'Tek-yanlı konferans'

'Demagoji Cephesi', bir numaralı silah olarak, 'tek taraflı toplantı' sloganına sarılmış, başta koro şefi Elekdağ, ha bire bunu tekrarlıyor. Çağrılanlar hepsi aynı görüşteymiş, dolayısıyla toplantı 'bilimsel' değilmiş.

'Demagoji Cephesi', bir numaralı silah olarak, 'tek taraflı toplantı' sloganına sarılmış, başta koro şefi Elekdağ, ha bire bunu tekrarlıyor. Çağrılanlar hepsi aynı görüşteymiş, dolayısıyla toplantı 'bilimsel' değilmiş.
Dün Birgün gazetesinde Rıdvan Akar'ın yazısını gördüm. O benden önce davranmış, bu zevatın şimdiye kadar çeşitli yerlerde (üniversitelerde, Tarih Kurumu'nda) düzenlediği 'Ermeni kıyımı sorunu' toplantılarını hatırlatıyor. Yalnızca 2000'li yıllarda yapılmış üç tanesine değiniyor. Bunların hiçbirinde 'farklı görüş' sahibi tek bir kişi yok!
Ama YÖK Başkanı da bunu 'bilimsel değil' sözünü kullanmak için yeterli sayabildi. Şimdi Rıdvan Akar'ın saydığı 'tek-sesli' konferansların üniversitede yapılmasını da gereksiz veya faydasız bulduğunu açıklayacak mı?
Elekdağ korosu, akademik hayatın nasıl bir şey olduğunu pek az bilen Türkiye yurttaşlarına bunu konferansın bir kusuru olarak göstermeyi başarabilir. Akademik hayatın içinden konuşanların bu demagojiyi telaffuz etmekten kaçınmamaları ise vahim bir durumdur.
Bu çerçevede, Rıdvan Akar'ın hatırlattığı o toplantıların öyle 'tek-sesli' düzenlenmiş olmasını da kınamıyorum ben. Normaldir öyle olması. Genel bir doğrultuyu benimsemiş bir grup insan, o doğrultuyu genişletmek üzere toplanır, konuşur.
Konuşulması söz konusu olan konunun temelini sorgulamaktan yana olanları, böyle bir toplantıya çağırmayı düşünmezsiniz. Ama bir başka çeşit toplantıda bunu da düşünebilirsiniz. Ama onun mahiyeti çok farklıdır. Ve zaten akademik dünyaya da pek uygun değildir. Daha çok, bir televizyon kanalının tartışma programına uygun düşer.
Cemil Çiçek, "Ne yani, laiklik kötüdür diyen biri çıkarsa, bu da fikirdir diye, bunu da mı tartışacağız?" diyor.
Evet, tabii bunu da tartışabiliriz. Ama akademik bir toplantı, böyle akla kara nitelikte tartışmalar yapmaktan çok, bir çizgiyi derinleştirmeyi, geliştirmeyi hedef alır. Diyelim, 'Türkiye'de laikliğin kurumlaşması' üstüne bir toplantı düzenliyorsanız, 'Laiklik, Türkiye için çok kötü olmuştur' diyeceğini bildiğiniz birini oraya davet etmezsiniz.
Başka bir örnek vereyim (aramızdaki son toplantıda, yanlış hatırlamıyorsam Hakan Erdem de bunu söylemişti). 'Evrim Teorisi'ni inceleyecek, bu alandaki bilgi birikimini zenginleştireceksiniz. 'Evrim yoktur, her şey Allah'ın yarattığı andaki gibidir' diyen birilerini de davet eder misiniz bu konferansa?
Yukarıda dediğim gibi, bu da olabilir, ama daha çok kamuyu böyle bir tartışma olduğu konusunda bilgilendirmek için olursa mantığa uyar. Orada evrimi savunanla yaradılışı savunan, kamu önünde görüşlerini, dayanaklarını açıklar.
'Dünya savaşlarında Almanya'nın rolü'nü konuşmak, tartışmak istiyorsanız, 'Almanya zorla savaşa sürüklenmiştir' diyen birini özellikle çağırmazsınız. Çünkü bu bir vakit kaybıdır ve verimsiz bir uğraştır. Bu tür ak ve kara tavır alanlar normal olarak birbirini ikna etmez, böyle bir tartışmadan 'biraz öyle, biraz da böyleymiş' diye bir sonuç çıkmaz.
Ermeni kıyımı üstüne bu tür bir tartışma zaten sürüyor bu ülkede.
Her ağzını açtığında, öyle olmadığını bile bile, 'Sen diasporanın tezini savunuyorsun' diyen birileriyle, neyi tartışabilirim, hangi akademik ahlak ve adap içinde tartışabilirim?