Şimdilik bilanço

Amerika, Irak'ta askeri 'zafer'ini kazandı. Başka bir şey olmasını bekleyen pek yoktu zaten.

Amerika, Irak'ta askeri 'zafer'ini kazandı. Başka bir şey olmasını bekleyen pek yoktu zaten.
Irak'ın Vietnam olması ihtimal dışıydı. Benim gibiler, savaşın kazanılmasından sonra olacakları düşünüyordu (biraz 'kara kara'). Şimdi o aşamaya geldik. Bakalım ne olacak!
Iraklı olarak, Irak'ın selameti için ABD müdahalesini destekleyen az sayıda insan vardı. Yalnızca o perspektiften bakınca, onlara hak vermemek zordu, çünkü Irak'ın Saddam'dan kurtulmasının başka yolunu görmüyorlardı. Müdahale oldu ve Irak, Saddam'dan kurtuldu. Ama bu dostlarımın beklediği gelişmelerin (bunlar seküler ve sola açık gelişmeler) yolunu açacak etkenler gene ortada yok. Yok, çünkü bu türden siyasi çekirdekler Irak toplumunda zaten yoktu ve Saddam gibi bir diktatörün olanları köküyle söküp atması zor olmamıştı.
Şu anda Irak'ta 'seküler' bir potansiyel gözükmüyor. Geçen gün de söylediğim gibi, bu Ortadoğu diktatörlüğünde, diktatör gittikten sonra, kendi iradesiyle ancak dini-siyasi bir ideoloji üretebilen amorf bir kitle kalıyor. Bu 'şekilsizliğe' şekil verebilecekler, şu anda, ancak Şii kadrolar olabilir. Görünüşe göre, bu süreç şimdi başladı. 'Seküler' olanların değil, ama bu tür 'şeriatçı' kitle hareketlerinin, böyle bir ortamda, çok daha fazla şansı var. Ama bunlar, yapılan müdahalenin sonucu olsa da, mahiyetleri gereği, o müdahaleye düşman olmak zorundalar. Bunun zaten sloganı belirdi son Şii gösterisinde: 'Saddam no! America no! İslam yes yes!' Yani müdahalenin getireceğini vaat ettiği, şimdi askeri başarısı sonucu fiilen getirmiş olduğu 'özgürlük', Irak halkı tarafından
-bu şekilde- kullanılmaya başlandı.
Iraklı dostlarımın umduğu özgürlük bu değildi. Herhalde Amerika'nın istediği de bu değildi. Ama böle biçimlenmiş gerçekliğin üretebildiği bu. İster beğen, ister beğenme!
Irak'ın şu an vardığı noktadan memnun görünen bir tek Kürtler var. Böyle olacağı da zaten başından beri belliydi. Bunu da azımsamamalı aslında. Bu ülkede yaşayan halkın içinde, olanlardan kazançlı çıktığına inanan hiç değilse bir kısım var -ama o 'kısım'ın memnuniyeti de anında yeni memnuniyetsizler yaratıyor.
Bu arada, 'her şeyin sorumlusu' Saddam Hüseyin, kendisi ve yakınları, ortada yoklar. Eh, buna da alıştık sayılır. ABD, Afganistan'a da Usame için gitmişti. Usame hala yok, ama bazı sinyaller göndermeye başladı. Ortalık durulunca, Saddam hakkında da bazı işaretler alırız.
Mücadelenin asıl gerekçesi 'kitle imha silahları'ndan da haber yok! Ama müdahaleyi yapanlar, bunun hiçbir önemi yokmuş gibi işlerine devam ediyorlar. Şu sıra, Britanya'da bunu konu ederek Blair'in üstüne varmaya başladılar. 'Hani silahlar' sorusu soruldukça, şanlı 'koalisyon' da
'Irak'a özgürlük götürme' sloganını öne çıkaracak; 'asıl amaç' buymuş gibi davranacak. '-cek', '-cak' demeye gerek yok, zaten böyle olmaya başladı. Ama bu konu, dünya kamuoyunda giderek daha fazla ağırlık kazanırsa, bakarsınız birtakım silahlar bulunur da. Dünyanın her yerinde, belirli
koşullarda yakaladıkları kişilerin cebine suç aletini yerleştiren polis hikâyeleri bilinir.
'Koalisyon'un Birleşmiş Milletler meşruiyetini çiğnemesinin belli başlı gerekçelerinden biri buydu. Blix falan dinlemediler ve Saddam'ın arz ettiği bu 'acil' tehdide karşı harekete geçtiler. Saddam'ı da, meşruiyeti de çiğnedik, ama yola çıkışımızın başlıca nedeni ortada yok! Absürd bir durum değil mi?
Öyle, ama önemli değil. Amerika'nın yanında yer almamızı tavsiye edenlerin de orada bu tip silah bulunacağına ciddi ciddi inandıklarını sanmıyorum. Onlar için kuvvetlinin yanında olmak ve cebine ne gireceği gibi sorulardan başkasına itibar etmek, zaten, yeterince zekâ (büyük beyin) sahibi olmamak anlamına geliyor.
Şimdilik bilanço buralarda. ABD, şimdi 'barış planı'nı uygulamaya geçecek. Bunun anlamı, kaç üs kuracağı, İsrail'e ne kazandıracağı, buna benzer şeyler. Irak planında, Iraklılar için düşünülmüş herhangi bir şey olmadığı ortada. Irak'a götürülen 'özgürlük'ün serüvenlerini hep birlikte izleyeceğiz.