Bir zamanlar sosyal devlet

Kamu Emekçileri Sendikası yeni bir rapor yayımladı: 'Sosyal Bir Türkiye İçin Talepler'.

Kamu Emekçileri Sendikası yeni bir rapor yayımladı: 'Sosyal Bir Türkiye İçin Talepler'. Önemli bir rapor bu, çünkü nasıl 'sınıfsız, kaynaşmış bir toplum değilsek, Türkiye Cumhuriyeti de sosyal
devlet olma özelliğini yitireli, sosyal politikalara ağırlık vermeyi bırakalı hanidir. KESK Raporunda, neo-liberal politikaları referans kabul eden hükümetler eliyle, sosyal haklara yönelik saldırıların kesintisiz sürdüğü savunuluyor. Raporda yer alan tespitlerden bazıları şöyle: Kamu yatırımlarına ayrılan bütçe payı 1986'dan bu yana yüzde 75 oranında azaldı. İç borçlar 1996 yılından bu yana yüzde 470, dış borçlar yüzde 80 arttı. Bütçede eğitime ayrılan pay 1990'dan bu yana yüzde 43, sağlığa ayrılan pay yüzde 26 azaldı. Türkiye'de 20 milyonu aşkın kişi yoksulluk sınırının altında yaşıyor. İşsizlik 1996 yılından bu yana iki kat artarken, özel sektörde haftalık çalışma süresi 54 saate çıktı. Bu tespitler ışığında gündeme getirilen talepler ise şöyle: Herkesten mali gücüne, servetine ve gelirine göre vergi alınmalı. Eğitime ve sağlığa ayrılan pay artırılmalı; Sendikalar ve demokratik kitle örgütleri bütçe hazırlık süreçlerinde yer almalı. Silahlanma şiddet ve savaş politikalarına dayanan bütçe anlayışı terk edilmeli. Kamuda özelleştirme, taşeronlaştırmaya son verilmeli. Emeklilik ve sağlık haklarını ticarileştirme, emekli yaşını ve prim ödeme sürerlini artırma, emekli aylıklarını düşürme girişiminden vazgeçilmeli. Asgari ücret ve emekli aylıkları, yoksulluk sınırının üstünde belirlenmeli.
SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devredilmesi kararını protesto etmek, IMF bütçesine 'dur' demek için KESK ile DİSK'in, İstanbul ve Diyarbakır'dan başlattıkları yürüyüş bugün Ankara'da sona eriyor. Bugün Ankara'da miting var.
Özel sağlık sigortası
Türkiye'de özel sağlık sigortası uygulaması uzun zamandır devam ediyor. Ödenecek primlerin vergiden düşülmesi imkânı, birçok özel şirket yönetiminin çalışanlarını özel sağlık sigortasına yönlendirmesine yol açtı. Her ne kadar bu sigorta Batı ülkelerinde uygulandığı kapsamda uygulanmıyorsa da, örneğin, psikolojik tedavi ve diş sağlığı asla Türkiye'de kapsama alınmıyorsa da, parası olanın yararlandığı bir hizmet olarak varlığını sürdürüyor. Ama nasıl? En önemlisi bu sigorta kapsamındayken ciddi bir hastalığa yakalanmanız halinde, yıllık sigorta sürenizin bitiminde ya sigortanızın yenilenmemesi ya da hastalığınızın kapsam dışı bırakılması söz konusu. Sigorta, adı üstünde, herhangi bir risk durumunda zararınızın karşılanması için yapılan bir uygulama. Ama sağlıkta öyle değil! Sigortanızın sürebilmesi için, ciddi bir hastalığa yakalanmamanız gerekiyor.
Üstelik istihbaratları sağlam. Doktorla hastası arasında kalması gereken ve mahrem kabul edilen bilgi, elden ele ortalarda dolaşıyor. Sizi muayene eden bir doktor ya da hastane, vücudunuzun neresinde ne gibi bir araz var, hangi hastalıktan mustaripsiniz gibi tüm bilgileri hiçbir etik kural tanımadan hemen sigorta şirketine iletiyor. Sigorta şirketleri de ona göre davranıyor. Bir teşhis ya da tedavi için bir kuruma başvurduğunuzda, şayet
özel sigortanız varsa, ödeme konusunda onay almak için size bir kâğıt imzalatıyorlar. Kâğıtta minicik, 'bilgilerin sigorta şirketine verilmesini onaylıyorum' yazıyor. İmzalamazsanız ödeme yok. Etik kurullar yok, durum raporlarını isimsiz değerlendiren bağımsız heyetler yok. Sadece hastalanana kadar özel sağlık sigortası var. Yerse!
Talihsiz Colin
Eski ABD eski Dışişleri Bakanı'ndan söz ediyorum. Talihsizliği görevi Rice'a kaptırmasından değil. Hâlâ utanmadan açıklama yapmasından: 'İran'ın aktif olarak taşıyıcı sistemler üzerinde çalıştığına ilişkin istihbarat bilgileri gördüğünü' söylemiş. Yani yeni Bush hükümetinin, yeni hedefi İran. BM kürsüsünde, CIA belgeleriyle Irak'ın kitle imha silahlarını dünyaya duyuran, yerlerini gösteren, bütün dünyayı ikna etmeye çalışan aynı Colin Powell bu. Açıklaması Uluslararası Atom Enerji Ajansı'nın İran'da nükleer silah konusunda hiçbir hazırlık çalışmasına rastlanmadığını bildirmesiyle eşzamanlı. Hani 'yalancının mumu yatsıya kadar yanıyordu'? Bu yatsı ne zaman gelecek?