Kemalist ideolojinin özellikleri

Ernest Gelner, Türkiye'nin modernizasyon veya demokratikleşme yolunda sahip olduğu avantajlardan birini, Kemalizm'in görece gevşek bir ideoloji oluşuna bağlıyor.

Ernest Gelner, Türkiye'nin modernizasyon veya demokratikleşme yolunda sahip olduğu avantajlardan birini, Kemalizm'in görece gevşek bir ideoloji oluşuna bağlıyor. "Durkheim ya da herhangi bir Batılı düşünür Türk intelligentsiasını ne kadar etkilemiş olursa olsun, modernite hakkında oluşmuş ayrıntılı bir 'sünnet' yoktur" diyor. "Bu Türkiye'yi 'Marksizm'in bayrağı altında' modernleşen ülkelerden belirgin bir biçimde ayırır."
Gelner'in Türkiye'yle ilgili bütün tespitleri gibi bu da doğru, ama bir yere kadar doğru bir tespit. O 'yer' de, aslında, Gelner'in bu gözlemlerini yaptığı dönem. Ondan sonra burada yaşanan değişim, bu gözlemleri eskitti.
Kemalizm'in katı bir öğreti olmadığı, bunun bilinçli bir tercih sonucu böyle olduğu doğrudur. Yakup Kadri, 'Atatürk'te, kendi anısını aktarır: Kendisi, Mustafa Kemal'e, niçin bir 'doktrin' oluşturmadığımızı sormuş, o da 'O zaman donarız' cevabını vermiş.
Öğretiler genellikle donar, doğrudur. Onun için Atatürk'ün bazı hedefleri göstermekle yetinmesi isabetli bir karardır. Örneğin, Büyük Dünya Buhranı gibi konjonktürel bir durumdan ötürü bir zorunluk olarak başvurulan 'devletçilik'in altı ok arasına eklenmesi, Atatürk'ün Yakup Kadri tarafından aktarılan bu tavrı açısından bakılınca, olmaması gereken bir şeydi. 'Çağdaşlaşma' genel hedefse, devletçilik sadece bir yöntem, daha doğrusu yöntemlerden biriydi. Nitekim onun da altı ok arasına katılması, birilerinin, Atatürkçülüğü bir çeşit sosyalizm gibi yorumlamalarına imkân kazandırmıştır. Bunun tartışmasının bugün bile sürdüğünü söyleyebiliriz.
Böyle istisna sayılacak durumlara rağmen Kemalizm, Gelner'in dediği gibi, oldukça gevşek bir ideoloji olarak kalmıştır. Öyle ki, yukarıda söylediğim türden 'solcular', her türlü korporatist sağcı-milliyetçi yaklaşım, daha yalın biçimde kapitalizmden, liberal ekonomiden yana görüş sahipleri, Kemalizm'i benimsemekte ortak olabilmiştir. Yıllar önce de bir kere yazdığım gibi Şevket Süreyya ve Aydın Yalçın, Metin Toker ve Sabahattin Eyüboğlu, hepsi Kemalist'tir.
İdeoloji olarak gevşek olmanın asıl önemli yanı, toplumun ideolojiye göre biçimlendirilmemesidir. Gelner, 'Marksizm'in bayrağı altında' diyor. Tanımladığı o ülkeler ekonomiyi tamamen devletleştirmişlerdi. Benimsedikleri ideoloji çerçevesinde, toplumda olabilecek her şeyi devletin denetimine vermişlerdi. Bundan ötürü de bütün toplum donmuş ve düşünsel etkinlik de donmaya yakın derecelerde yavaşlamıştı. Türkiye'de böyle mutlak ve toplam bir denetim hiçbir zaman söz konusu olmadı. Bu da gerçekten önemli bir avantajdı.
Ancak, bu 'öğreti' konusunda asıl sorulacak soru bence biraz başka türlü formüllenmeli: Donan, öğretenin kendisi mi? Yoksa, insanların onu kavrayış biçimi mi yaratıyor, 'donma' dediğimiz durumu?
Sözgelişi Marksizm'in kendisi, pekâlâ başka türlü de kavranabilirdi. Bir Brejnev nutkunda karşımıza çıkan 'Marksizm' biçiminden, Marksizm kendisi sorumlu olamazdı.
Marksizm gibi hayatın her alanını açıklamakla kendini yükümlü saymamış olan Kemalizm, 'Kemalistler' tarafından nasıl algılanıyor? Orada bir 'donma' söz konusu olabilir mi?
Olabilir ve zaten olmuştur. Başlıca özelliği Batılılaşmacılık olan Kemalizm, bugün Batı düşmanlarının en güçlü ideolojik silahı olarak kullanılıyor. Gene başlıca özelliklerinden biri, topluma zorlu bir değişim seferberliği hedefi göstermek olan Kemalizm, bugün Türkiye'de var olan en muhafazakâr ideoloji haline getirildi.
Bunlar, Kemalizm böyle olduğu için değil, Kemalistler onu öyle yaptığı için oldu.
Gelner'in Türkiye hakkında görüşlerini biçimlendirdiği sıralarda durum tam böyle değildi, ama ondan sonra bu dediğim biçimde evrildi.
Ve Kemalizm, kendi içinde kesin formülasyonlar taşımasa da, bugünkü 'epigon'ları tarafından, son derece sert ve esnemez bir düşünsel tavır haline getirilebiliyor. Şüphesiz, hem Kemalist olup hem bütün bunlara karşı olmak mümkün ve böyleleri de var.
Ama sanırım bunlar bütün ideolojiler için geçerlidir.