AB'nin göç zirvesi

Bugün AB zirvesi başlıyor, İspanya'nın Sevilla kentinde. Türkiye'nin farklı beklentilerine karşın, zirvenin ana konusu mülteciler.

Bugün AB zirvesi başlıyor, İspanya'nın Sevilla kentinde. Türkiye'nin farklı beklentilerine karşın, zirvenin ana konusu mülteciler. Resmi dille 'kaçak göç'. Türkiye, kaçınılmaz olarak bu tartışmanın merkezinde olacak. Yılda 220 bin mülteci Türkiye'yi transit olarak kullanılıyor. Bunların yaklaşık 100 bini hâlâ Türkiye'de kaçak. Eğitim, sağlık gibi hizmetlerden yararlanamıyor ama Turizm Bakanı'nı gururlandırıyorlar, çünkü turist sayısını şişiriyorlar. ABD ve AB'nin baskısıyla Türkiye bir dizi önlem alıyor. Kontrol, kaçakçılara ağır ceza filan. Önlemle yetinmiyor, Suriye sınırından girmeye kalkan altı kişiye 'dur ihtarına uymadıkları' gerekçesiyle açılan ateş sonucunda birini öldürüyor, üçünü yaralıyor, altısını da yakalıyor. AB'ye 'ödünsüz evet' mücadelesi veren güzel ülkem bununla da yetinmiyor. Türkiye'de mültecilerle ilgili çalışma yürüten tek sivil toplum kuruluşu olan Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği ASAM, 20 Haziran Dünya Mülteciler ve Sığınmacılar Günü'nde ofislerini kapatacağını
açıklıyor. Gerekçe: İçişleri Bakanlığı. Van'daki mülteci kamplarına yönelik, BM Mülteciler Komisyonu ile ortaklaşa yapacakları projenin bakanlıkça engellenmesi.
Daha doğrusu Hollanda'dan gelen proje parası için bakanlığın 'Parayı alamazsınız' demesi. Köle ticaretinin durdurulması için önlem almakta boynu kıldan ince, ama sivil topluma icabında 'onuruyla' direnir.
İlk işçi kafilesi
İlk işçi kafilesi tam 41 yıl önce, 24 Haziran
1961 günü, Almanya'ya doğru yola çıkmıştı. Bugün AB göçü tartışıyor, Almanya yeni göç yasasını kabul ediyor. AB'nin açmazı, bir yandan göçü engellemek isterken, bir yandan da AB ülkelerinin işgücü ihtiyacının karşılanması. Almanya'da kabul edilen ilk göç yasasıyla, ilk kez hem siyasi hem de yasal olarak ülkenin bir göç ülkesi olduğu kabul edildi. Alman vatandaşlığına geçmek için yasada yer alan dil zorunluluğu nedeniyle, birinci nesilden vatandaşlık almak isteyenler zorlanacak. Almanlar, "41 yılda öğrenselerdi" diyor.
Pamukbank operasyonu
IMF'ye niyet mektubunun gönderildiği gün, bankacılık dünyasında da önemli bir operasyon yapıldı. Karamehmet ailesi bankacılık dünyasından silindi. Nilgün Uysal, Bianet'te bu gelişmeyi üç ekonomiste sormuş. Prof. Dr. Türkel Minibaş: "Şu sırada yaratılan suni bir tartışmadır. Çünkü, bankacılık sisteminin küçüleceğini, sağlıksız
yapısı olan bazı bankaların sistemin dışına çıkarılacağını, IMF'ye söz verildiğini biliyorduk... Bu sırada dolara hücum yaratmaya çalışanlar olabilir. Ya da başka spekülasyon çabaları. Bu açıdan para odaklarının politik bağlantılarının takibini yapmak gerek."
Dr. Öztin Akgüç, "Türkiye'de şimdiye kadar fon yönetimine alınan bankalarda büyük bir mevduat çekilişi olmadı. Devlet güvencesinin etkisi bu. Bir mevduat çekilişi beklemiyorum," diyor.
Yeditepe Üniversitesi'nden Süleyman Yaşar, ise "Çukurova grubunun devletten (Fiskobirlik'ten) 1.5 katrilyonluk alacağı var ve bu da Pamukbank'ı zora sokan bir temel neden idiyse, -ki bunu tam bilemiyoruz o zaman geri planda değişik sermaye ve çıkar grupları arasında bir savaş yaşandı ve yaşanıyor demektir."