Ülkücüler

Ruşen Çakır, Vatan'da dün sabah (pazar) 'Ülkücüler' üstüne bir yazı dizisine başlamış. Ben ikincisini görebildim.

Ruşen Çakır, Vatan'da dün sabah (pazar) 'Ülkücüler' üstüne bir yazı dizisine başlamış. Ben ikincisini görebildim. Ruşen, 'Nereye Gitti Bu Ülkücüler' sorusunu sormuş, onun cevabını arıyor.
Soru sorduğu tanınmış Ülkü Ocaklılar. Milliyetçiliğin tekelinin artık onlarda olmadığını belirten cevaplar vermişler. Bu doğru; galiba sorun da bu.
Son seçimlerle birlikte barajın altında kalan MHP'nin tarihi bir anlamda bittiğini düşünüyorum ben de. Böyle bir siyasi akımın fiilen bitmesi çok zordur. Dolayısıyla yapılacak her seçimde MHP gibi bir partinin alacağı bir oy oranı vardır: Konjonktüre göre bazan yükselebilir, bazan düşebilir, ama yok olmaz. Ayrıca bu toplum, her zaman, MHP tipi 'milliyetçi' yetiştirir.
MHP son seçimde barajın altında kaldı ama zaten hiçbir zaman gerçekten başarılı olmamıştı. 'Başarılı' derken, Mussolini ve Hitler örneklerini hatırlıyorum. Bu iki hareket de, ortaya çıktıkları toplumda geniş kitleleri yanlarına çekmeyi, her sınıf ve tabakadan önemli sayıda insanı kendi politikalarına ikna etmeyi başardılar. Toplumun tutturacağı yönü kararlaştırmakta en belirleyici rolü oynamaya aday toplumsal kesimlere kendilerini kabul ettirdiler.
Türkiye'de MHP hiçbir zaman bu 'mertebe'ye yükselmedi. Bunu düşünerek, hiçbir zaman başarılı olmadığını söylüyorum. Bunun, biri söz konusu parti için 'içsel, biri de 'dışsal', iki temel nedeni olduğunu düşünüyorum.
'İçsel' olanı, bu partinin 'devşirebildiği' entelektüel kapasitenin niteliğiyle ilgili. Bu noktada ülkücü hareket ve MHP hiçbir zaman kayda değer bir başarı gösteremedi. Öyle bir kapasiteye sahip olan birileri, milliyetçiliği benimsedikleri için, bir süre bu hareketin içinde, yanında durabildiler. Ama bu kalıcı bir ilişki haline gelmedi. MHP, milliyetçi olma sürecinde, 'ergenlik aşaması' gibi bir şey oldu, öyle kaldı. Ergenleşen, hareketi terk etti.
Burada, MHP'nin kırsallığının önemli payı olduğunu sanıyorum. Büyük ölçüde bir 'kırsal tepkisellik' politizasyonu üstüne oturduğu için sıra militanı üretmekte hiç güçlük çekmedi, ama nitelikli düşünce üretmekte hep yaya kaldı.
Aslında şu son seçimlerde MHP barajın altında kalırken Cem Uzan'ın da barajı aşmaya çok yaklaşmasını aynı toplumsal dinamiğe bağlıyorum.
Biraz ağır aksak da yürüse, Türkiye kentleşiyor. Bu olgu, bütün siyasi hareketleri de etkiliyor. Örneğin AKP'nin artık 'kırsal' bir tabana oturduğunu iddia etmek kolay değil. MHP sanırım bu geçişi yapmakta en fazla geciken parti oldu. Orta Anadolu kasabası, bütün ideolojisi ve hayat kültürüyle, sonuna kadar bu partiye egemen oldu.
Ama bu tip faşizan milliyetçiliğin de kentlileşmesi ve şu yaşadığımız çağın başka taleplerine kendini uydurması gerekiyor. Cem Uzan sanırım bu ihtiyacın ortaya ittiği bir figür oldu. Kendisinin Türkiye siyasetinde kalıcı bir yeri olacağını doğrusu sanmıyorum; ama MHP tipi faşizan bir milliyetçiliğin yeni toplumsal tabana uyarlanma işleminde bir aşama rolü oynamış olabilir.
MHP'nin başarısızlığının 'dışsal' dediğim ikinci nedenine gelince: Ülkücüler 'Milliyetçiliğin tekeli bizde değil artık' demişler de, 'artık' değil, hiçbir zaman onların tekelinde değildi. Türkiye gibi, milliyetçinin her türlüsünü yetiştiren ve milliyetçi olmayan hiçbir şeyi yetiştirmeyen bir iklim ve toprakta, bunu kimse ona bırakmazdı.
Nitekim şu anda da bırakmıyorlar.
Ruşen Çakır okuduğum yazıda hem kendisi buna değinmiş, hem de Tanıl Bora'dan alıntı vermiş. 'Memlekete faşizm lazımsa, onu da biz yaparız.'