Ermeniler ve Karadenizliler

Başbakanlık'ta bekletilen 'vakıflar yasa tasarısı'nın azınlık vakıflarına ilişkin hükümleri üzerine yazdım.

Başbakanlık'ta bekletilen 'vakıflar yasa tasarısı'nın azınlık vakıflarına ilişkin hükümleri üzerine yazdım. Türkiye Cumhuriyeti'nin azınlık vatandaşlarına
'yerli-yabancı' muamelesi yapmasının iyi örneklerinden biri bu tasarı. Bu tasarı konusunda DYP'nin de görüşleri var. Bianet.org'da yer alan bir habere göre DYP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Ekinci bir basın toplantısında şöyle diyesiymiş:
"Tasarı, milli güvenliğimizi tehdit eden bir tasarıdır. Bu tasarıdan bizim ana muhalefet partisi olarak haberimiz yok. İktidar milletvekillerinin de haberi yok. Ama Mutafyan'ın haberi var. ASALA'nın silahla alamadığını lobilerle alacak, bu tasarının şiddetle karşısındayız." Ekinci'nin Patriğe yönelik ithamları ve tasarı ile ilgili açıklamaları partinin internet sitesinde de yayınlanıyor. Bunun üzerine Melkon Karaköse, Baron Nalbant, Nazaret Özsahakyan ve Migırdiç Ardzivyan'ndan oluşan bir grup, DYP İstanbul İl Merkezi'ni ziyaret ederek tepkilerini dile getiriyor. DYP Genel Başkanı Tansu Çiller devreye giriyor, Türkiye Ermenileri Patriği 2. Mesrob'u arayarak üzgün olduğunu ifade ediyor. Şöyle diyor: "Sayın Ekinci'nin talihsiz basın açıklaması beni de üzdü. DYP'nin düşüncelerini genel başkan yansıtır. Sayın Ekinci Karadenizli'dir. Bazen böyle ifadelerde bulunabiliyor." Türkiye Cumhuriyeti'nin Ermeni vatandaşlarını ve patriklerini, ASALA ile bir tutacaksın, sonra genel başkan özür dileyecek. Pekâlâ iyi! Çiller adına Karadenizlilerden kim özür dileyecek?
Bekâr kadınlar sinirlendi
Bekâr kadınlar internet ortamında bir site açarak dertlerini paylaşmaya başladı. "http://www.bekarkadinlarkulubu.com" adlı internet sitesinde 16 yaşından 55 yaşına kadar her yaş grubundan kadın dertlerini paylaşıyor. İşte bekâr kadınları en çok sinirlendiren şeyler: Gözümün içine baka baka yalan söyleyen evli erkekler; umursamaz sevgililer; kadına karşı nasıl davranması gerektiğini bilmeyen dangalaklar; bir tek oğullarınınkini can sanan erkek anneleri; poposu büyük şişman erkekler; evde şarkı söylediğimde alt kattan duvara vuran yeni komşular; yaş kaç olursa olsun evden her çıkışta 'nereyeeeee' diye bağıran anneler; piyasalar düzeldi haberleri... Yorum yok! Bir de ben sinirlendirmek istemem.
Sivil toplum bakıyor
Cezaevlerinde açlık grevi yaparak wernicke-korsakof sendromu gösterenler, yani sağlıklarıyla birlikte, hafızalarını da yitirenler mahkeme kararı ve Cumhurbaşkanı'nın affıyla geçici olarak tahliye ediliyor. Bu insanlar geçici bir süre için tahliye ediliyor. Aslında bu Adalet Bakanlığı'nın kararı ve hukuken kendine özgü bir durum. Bu nedenle de farklı mahkemeler aynı durumda olanların bir kısımının tahliyesine karar verirken bir kısmını da tahliye etmiyor. WernickeKorsakof tanısı konulmuş 25 kişi şu anda tahliye edilmeyenler arasında. Tahliye edilenlerin cezaevlerinde ölmeleri engelleniyor ve devlet tedavi masrafından kurtuluyor. Çıkanların durumları kötü, bakım ve tedavileri çok güç. Bu iş Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından yapılıyor. Vakıf şu ana kadar 341 kişinin tedavi ve bakımını üstlenmiş. Hastane masrafları, tetkikleri, özel beslenmeleri, gerektiğinde fizik tedavi için vakfın şu ana kadar harcadığı para 150 bin dolar (yaklaşık 200 milyar lira). Gönüllü sağlıkçıların katkısının yanı sıra vakıf gönüllüleri de 40 bin dolarlık bir fon oluşturmuş. Geriye kalan 110 bin dolar ise vakıf kaynaklarından harcanmış. Türkiye'de işkence rehabilitasyonu
konusunda tek uzman kuruluş olan TİHV bağışlarla ayakta duruyor. Telefon numaraları
Ankara için 417 71 80, İstanbul için 249 30 92 ve İzmir için de 463 46 46.
İHD'nin tespitine göre tahliye edilmeyen 25 kişi: Cihan Tarak, İmdat Bulut, Celal Keleş, Ahmet Arslan, Merdan Özçelik, İrfan Aslan, Celal Coşkun, Ayhan Mimtaş, Tamer Tuncer, Ayhan Özgül, Erkan Tepeli, Cihan Kaplan, Tuncay Bozkurt, Doğan Tokmak, Serdar Güzel, Şamil Cemekan, Erol Turan, Yüksel Doğan, Mehmet Avcı, Özgür Kılıç, Sedat Hayta, Erkut Cebeci, Lütfü Yokuş, Murat Başusta, Ergül Çiçekler.