa, başka yaklaşımlarımız da var, ama burada kararlı görünmek bazı pazarlıklarda işimize yarar, onun için mi böyle konuşuyoruz, tam bilemiyorum. Ancak, böyle konuşmaya bir kere başladıktan sonra, başka türlü davranmak kolay değildir. Ayrıca, şimdiye kadarki tarihimiz üstüne bütün gözlemler, Türkiye Cumhuriyeti'nin politikalarında esnek davranabilen bir ülke olduğu sonucunu vermiyor.
Geçen gün de söylediğim gibi, böyle bir tavır almanın gerekçesi bu devletin kurulmasıyla Türkiye'deki Kürtler için bir çekim merkezi oluşacağı ihtimali. Böyle bir ihtimal yoktur denemez elbette. Ama tarihteki her durumda olduğu gibi burada da, iki olgu arasındaki ilişki zorunlu bir ilişki değildir, konjonktüre göre yönlenecek bir ilişkidir. Konjonktürün nasıl belirleneceği de (ya da 'üst-belirleneceği') tarafların nasıl davranacağına bağlıdır; dolayısıyla Türkiye'nin elinde orada önemli bir özne olma imkânı vardır. Tarihteki ve şu andaki başka örneklere bakalım. İnsanlık tarihinde hiçbir zaman iki toplumsal olgu birbirinin tıpkısı olamaz. Arada mutlaka farklı etmenler vardır. Gene de, analoji yapma imkânı veren pek çok öğe tespit etmek mümkündür.
Önce kendimize bakalım. Burada koskocaman Türkiye Cumhuriyeti olarak duruyoruz: yanımızda, Yunanistan'da, Bulgaristan'da ve Makedonya'da Türk azınlık nüfusları yaşıyor. Bu Türkler 'anavatan'a gelip yerleşeceğiz diye tutturmuyor; 'Buradan koparacağımız toprakla Türkiye'ye katılacağız' diye bir harekete de geçmiyor. Bir tarihte Bulgaristan'dan epeyce insan buraya göçmüştü. Neden? Bulgar rejimi akla mantığa sığmayan ve insan haklarını ayaklar altına alan bazı uygulamalara giriştiği için. Demek ki böyle olaylar olmayınca, insanlar bulundukları yerde oturuyorlar. Üstelik, her şeyden çok mutlu olmasalar da oturuyorlar. Yunanistan'daki Türk azınlığın birçok sorunu ve haklı şikâyeti var. Ama bundan ötürü ne göç ne de 'ayrılıkçı' hareket yaşanıyor.
Bizim memlekette günde beş vakit Sevres'i hatırlayıp ürperti geçirmezse milli görevini yerine getirmediği korkusuna düşenler var. Aynı savaştan sonra, yenildiği için cezalandırılanlar arasında Macaristan da vardı ve Trianon Anlaşması, Macaristan'ı bizden de ağır biçimde kırpıp küçülttü. Onun için, bugün Macaristan'ın neredeyse her yanında, başka ülkelerin azınlığı haline gelmiş Macarlar yaşar. Bunların toplamı, yanılmıyorsam, bugün Macaristan'da yaşayan Macar nüfusun yarısına yaklaşır. Yugoslavya'nın Voyvodina özerk bölgesi nüfusu karışık bir yerdir, ama en büyük oranı bulan nüfus (yüzde 40'ı buluyor olmalı) Macar'dır. Kuzeydeki komşu Slovakya'da hatırı sayılır bir Macar azınlık yaşar. Ama en kalabalık Macar azınlık, doğuda, Romanya'dadır. Bu bölgelerin hepsinde, tarihte, uzun süre Macarlar egemen olmuştur; yani, 'Buraları eskiden bizimdi' diyebilirler ve diyenleri de var. Ayrıca, saydığım ülkelerin hepsinde Macar azınlığın çoğunluk ulusla bayağı ciddi sorunları var. Bütün bu koşullara rağmen, sözgelişi Transilvanya'nın Romanya'dan kopup Macaristan'a katıldığını tahayyül edebiliyor musunuz?
Arnavutluk da çeşitli bakımlardan ilginç bir örnek ama bugünlük ona yer kalmadı. Ayrıca, bu değindiklerimin tersine işlemiş örnekler var, İkinci Dünya Savaşı öncesinde Sudet Almanları gibi. Bunlara başka bir yazıda değineyim, çünkü belli ki bu konuda başka yazılar yazmak gerekecek.
Ama şimdi, başta söylediğimi tekrarlayarak bitireyim: Bir yerde bir devlet kuruldu diye, komşu ülkede o etnisiteyi paylaşanların, 'Haydi, kapabildiğimiz toprakla biz de oraya katılalım' demeleri gibi bir kural yoktur. Kimin ne diyeceği, genel konjonktüre bağlıdır.