Tren kaçırma alışkanlığı

Gençliğimizden beri dinlediğimiz hikâyeler vardır, ne kadar doğru olduğunu bilmem, ama yıllardır (daha eskiden daha çok) dinlemişimdir.

Gençliğimizden beri dinlediğimiz hikâyeler vardır, ne kadar doğru olduğunu bilmem, ama yıllardır (daha eskiden daha çok) dinlemişimdir. Akdeniz'in kıyı kentlerine, örneğin Antalya'ya, demiryolu döşenmesi projesini Fevzi Çakmak durdurmuş. Gerekçesi 'jeopolitikmiş. 20'lerde saldırganlaşan Mussolini'nin bu demiryolundan yararlanarak Akdeniz kıyılarına çıkaracağı askerini Ankara'ya taşıyacağından korkmuş. İkincisi de Karabük hikâyesi: Demir-çelik sanayii kuracaksan, demir ve kömür ayrı yerlerde çıkıyorsa, ya kömürü demirin çıktığı yere taşıyacaksın ya da çok daha rasyonel olanı, demiri kömürün çıktığı yere taşıyacaksın. Başlangıçta bu ikincisi planlanmışken, gene Fevzi Çakmak karşı çıkmış, 'Ya Ruslar demir-çelik tesislerini bombalarsa' demiş; böylece, hava saldırısına karşı korunaklı diye, Karabük çukurluğunda karar kılınmış.
Diyorum ya, hep anlatılırdı ve çok kişiden dinlemişimdir, ama kendim araştırmadığım için doğruluk derecesini bilmem. Gene de, burası Türkiye ve gerçekten böyle olduysa bunda da şaşacak bir şey yok. Bunun bir benzeri Kıbrıs'la ilgili olarak bugünlerde yaşanıyor.
Dünyada her şeye, her nesne ya da konuya, her türlü bakış olabileceği gibi, 'jeopolitik' denilen 'pseudo -' bilim açısından bakmak da mümkündür. Sözgelişi, Boğaziçi, olduğu başka yığınla şeyin arasında, jeopolitik bakımdan da önemlidir. İyi, isterseniz buna dayanarak Boğaziçi'nde yaşamayı, ev sahibi olmayı, hatta gezmeyi yasaklayın. 'Stratejik bölge' dersiniz, akan sular durur. Boğaziçi'nin kendisinde bu tren çoktan kaçtı, ama bu kategoriye sokabileceğiniz yığınla yer hâlâ var ve bir kısmında bunlar zaten oldu ya da oluyor.
Yani, her konuya her türlü bakışın arasında bir de 'jeopolitikçi bakış' olması mümkündür, ama bu, o konunun 'jeopolitikçi' anlayışa uygun bir biçimde sonuca bağlanması gerektiği anlamına gelmez. Bugün hayal edemediğimiz bir tarihte, bugün hayal edemeyeceğimiz bir biçimde, muhtemelen Avrupa Birliği yıkılıp, muhtemelen çok büyük kargaşalıklar çıkarken bize Kıbrıs'tan hava saldırısı geleceğini düşünmek de pek akıl kârı bir şey değildir. Mareşal hikâyesi doğruysa, İtalyan gelecek diye Antalya'ya ray döşemiyorsak, aradan yıllar geçtikten sonra görüyoruz ki, İtalyan filan gelmemiş, buralara hiç yolu düşmemiş, ama Antalya da demiryolsuz kalmış. Bize gelecek hava akınının zamanını veya biçimini hayal edemezken, akının kendisini hayal etmekten vazgeçmemek, acaba neyle 'iştigal' etmektir? 'Derin vizyon'un bu kadar derini bir ülkeyi geriliğe, yoksulluğa, daha bir yığın şeye mahkûm etmektir. Bunu da, 'muasır medeniyet' sloganını ağzından düşürmeyen bir kesimin yapması ayrıca çok ilginç.
Genelkurmay Başkanı, aynı konuşmada, ekonomik ambargo uygulanacağını, ama ekonomi güçlü olursa bununla başa çıkılacağını, derken başka bir konu gündeme gelince, ekonomimizin güçlü olmadığını söylüyor.
Yani, gene Çakmak hikâyesinin anlatıldığı noktadayız. Bir adam ya da bir grup adamın 'jeopolitik' böyle gerektirir diye verdiği bir karar karşısında, ekonomi, şu bu, hiçbir şeyin bir önemi ve anlamı olduğu düşünülemez.
Loizidou davasının da ortalıkta olduğu ve geleceklerin küçük bir habercisi olarak boy gösterdiği bu aşamada, diplomatik alanda hiçbir geçerliği olmayan 'jeopolitik' gerekçeyle Kıbrıs davasını olduğu yerde hapsedeceksiniz. Bunu açıklamak için kullandığınız cümlelerin arasına bir de 'Biz Kıbrıs'ta hiçbir zaman çözümsüzlük istemedik' ibaresini de sıkıştıracaksınız. Dünya âlem de buna bakarak, Türkiye'nin ve Genelkurmayı'nın Kıbrıs'ta çözüm bulunmamasına ne kadar çok üzüldüğünü düşünecek.
Orta yerde duran şu olguya bakıldığında, burada kaygının 'jeopolitik' filan da olmadığı görülüyor. Çünkü 'jeopolitik' kendisi bile, inandırıcı bir gerekçe değil. Bu konu bir yandan genel milliyetçilik ideolojisinin gereği olarak bu biçime giriyor, bundan daha somut olarak da, Silahlı Kuvvetler'in bu toplumda kendini görmekten vazgeçmediği yerin gereği olarak.
Bu seferki bedel, Antalya'nın değil, Türkiye'nin treni kaçırması.