Seçim yapılmış galiba

Cumhurbaşkanı'nın Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu ve malum başı bağlı ya da açık eşler ayrımıyla bu müzmin konunun iyice akıldışı bir noktaya taşındığını söylemiştim. Bunun doğru olduğu kısa zamanda ortaya çıktı.

Cumhurbaşkanı'nın Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu ve malum başı bağlı ya da açık eşler ayrımıyla bu müzmin konunun iyice akıldışı bir noktaya taşındığını söylemiştim. Bunun doğru olduğu kısa zamanda ortaya çıktı. Şimdi, mahkemede başı bağlı sanığın duruşmadan çıkarılmasıyla, olay bu akıldışı zemindeki kariyerine devam etmiş oldu.
İlk olayla ilgili söylediğim, 'akıldışılığı' vurgulamak için seçilmiş 'fırıncılar ekmek vermesin' ya da 'belediye otobüsü de kamusal mekân' örnekleri de, bu koşullarda, 'aşırı' veya 'abartılı' olmaktan çıkıyor. Yavaş yavaş, bunların ciddiyetini ciddiyetle tartışmaya da alışabiliriz. Nitekim, Yargıtay yargıcının kararının ne kadar doğru olduğunu yazanlar şimdiden var.
Bu konuda Anayasa Mahkemesi'nin almış olduğu karar, şimdi yapılanların ve gelecekte muhtemelen yapılacakların hukuki zeminini oluşturuyor.
Ama şimdilik bu konuya girmeyelim. O karar başlı başına ve uzun uzun tartışılması gereken bir konu.
Tartışılan konu başörtüsü olunca, bazılarımız 'çağdaşlığın ileri karakolu' olarak Avrupa'yı bunun da bir ölçüsü olmak üzere gündeme getiriyor. Bu bazılarımızın bazılarının başka herhangi bir konuda Avrupa'yı referans almaz, hatta tersine, Avrupa'yı iblis gibi sakınılacak bir telike olarak algılarken, bu konuya gelince, ayrıca da bu konunun militanı olan Fransa'yı 'Avrupa' diye genelleştirerek, göğüslerini gere gere, 'Avrupa'da da böyle' demeleri ayrıca ilginç.
Ama şimdilik bu konuda Avrupa'nın veya Fransa'nın ne yaptığını da karıştırmamıza gerek yok. Bu alanda yeni düzenlemeler getiren birtakım mevzuat değişikliği yapılacağına ilişkin haberler var. Hele yapsınlar, bu konulara akademik bir merak duyanlar izler, öğrenirler.
Çünkü, gün geçtikçe, Avrupa'nın ne yaptığının bizi ilgilendirmesi gerekmeyen bir noktaya doğru yaklaşıyoruz.
Bu böyle olmasa, Avrupa'ya ve dolayısıyla dünya gidişatına paralel bir kulvarda yürüyor olsaydık, bütün bıktırıcılığına, verimsizliğine rağmen, hastaneye başörtüsüyle gelmiş bir kadının tedavi edilme hakkı olup olmadığını tartışmaya devam edebilirdik. Bunları tartışa tartışa bir yerlere varma umudunu, ayrıca, bazı dünya örneklerinin de bize yardımcı olacağı umudunu taşıyabilirdik. Ama kendi kulvarımızı Avrupa'nın ve dünyanın gittiği yönden kesinlikle ayırıyorsak, böyle bir umut da kalmıyor.
Çok gerilere gitmeye gerek yok. Şu anki halimize göre bizim için 'milat' demek olan 12 Eylül'de, Türkiye'de Kürt olmadığı, dağlık bölgelerde karda yürüyen adamların ayakları 'kart kurt' diye ses çıkardığı için dağda yaşayan Türklere yanlışlıkla Kürt dendiği anlatılıyordu. Bu hikâyenin kendisinin akıldışı olup olmadığı önemli değildi. Ülkeyi yöneten otorite bu konuda insanların bu hikâyeye inanmasının yararlı olacağına karar vermişti. Onun için bu zaten tartışılamazdı. Milletçe muhtaç olduğumuz birlik ve beraberlik ruhu içinde tartışmadık. 'Kart kurt' teorisinin hayatın bütün alanlarına uygulanmasının sonucu olarak bilinen 'düşük yoğunluklu savaş' yaşandı -buna da itiraz etmedik veya niçin böyle olduğunu sorgulamadık tabii.
Onun için, 'Hastanede başı bağlı kadına bakılır mı' tartışmasının, hangi genel ortamda yapılacağı önemli. Çünkü sorunun cevabı da bu ortama göre belirlenecek.
Radikal'de pazar günü Genelkurmay Başkanı ile yapılmış bir mülakat yayımlandı. Şimdiye kadar Avrupa Birliği fikrine en açık sözleri söylemiş olan Genelkurmay Başkanı, bu mülakatında, Avrupa'nın Kıbrıs'ın kuzeyinden bizi atmak için savaş açacağına ihtimal vermediğini belirtiyor. Bu, doğrusu, insanın içini ferahlatan bir değerlendirme. Normal
olarak, insanlar savaştan hoşlanmaz ve AB'nin de bize savaş açmaması sevindirici bir durum olur.
Ancak, bunu söylediğimize göre, kulvarımızı Avrupa Birliği'ninkinden ayırdığımız da anlaşılıyor.
Haydi hayırlısı. Hiç değilse ne olduğunu bilmek de iyi bir şey -bir oraya, bir buraya yalpalamaktan. Şimdi, çeşitli alanlarda, çeşitli 'kart kurt' teorilerine hazırlık yapmalıyız.