Türkiye'de Kürt olmak

Türkiye'nin Irak'ta odaklanan dünya olayları karşısında, anlaşılır cümlelerle ifade edilebilir tek politikasının Kuzey Irak'ta bir 'Kürt devleti' ya da onu uzaktan yakından andıran bir şeyin ortaya çıkmasına engel olmaktan ibaret olduğunu yazıyordum.

Türkiye'nin Irak'ta odaklanan dünya olayları karşısında, anlaşılır cümlelerle ifade edilebilir tek politikasının Kuzey Irak'ta bir 'Kürt devleti' ya da onu uzaktan yakından andıran bir şeyin ortaya çıkmasına engel olmaktan ibaret olduğunu yazıyordum. Bu arada benim yurtdışı gezilerinden biri daha çıktı. Gittim geldim. Onu da ayrıca yazacağım, çünkü yazmayı gerektiren bir şeyler oldu. Ama şimdi bu 'Kürt devleti' konusuna devam edeyim. Geçen hafta buna değinirken, konuya daha uluslararası denebilecek bir açıdan bakmıştım. Şu günlerde ABD'nin bu tür bir girişimden duyduğu tedirginlik basına da yansımaya başladı ki, öyle bir tedirginliğin var olduğunu bilmek ya da anlamak için dâhi olmak gerekmiyordu zaten. Bu konuda uzun uzun ve ayrıntılı biçimde tartışmayı gerektiriyor.
Ama bugünlük onu da erteleyelim. Bugün bu konuya 'Türkiye-içi' bir konu olarak konuşmak istiyorum: Bu ülkede yaşayan milyonlarca Kürt yurttaşı ilgilendiren bir konu olarak...
Bu milyonlarca Türkiye yurttaşı acaba devletin resmi politikası olarak ilan ettiği, medyada 'casus belli' terimiyle değinilen bu görüşle aynı fikirde mi? Aynı fikirde olabilmesi ne mümkün, ne de muhtemel görünüyor. Nasıl olabilir ki? Türkiye'de yaşayan milyonlarca Kürt yurttaşın, 'Ah, şu Irak'ta bir Kürt devleti kurulsa da, biz de oraya gidip yerleşsek' umudu ve özlemiyle yaşadığını sanmıyorum. Ama, 'dünyanın bize yakın bir yerlerinde kurulma teşebbüsüne geçen herhangi bir Kürt devleti derhal ezilmelidir', anlayışını paylaştıklarını da sanmıyorum. Niçin ve nasıl paylaşsınlar ki?
Irak'taki veya herhangi bir yerdeki (belki 'herhangi' demek yanlış oldu; belki Grönland'da olsa Türk ordusu da itiraz etmezdi) 'Kürt devleti' ihtimali karşısında 'bu savaş nedenidir' diye ayaklanan bir kurum ve ona uyan bir toplum karşısında, o toplumda yurttaş olarak yaşayan insanlar ne düşünür, ne düşünebilir? Herhalde çok dostane şeyler düşünemezler, çünkü kendileri ve akrabaları hakkında dostane şeyler düşünüldüğünü düşünemezler.
Türkiye'de 'Türklük' ve 'bağımsız Türk devleti' hakkında her gün söylenen sözleri şöyle bir aklınızdan geçirin. Yakınlarda bir yerde bir 'Türkmen devleti' gibi bir şey biçimleniyor olsa bunun burada, resmi düzeyde uyandıracağı heyecanı tahmin edin. Tahmin etmesi zor geliyorsa Kıbrıs olayının gidişini bir düşünün. Bu toplumun içinde milyonlarca Kürt kökenli insan yaşıyor. Onlar, Kuzey Irak'ta ortaya çıkabilecek bir özerk Kürt bölgesine veya düpedüz bağımsız Kürt devletine nasıl baksınlar? Bu konuda ne düşünsünler? Biliyoruz, ideal 'T.C. yurttaşı' herhangi bir şey düşünmeyen biridir. Düşünmesi değil, Pavlov'un köpeği gibi, 'otoritenin sesi'ni tanıması ve ona gerekli refleksi göstermesi beklenir. Ne yazık ki, T.C. devleti bile, bu 'ideal'i halen gerçekleştirebilmiş değil. Her türlü sistemden uzak, mantıktan kopuk filan da olsa, sonuçta insanlar bir şeyler düşünüyor -onca saldırı karşısında 'iyi' düşünmeleri engelleniyor, ama düşünmekten büsbütün alıkonamıyorlar.
Dolayısıyla bu konuda da düşünecekler. Düşünecek ve düşüncelerinin sonuçlarına göre bir tavır benimseyecekler. Bu konuda düşündüklerini, Öcalan'ın yakalanmasından bugüne geçen sürede Kürtlük konusunun bir sorun olmaktan çıkarılması için girişilmiş cansiperane çabalar ve kat edilmiş muazzam mesafeler üstüne değerlendirmeleriyle birleştirecekler. Bunları bir araya getirip bir sonuca varacaklar. Saydıklarımı ben uydurmuyorum. Bunların hepsi hakkında her gün bangır bangır bağrılıyor. Sıradan, olağan bir insanın bunlardan nasıl bir sonuca varacağı herhalde uzun boylu bir merak konusu olamaz. Hele bu sıradan insan Kürt kökenli bir Türkiye yurttaşıysa duygu ve düşünceleriyle bu olanlardan nasıl etkileneceği herhalde başından bellidir. 'Belli' olarak ve bilinerek bu politika benimsenmiştir. Herhalde bütün sonuçları bilinerek benimsenmiştir.