'Rencide eden' kim?

301.maddenin yardımıyla hayatımıza 'Türklüğe hakaret' diye bir kavram girdi. Bu gibi konularda ajitasyonlara yüz vermemeyi, nesnel ve serinkanlı durmayı başarmış olmayan bir toplumda yaşadığımız için...

301.maddenin yardımıyla hayatımıza 'Türklüğe hakaret' diye bir kavram girdi. Bu gibi konularda ajitasyonlara yüz vermemeyi, nesnel ve serinkanlı durmayı başarmış olmayan bir toplumda yaşadığımız için, o madde öyle durdukça, bundan siyasi rant çıkarmaya çalışacakların da ardı arkası kesilmeyecek. Böyle olduğu besbelli ama Başbakan, Adalet Bakanı'yla birlikte, 301'in ardında durmaya kararlı görünüyor. Konuşmasının ölçüsü sık sık kaçabildiğine göre, 301'i savunma uğraşında nerelere gidebileceğini tahmin etmek zor.
Neyse, hükümetin yaptıkları değil bugünkü konum. Dün, tarihimizin, özellikle yakın tarihimizin, öyle yalnızca 'göğüs kabartacak' olaylarla dolu olmadığını, bunun karşısından da bolca bulunduğunu, çünkü bu tarihin biçimlenmesinde rol almış bireylerin her şeyi düzgün yapmaktan yana kişiler olmadığını söylüyordum. Bazı örnekler vereyim.
Bugünlerde gece Başbakan'ın pek fazla düşünülmemiş bir sözüyle bir 'gâvur İzmir' mavrası başladı. Böyle şeyleri büyütmeyi kariyer edinenler de gene işbaşında. Geçen gün, bundan ayrı bir bağlamda, Mehmet Yılmaz 1922'deki İzmir yangınından söz ediyordu. Tartışmasız bir olgudan söz eder gibi, yangını kente giren Türk ordusundan kaçanların çıkardığını söylüyordu. Evet, biz bu olayı bu gözle görmeye alışmışızdır. Duruma yüzeysel bir gözle bakıldığında, kaçanların yakıp da kaçması, mantığa uygun görülür.
Türkiye'de bunun böyle olmadığına dair bir şeyler söylenmiştir söylenmesine, ama bu sesler cılız kalmış ve yaygın kanıyı etkilememiştir. Oysa durumun bambaşka olduğu, yangını Rumların (veya kendi mahalleleri yanan Ermenilerin) vb. değil bazı Türk sabotajcıların başlattığı da iddia edilmiştir. Tabii iddia edenlerin arasında Türkler bulunmaz. Bu da bizim klasikleşmiş kalıbımıza uygun düşüyor: "Türk düşmanları bize iftira ediyor. Zaten herkes Türk düşmanı ('Türk'ün Türk'ten başka dostu' olmadığını biliyoruz). Bu da büyük oyunun bir parçası."
Bu da, alışık olduğumuz için 'mantıklı' gelen bir açıklama. Ancak ben, başka bir söz söyleyen bir Türk biliyorum: Falih Rıfkı Atay. Bilmek marifet değil; adam kitabında yazmış. Ama 'kitap okuma' gibi bir âdet olmadığı için bilmeyen gene de çok olabilir, onun için alıntılayayım.
Benim elimde Çankaya'nın 1980 baskısı var. Oradan, 325. sayfadan bir alıntı: "Bildiklerimin doğrusunu yazmaya karar verdiğim için o zamanki notlarımdan bir sayfayı buraya aktarmak istiyorum" diyerek başlıyor Falih Rıfkı. İlginç: 'doğrusunu yazmaya karar' verdiğini niçin vurgulamak gereğini duymuş? Sonra, "Yağmacılar da ateşin büyümesine yardım ettiler" diyor. Bunlar herhalde canlarını kurtarmak için denize atlayıp İngiliz gemilerine yüzen Rumlar değil. Devamı şöyle: "İzmir'i niçin yakıyorduk? Kordon konakları, oteller ve gazinolar kalırsa, azınlıklardan kurtulamayacağımızdan mı korkuyorduk? Birinci Dünya Harbi'nde Ermeniler tehcir olunduğu vakit, Anadolu şehir ve kasabalarının oturulabilir ne kadar mahalle ve semtleri varsa, gene bu korku ile yakmıştık. Bu kuru kuruya tahripçilik hissinden gelme bir şey değildir. Bunda bir aşağılık duygusunun da etkisi var. Bir Avrupa parçasına benzeyen her köşe, sanki Hıristiyan ve yabancı olmak, mutlak bizim olmamak kaderinde idi... Koyu bir mutaassıp, öfkelendirici bir demagog olarak tanımış olduğum Nureddin Paşa olmasaydı, bu facianın sonuna kadar devam etmiyeceğini sanıyorum."
Yunan ordusunun çekildiği yerleri yaktığı bir olgudur. Ama İzmir, Rum kentiydi onlar açısından. Nureddin Paşa'nın yangın tertiplemesi üstüne (kanıtlanmamış) iddia da buna dayanır aslında:
hem bir intikam, hem de Falih Rıfkı'nın anlamlı kelimelerle değindiği o kompleksler.
Kim yaktı, bilmiyorum, bir iddiam yok. Ama yukarıdaki yorumlar pekâlâ doğru olabilir.
12 Mart'ın 'Sabotaj' davası nasıl açıldı? Susurluk'ta üstü örtülen neydi? 6-7 Eylül (Atatürk'ün evine bomba vb.) nasıl düzenlendi? Bunların tartışılmadığı, tersine özenle üstünün örtüldüğü bir toplumda, neyin ne olduğuna kim karar verecek?
Ve "Nureddin Paşa bizim paşamızdır! Öyle şey yapmaz!" diyerek mi tarihi temiz tutacağız?