Kitap yakmayı seven toplum

Fransa'da olduğum günlerde burada bir 'yeni Orhan Pamuk olayı' patlak vermiş. Hâlâ da konuşuluyor. Konuşulması, uzun uzun konuşulması, bence de gerekli.

Fransa'da olduğum günlerde burada bir 'yeni Orhan Pamuk olayı' patlak vermiş. Hâlâ da konuşuluyor. Konuşulması, uzun uzun konuşulması, bence de gerekli.
Çünkü şu içinde yaşadığımız toplumun nasıl bir toplum olduğunu özetleyen bir olay.
Nasıl bir toplum? Azgelişmiş!
Ekonomik anlamda mı? Belki o anlamda da; ama ondan önce, sosyopolitik anlamda: olgunlaşmamış bir toplum.
Örneğin, herhalde birilerinin öncülüğünde, insanlar toplanıyor, Orhan Pamuk'un kitaplarını yakıyor.
Herhalde hepimizin bu manzarayı seyredip 'Aferin! Ne duyarlı toplum!' dememiz bekleniyor.
Kitap yakmak ortaçağda filan da olurdu. Ama yakın tarihte bu fiil Almanya ve Nazi iktidarıyla akıllarda kalmıştır. Stalin zamanında olmuş muydu, hatırlamıyorum, ama Çin'in 'Kültür Devrimi'nde yanılmıyorsam tekrarlanmıştı.
Yani, 'referanslar' bunlar.
Orhan Pamuk'un kitaplarını törenle yakanlar bunları biliyor mu? Büyük bir ihtimalle bilmiyor. Çünkü bunları 'bilmek', içinde kitabı yakmak değil de 'okumak' fiilini barındıran bir yığın hayat alışkanlığını gerektirir. Türkiye toplumunda o türden hiçbir alışkanlığı olmayan pek çok insan yaşıyor. Bunlardan birine, 'Kitap yakma Nazilerin işidir, biliyor musun?' diye sorsanız, zaten işe Nazilerin kim olduğundan başlamanız gerekir. Kim olduklarını anlatmayı başarsanız, bunların 'kötü' adamlar olduğu sonucunu çıkarır mı, çok emin değilim.
'Yaktıranlar'a gelince, onlar muhtemelen biliyordur, bildiği gibi beğeniyordur:
Öyle olmak istiyordur, toplumun geri kalanını da öyle yapmak istiyordur.
Bu tip insanlara da bir diyeceğim yok. Dünyanın her yerinde bu tip insanlardan var. Herhalde daha uzun zaman da olacak -olacaklar. Bunların başlı başına 'varlığı' sorun olmayabilir, ama nicelikleri ve buna bağlı olarak toplumda etkileri önemli.
Nicelik birtakım sınırları aşıyorsa, toplumu etkileme güçleri birtakım noktalara varıyorsa, 'Her yerde böyleleri var' demekle işin içinden çıkmak güçleşir. Türkiye bunun böyle olduğu ülkelerden biri.
Öyleyse, bu bir 'rastlantı', kendiliğinden bir olgu olamaz. Bu toplumda doğru olmayan bir şeyler var ki, birçok insan bilerek ve isteyerek Nazi oluyor; çok daha fazla sayıda insan ise hiçbir şey bilmeden Nazi ülkesinin yığınları gibi davranıyor.
Peki, ne var bu toplumda da, bu sonuçları alıyoruz?
Bunu öncelikle 'Nazi olmadığını', öyle olmaktan hoşlanmadığını söyleyenler cevaplasın.
Çünkü sonuçta onların varlığı, onların milliyetçi ideolojiyle kurduğu ilişki, onların bu toplumda oynadığı rol, durumun böyle olmasını, böyle insanların bu toplumda her zaman, 'var'dan öte, etkili olmasını, bu toplumun da her zaman bu gibi çağrılara koşup katılmasını mümkün kılıyor.
Bir tür toplumda, kitaplar yakılır, düşman milletlerin bayrakları yakılır, düşmanları 'temsil eden' kuklalar yakılır vb. Siz hiç duydunuz mu İsveç'te, Hollanda'da, insanlar toplanıp Usame kuklası veya Libya bayrağı yakıyorlar?
Hoşunuza gidiyor mu, sizin toplumunuzun bu kategori içinde bir toplum olması?
Gidiyorsa zaten diyecek bir şey yok. Gitmiyorsa, şu alışıldık 'biz' yakınmasından vazgeçip, 'Ben niçin böyleyim?' diye düşünmenin artık vaktidir.