Okuduğunu anlamak...

Bir Ermeni kıyımı olmadığını söylemek her vatanperver Türk'ün milli görevi olduğu için kervana Hasan Pulur da katıldı ve 'Soykırım yoktur' dedi.

Bir Ermeni kıyımı olmadığını söylemek her vatanperver Türk'ün milli görevi olduğu için kervana Hasan Pulur da katıldı ve 'Soykırım yoktur' dedi.
'Türk'ün Türk'e propagandasının' çok anlamlı bir iş olmadığını teslim etmekle birlikte, 'bazı Türkler' kamuoyunun aklını karıştırdığı için o da bir şeyler söyleme gereğini duymuş. Ad vermiyor ama 'bazı Türkler' arasında bulunduğumu tahmin ediyorum kolayca. Pulur, hep bildiğimiz
bir şeyi söylüyor; yani, Ermenilerin ellerinin tertemiz olmadığını: "Onların yaptıklarını bizler yapsak, hemen yalan, iftira, uyduruyor derler. Hatta bunları söyleyeni 'faşist' diye taşa tutarlar..."
Böyle yapanlar arasında da bulunduğumu tahmin ediyorum.
Hasan Pulur, Ermenilerin elinin tertemiz olmadığını göstermek için bir Rus yarbayının anılarına başvurmuş. "... Orhan Pamuk gibileri, isterlerse bu belgeleri gidip okuyabilirler" diyor. Evet, doğru. Hem çok uzaklara gitmeye de gerek yok. Yarbayın bu anıları, Türkçede, Talat Paşa'nın anılarına koyduğu bir ek olarak yayımlanmıştır. Çeşitli yayınevleri bu anıları yayımlamıştır. Bu arada, benim genel yayın yönetmeni olduğum sırada, İletişim Yayınları da (Alpay Kabacalı'nın editörlüğünde) bu kitabı yayımladı. Dolayısıyla kime 'iftiracı' dediğimi pek anlayamadım.
Hasan Pulur, doğru imlayla yazıldığında adı Tverdokhlebov olan Rus yarbayın anılarından çeşitli alıntılar veriyor.
Bunların hepsinin doğru olduğunu tahmin ediyorum. Yarbayın kendisi de bende dürüst bir asker izlenimi bırakıyor.
Ancak, yarbayın anıları Hasan Pulur ve geri kalan 'Yurttan Sesler Korosu' için gerçekten iyi bir kaynak mı, bundan da çok emin değilim. Yarbay Erzurum'da gördüğü Ermenilerden hiç hoşlanmamış, ama şunları da söylüyor:
"Rus askerlerinin ağzından çok kez şu sözleri işittim:
Türkler şu Ermenilerin iyi ki hakkından geldiler. Fakat onları tam anlamıyla yok edemediler. Bu işi bir tanesi kalmayacak şekilde yapmaları gerekirdi." (s. 99)
Hemen sonra, Yurttan Sesler'in 'işbirliği' iddiasını da zayıflatan bir şey daha ekliyor: "Ermenilerin askeri değeri fazla değildi, Rus kıtalarında yer alan Ermeniler, en aşağı derecelerde bulunmuşlar; ne kadar küçültücü olursa olsun, her zaman cephe gerisi hizmetlerini tercih etmişlerdir." (Aynı yerde)
Oysa bizim 'tehcir' açıklamamız, Ermenilerin bu Rus ordusu için ne bulunmaz bir yardımcı olduğu varsayımından yola çıkar (tabii yarbay Rus ordusundaki Rusya uyruklu Ermenileri anlatıyor): Ama zaten Rus yarbayı bize, bizim istediğimiz lafları söylediği sürece faydalı olur. istemediklerimizi söylemeye başlayınca, 'Yalancı! Zaten Rus yarbayından ne kadar adam olur?' deriz, kapatırız.
İletişim baskısını okusa, Aubrey ile Talat Paşa arasındaki görüşmede de,
kıyımın gerçekliği konusunda bir tereddüt olmadığını, Talat'ın sadece 'Ben
yapmadım' dediğini görürdü.
Yarbayın anıları ise 1916-17 yıllarını kapsıyor. Yani kıyım olmuş, Rus ordusu doğuda birçok yeri ele geçirmiş. Ermeniler nefret ve intikam duygularıyla dolmuş olarak, Rus ordusundan fırsat buldukları ölçüde, vurmaya, öldürmeye çalışıyorlar.
'İntikam' bence güzel bir şey değil (alınan, 'Türk'ün intikamı' olduğunda, Yurttan Sesler Korosu'nun ne tavır alacağını bilemem), Ermeni çetelerin bu dönem boyunca yaptıklarını onaylamam da mümkün değil. Ne var ki, 'intikam' ile 'mukatele' arasında dağlar kadar fark var.