Madalyonun öbür yüzü

Görsel belleğimde New York'tan, İstanbul'dan, Madrid'den imgeler, bunlardan farklı olmayan Londra görüntülerine bakıyorum. Herhalde devam edeceğiz, benzerlerini görmeye.

Görsel belleğimde New York'tan, İstanbul'dan, Madrid'den imgeler, bunlardan farklı olmayan Londra görüntülerine bakıyorum. Herhalde devam edeceğiz, benzerlerini görmeye. Bu anlamda siyaset 'bir temaşa' oldu, günümüzde.
Bir ara sokak manzaralarından açıklama yapan Blair manzarasına geçiyoruz. Arkasında hareketsiz duran G-8 liderlerini bir an eski fotoğraf stüdyolarında olduğu gibi arkaplana asılmış bir perde üzerinde bir tablo sanıyorum. Hani, 'İstanbul Hatırası' gibi bir 'G-8 Hatırası'.
Orada Bush'un duruşu özellikle dikkat çekici göründü. Herhalde bu onun 'olayların korkunçluğu karşısında manevi tepkisini ancak denetleyebilen inançlı evanjelist' duruşuydu. Ama bende, 'Beş dakikaya kadar Mr. Hyde'a döneceğini hissetmiş Dr. Jekyll' portresi izlenimi bıraktı.
Sonra bir ara açıklama yapar, konuşurken gördüm. Dünyaya iyilik yapmaya kararlı insanlarla (kendisi ve arkadaşları), dünyaya kötülük yapmaya kararlı insanlar (Bush'un sevmedikleri) arasındaki kontrastın ne kadar belirgin olduğunu anlatıyordu.
İşin tuhafı, özellikle kendisini bizzat görünce, hiç de belirgin gelmiyor bana. 'Ecce Iraq!'
Londra'da olanın gerisinde kim var? Muhtemelen El Kaide ve Usama bin Ladin. Bu adam kendini 'İslam'ın kurtarıcısı' gibi gören biri. Böyle vehimlerle yaşayan birçok birey gibi o da bir psikopat muhtemelen.
Ve birçok psikopat gibi son derece zeki ve yetenekli. Bu işleri becerecek eğitimi Afganistan'da Amerikalılardan almış; şimdi öğrendiklerini onlara karşı kullanıyor.
Böyle bir adamı neden, nereye kadar sorumlu tutabilirsiniz?
Önümüzdeki 'G-8 Hatırası' tablosunda ise dünyayı yönetenler duruyor. Bunların her biri, bulundukları yere, milyonlarca insanın yaşadığı toplumlarında yönetici olmanın meşru kabul edilmiş kuralları, örgütleri, mekanizmaları içinden geçerek gelmişler. Onların durduğu yer Usama bin Ladin'in durduğu yer değil.
'Irak' dedim. O tabloda duranların hepsi Irak'tan sorumlu değil. İçlerinde bazıları ayrıca 'Irak olmasın' diye elinden geleni yaptı. Ama yapsa, yaptığı için Irak'ı gerçekleştiren Bush'la arası açılsa da, bu dünyanın siyasi ritüelleri içinde, onunla bu toplantıda -benzerlerinde- bir araya gelmek, yalnızca olağan değil, olması zorunlu bir şey.
"Kitle imha silahları var, onları imha edeceğim" diyen, bunun yanı sıra "El Kaide'yle birlikte çalışıyor, bunu yok edeceğim" diyen ve bu gerekçelerle Irak'ı işgal eden Bush ve yardımcısı Blair!..
Ama şu anda ne kitle imha silahı var ortada, ne de El Kaide ile işbirliği yapıldığına dair bir belirti, bir ipucu! Peki, ne yapıyorsunuz siz burada? Bütün bu El Gıreyb'ler, yağmalanan müzeler, bunca ölü, niçin oldu bunlar? Bu işgalin gerekçesi, başlangıçta Saddam'ın Kuveyt'i işgalinden daha mı hukuki?
Hukukun yanı sıra insanın sıradan vicdan ve adalet duygularını da çiğneyen bu girişimi, Birleşmiş Milletler gibi bir örgütü neredeyse yasadışı ilan ederek gerçekleştiren Bush'la oturup 'Dünya Yoksulları için ne yapabiliriz?' konusunu tartışacaksınız...
Dünyada bugün varolan yapılanmada, dengelerde bir garabet var. Kokuşmuş bir şey. Usama gibileri bunun doğrudan ürünü. Usama herhangi bir şeyin nedeni değil, birçok şeyin sonucu. Biz dünyalılar bunu görmemekte ısrar ettikçe, bu kör diyalektik bir kâbus gibi dünyanın üstüne çökecek.