Irak'taki Kürtler

Irak'ta yaşayan Türkmen halkla ilgili olarak, Türkiye'nin bir süreden beri izlediği politika, son Irak krizinden bu yana çeşitli bakımlardan endişe...

Irak'ta yaşayan Türkmen halkla ilgili olarak, Türkiye'nin bir süreden beri izlediği politika, son Irak krizinden bu yana çeşitli bakımlardan endişe verici bir nitelik almaya başladı.
'Bir süreden beri izlenen politika' diyorum, çünkü o 'bir süre' öncesindeki
politika bir hayli farklıydı. 70'lerdeydi yanılmıyorsam, Irak, kuzeydeki Kürt nüfusla bir anlaşmaya gitmek üzere nüfus sayımı kararı vermişti. Ancak bu sayımda Türkmenler Türkmen olarak değil, ya Arap ya da Kürt olarak yazdıracaklardı kendilerini. Buna o zaman Türkiye de itiraz etmedi. Ancak, bugünkü 'teyakkuz' konuları o dönemde -ve her dönemde- geçerli olduğu için, Türkmenler üzerinde olabilen etkisini, 'Kürt değil, Arap olduğunuzu söyleyin' talimatını vererek kullandı.
Şimdiki politikamızda, tekrara gerek yok, çok belirgin bir biçimde Türkmenlerin yanındayız. Amerika, el koyduğu silah ve mühimmatın Türk
özel timi tarafından Türkmen cemaatine ulaştırılmak üzere gönderildiğini açıkladı, örneğin.
Bu politika değişikliğine yol açan etkenler, Türkmenlerin kendilerinden çok, son 20 yılda dünyada ve Türkiye'de 'etnik politika'nın olağanüstü ağırlık kazanmasına bağlı. Ama bunun yanı sıra, Türkiye'nin iç ve dış politikalarında, 'Kürt' kelimesinin telaffuz edilmesi karşısında gösterdiği reflekslere bağlı.
Kuzey Irak'ta özerk bir Kürt yönetimi veya bir 'devlet'leşme süreçte, casus belli olacağı söylenmişti. Bunun kararı herhalde belli, yani 'savaş'la ilgili her şeyden doğrudan ilgili kurumdan geliyordu.
Şimdi, çok ayan beyan bir biçimlenişi, bütün ayan beyanlığına rağmen bir kere daha özetleyelim.
Belli ki Irak'taki Kürtler müdahaleden sonraki durumu kendi özerkleşme imkânları çerçevesinde karşılarına çıkabilecek en büyük fırsat olarak görüyorlar. Dünyada herhangi bir halkın, 'bağımsız devlet' kurmak istemeye hakkı olup olmadığının tartışması ayrı bir konu. O konuya da girmek gerekiyor elbette, ama bu yazıda girmeyelim.
Bu yazı bağlamında beni ilgilendiren konu, Türkiye'de yaşayan Kürtlerin, Irak'ta olacaklara ne gibi duygularla baktıkları. Bunu der demez
ikinci bir 'kayd-ı ihtirazi' parantezi açmam gerekiyor: bu duygunun, büyük çoğunlukta, 'Aman, bir şu devlet kurulsun da, oraya kapağı atalım' şeklinde tecelli etmeyeceğini düşünerek söylüyorum bunları. Ama, öyle de olsa, Türkiye'de yaşayan Kürtlerin, 'Irak'ta zinhar Kürt devleti kurulmasın! Kurulursa Türkiye savaş açsın! O devleti anında yerle bir etsin!' diyeceklerini doğrusu sanmıyorum. Çevremizde kurulmuş veya kurulma ihtimali olan 'Türk' veya 'Türkmen' devletleri konusunda bizim kendi tavrımız ne? Yetkililerimiz, bu durumda topluma nasıl bir tavır almayı tavsiye ederler? Bizim bu tavrımız 'normal insan' tavrıysa, Türkiye'deki Kürtler 'normal insan' değil mi?
Peki bu böyleyse, devlet yetkililerinin 'Irak'ta bir Kürt devletine gideceği izlenimini veren herhangi bir yönetsel düzenlemeyi casus belli kabul ederiz' demesi, Türkiye'de yaşayan Kürt nüfusun duygularını ne yönde etkiler?
Bundan mutlu mu olacaklardır, rencide mi olacaklardır?
Bir de, 'sayı'larla ilgili duruma bir göz atalım: Bunlar, birtakım nedenlerle, hiçbir zaman kesin olmayan sayılar. Türkiye'de Kürt nüfus ne kadar? Irak'ta Türkmen nüfus ne kadar. Kesin bilmesek de, birincinin milyonlarla, ikincinin birkaç yüz binle ifade edildiğini biliyoruz.
Kim olursa ve nerede olursa olsun, azınlık grupların güven ve huzur içinde yaşamaları için her şeyin yapılması gereğine inanırım. Saddam rejiminden herkes gibi Türkmenler de çok çekmiş olmalıdır ve dolayısıyla bundan böyle rahat yaşayabilmeleri için her türlü tedbir alınmalıdır. Ama Irak'ta da sayıları milyonlarla ifade edilen Kürtler vardır ve onlar buradaki milyonlarca Kürt yurttaşımızın akrabasıdır (mecazi anlamda, tabii). Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu Kürt yurttaşlarımızın devleti olduğuna göre, Irak'taki gelişmeler konusunda benimsemesi gereken tutum, nasıl bir tutum olmalıdır?