Kiminle karşı karşıyayız?

Bir haftadan kısa bir zaman içinde Türkiye bütün tarihi boyunca benzerini yaşamadığı saldırılarla karşılaştı.

Bir haftadan kısa bir zaman içinde Türkiye bütün tarihi boyunca benzerini yaşamadığı saldırılarla karşılaştı. Ama yalnız Türkiye değil, dünya için de bu tip saldırıların tarihi öyle çok eskilere uzanmıyor.
Her ne kadar şu anda elde fazla bilgi veya kanıt toplanmış değilse de, bazı karinelere dayanarak birtakım nirengi noktaları tespit etmek ve böylece nerede durduğumuzu, neyle karşı karşıya olduğumuzu belirlemek gerekiyor.
Bu sürecin, 11 Eylül'de Amerika'ya yapılan saldırıyla başlamış süreç olduğunu, İstanbul'daki saldırıların dördünün de, bu sürecin aktörleri tarafından gerçekleştirildiğini herhalde söyleyebiliriz. Birinci saldırıda intihar edenlerin yanlarına pasaportlarını da aldıkları anlaşılıyor. Demek ki kendilerini gizlemek değil, deklare etmek gibi bir politikaları var. Bu da, adına iş yaptıkları örgütün mantığı içinde, gerekli bir öğe. Bu örgüt yaptığı eylemleri insanlara, şu ya da bu ruh haliyle ama sonuçta 'parmak ısırtmak' üzere planlıyor ve yapıyor. Düşman ilan ettiği, görünüşte başını ABD'nin çektiği dünya ile aynı mücadele yöntemini ve aynı silahları -en azından şimdilik- kullanmıyor olabilir; ama bir 'güç' olarak onunla eş düzeyde olduğunu iddia ediyor, çünkü bunu iddia etmesi gerekiyor. Bu nedenle 'spektaküler' eylemler planlıyor. Dehşet içinde bu
olanları seyredecek insanlar, bir zaman sonra, asıl büyük gücün orada olduğunu anlayacak, şimdi içinde oldukları gaflet uykusundan uyanacak, doğru tarafa geçecekler. Bu olacaksa, o taraf kendini çok gizli tutamaz. Yaptığı işe imzasını atması gerekiyor.
Bu nedenle, "Acaba o mu, değil mi? Kanıt yetersiz. Belki 20 yıl bunu çözemeyiz" argümanları pek anlamlı sayılmaz. 'Kennedy'yi kim öldürdü?' tipinde bir bilmece değil bu.
El Kaide, şimdiye kadar kendi açısından iyi sonuç vermiş bir 'çekirdek ve cephe' stratejisi uyguluyor. Onunla iş yapmak isteyen her yerden, her soydan militanlar, hizmet arz etmenin yanı sıra muhtemelen eylem önerisi de getiriyorlar -tuhaf, ama sözgelişi bir vakfa ya da Avrupa Birliği gibi bir kuruluşa 'proje veren' bir sivil toplum örgütü gibi. Merkezin kendi öncelikleri olacağını, ama bu gibi proje önerilerinden genel stratejiye uygun gördüklerini onaylayıp gündeme alacağını tahmin ediyorum.
El Kaide'nin savaşı evrensel, uluslararası bir savaştır. Biz, dünyada olan her şeyden kendimize (nasıl olursa olsun) bir pay çıkarmaya son derece meraklı bir toplum olduğumuz için, özellikle söylüyorum: bu dört eylem burada yapıldı diye düşmanın yalnız bizim düşmanımız olduğu vehmine kapılmayalım.
Ama, aynı zamanda, El Kaide gibi bir örgütün gözünde oldukça özel tipte bir düşman olduğumuzu da unutmamak gerekiyor. Bunun nedenleri yeterince açık; zaten sık sık söyleniyor. Halkının büyük çoğunluğu Müslüman olduğu halde sekülarizmi seçmiş tek toplum! Bu seçme sonucunda, siyasi ittifaklarını öteden beri Batı'yla kurmuş bir ülke!
Bazı arkadaşlarımız, 'Müslüman dünya içinde tek demokratik ülke' argümanını da katıyorlar.
O dünya içinde 'en demokratik' diyebilirim ben de; ama gene 'o dünya'nın gereği, bunun 'gerçekten demokrat' anlamına geldiğinden hiç emin değilim.
Öyle veya böyle, burası, yönetici gücün, devletin, İslami siyasete hiç yakınlık duymadığı bir ülke ve bu da El Kaide gibi bir örgütün husumetini kazanmaya yeter.
Şimdi, bunlara ek olarak, AKP iktidarının bu ideoloji bağlamında anlamını da yeniden düşünebiliriz: geleceği cihad'da gören bir El Kaide'ye karşı, ülke geleceğini Avrupa Birliği'nde gören, sivil toplumdan dem vuran, 'ılımlı Müslüman' diye nitelendirilen bir parti. El Kaide gibi bir örgütün tarihi ve yapısal anlamda en büyük düşmanı muhtemelen budur, İslam içindeki bu opsiyonun güçlenmesidir.
Türkiye'nin geleneksel faşist cephesi hükümetin Müslüman oluşuyla bu tip terör arasında bağ kurmaya çalışacak, 'Millet ordusundan görev bekliyor' çığlıklarını bu temele oturtmak isteyecektir.
O cepheden gelen her şey gibi bu da hiçbir gerçekliğe oturmayan bir ajitasyondur. Ama, şüphesiz, AKP içindeki bireylerin durumu nasıl gördüğü ve anladığı konusu da önemli bir konu.