Kemalizm

Hollandalı bir Avrupa parlamenteriymiş, Oostlander. Bir süre önce Türkiye hakkında bir rapor yazdı ve Kemalizm'in Türkiye'nin AB üyeliğine engel olacak nitelikte bir ideoloji olduğunu söyledi.

Hollandalı bir Avrupa parlamenteriymiş, Oostlander. Bir süre önce Türkiye hakkında bir rapor yazdı ve Kemalizm'in Türkiye'nin AB üyeliğine engel olacak nitelikte bir ideoloji olduğunu söyledi. Buradan normal tepkiler ve protestolar yükseldi. Kendisini gereği gibi tel'in ettik. Ama Avrupa Parlamentosu'nun Dışişleri Komisyonu'nda da eleştirildiğini ve Oostlander'ın bazı sözlerini geri aldığını veya almaya hazırlandığını gazetelerden okuduk. Oostlander'ın nasıl bir adam olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Gene gazeteden, Hıristiyan Demokratik Parti'den olduğunu öğrendim. Bu, kendi başına, 'nötr' bir olgu. Ama gene Hollandalı bir liberal 'Türkiye'yi AB içinde istemediğinizi gözler önüne seriyorsunuz' demiş. Bu, Oostlander'ın Türkiye'ye aslında başka nedenlerle (dini, etnik vb. olabilir) bir Avrupa sağcısı olabileceği ipucunu veriyor.
Mümkündür. Ancak bütün bunlar bizim burada Kemalizm hakkında ne düşündüğümüzü ve nasıl konuştuğumuzu belirlememeli. Bugün bazı yorumcularının verdiği renkler ve biçimlerle, Kemalizm'in, yalnız AB üyeliğine değil, birçok şeye engel haline getirildiğini ben de düşünüyorum. Yığınla örneği var ya, ikisine kısaca değineyim. Birini bir süre önce gene yazmıştım: emekli general Suat İlhan, AB'ye girmenin Kemalizm'e ihanet olacağını ve Kemalizm'in sonunu getireceğini açık açık yazmıştı ('derin' sendikacı Mustafa Başoğlu'nun çıkardığı bir broşürde). İkincisi, bugünlerde 'büyük' gazetelerimizin de ucundan katıldığı 'Saddamcı' Atatürkçülük tartışmaları.
Bir süredir bunu söylüyorum ve herhalde daha uzun süre söylenmesi gerekecek: 1980'lerden bu yana 'Atatürkçülük' yeni bir yorumla
ileri sürülmeye başlandı. 'Türk milliyetçiliği' adına söylenen ve yapılan her şeyi kapsayan bir şemsiye haline getirildi. Bunun kritik bir kolu, Batı düşmanlığı yapmak için kullanılması oluyor. Oysa bunu savunmak akla aykırı; Kemalizm bir 'Batılılaşma' ideolojisi değilse, nedir?
Bununla birlikte bir başka tehlikeli gidiş de, gene Atatürkçülük adının şemsiyesi altında, İttihad ve Terakki milliyetçi anlayışına ve eylem zihniyetine sahip çıkmaktır. Bu da, bol bol yapılıyor. Ama Atatürkçülüğü olmadığı yerlere ve şeylere doğru çekmek, bundan ibaret değil.
Oostlander'la ilgili haberleri Cumhuriyet'te okudum. Gazete, Avrupalı parlamenterlerin Oostlander raporuna karşı Kemalizm'i savunmalarını 'sekiz sütuna manşet' şu sözlerle özetlemiş: 'Kemalizm Dersi'! 'Ecnebi' lafı, hele hoşumuza gitmeyecek mahiyetteyse, özel bir 'nefret' tonuyla en yüksek perdeden lanetlerle karşılanır, hoşumuza gidecek mahiyette bir şey çıkarsa, bu da böyle allanıp pullanır. 'Ecnebiler de Atatürkümüzü beğeniyor' edası. Ama bu manşetin bir de üstbaşlığı var: 'Avrupa Parlamentosu: Türkiye'yi, köktendinci akımlara karşı Atatürk ilkeleri ayakta tutuyor.'
Bunu AP mi böyle demiş, yoksa gazetenin çıkardığı yorum mu, bilemiyorum, ama bu cümlede ima edilen vahametin çok yerinde olduğu kanısında değilim.
Osmanlı devleti, bütün İslam âlemi içinde, en fazla Batılılaşmış, en fazla sekülarize olmuş devletti. Daha geniş bakarsak Lale Devri'nden, daha dar bakarsak Tanzimat'tan itibaren bu yola girmişti. Bu politikanın sonuçları topluma da belirli ölçülerde yayılmıştı. Özellikle eğitim görmüş seçkinler bu hayat tarzını benimsemişti. Cumhuriyet böyle bir toplumda ilan edildi ve üzerinden de 80 yıl geçti. Bugün hâlâ 'köktendinci' denilen akımlarla panuk ipliğine bağlı bir dengede duruyoruz da, uçurumun o tarafına yuvarlanmamızı 'Atatürk ilkeleri' mi engelliyor? Yoksa gazete, 'Atatürk ilkeleri'nden çok, onlarla kendini özdeşleyen Silahlı Kuvvetler sayesinde mi, köktendinci uçuruma yuvarlanmaktan kurtulduğumuzu söylüyor. Toplum kendisi, köktendinci olmamanın garantisidir. Bu topluma ve herhangi bir topluma, 'rüştünü ispat etme' hakkı bu kadar fazla esirgenmemeli.