Oscar ve Müslümanlar

Bu yıl Oscar törenleri, tam bir siyah gösterisi oldu. Önce Onur Oscar'ını Sidney Poitier aldı.

Bu yıl Oscar törenleri, tam bir siyah gösterisi oldu. Önce Onur Oscar'ını Sidney Poitier aldı. En iyi Erkek ve En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ları da iki siyaha, Denzel Washington ve Halle Berry'e gitti. Washington daha önce iki kez aday olmuş, siyahlara yapılan ayrımcılık konusunda kampanya yapmış, Julia Roberts'ın başını çektiği Hollywood yıldızları da 'Oscar Washington'a' kampanyası açmıştı. Ama yine de bu sonuç beklenmiyordu. 11 Eylül sonrası 'dış düşmanlarının' farkına varan ABD, bir 'birlik ve beraberlik ruhu' yaratmaya mı çalışıyordu? Yoksa bu,
'Niggerization of America/Amerika'nın zencileştirilmesi'nin sonucu muydu? Öyle ya, saldırı sonrasında herkes güvenini yitirmiş, belirsizlik içinde kalmış, başına her an her şeyin gelebileceği duygusuna kapılmış, yani tam bir azınlık psikolojisi içine girmişti. Bu tartışma sürecek, ancak ABD'nin yeni siyahlarının Müslümanlar olduğu konusunda tartışmaya mahal yok.
Af Örgütü, ABD'nin Ortadoğu kökenlilere yönelik gözaltı operasyonlarından ciddi kaygı duyduğunu açıkladı. Gözaltılar ve ev baskınları sürüyor. Bu furyadan 70 kadar Türk de nasibini almıştı. Saldırı sonrasında gözaltına alınanlardan 36'sı daha yeni serbest bırakıldı. Son yüce Türk devleti, vatandaşlarını sahiplenmedi, Dışişleri Bakanlığı'nın bu konuda gıkı çıkmadı.
Kendi ülkende rezil olmak
Yurtdışına çıkanlar bilecek, insanın kendini en kötü hissettiği yerlerden biridir vize kuyrukları. Batı'nın gelişmiş ülkeleri vize kuyruklarındaki rezalet ve beklemeyi çözmek için kıçlarını kıpırdatmaz. Her insanın hakkı olan medeni bir ortamı, gerekli sayıda personeli, bekleme yerini sağlamaz. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin dergisi Detay'da üç öğrenci gazeteci, Candan Yasan, Cemile Güneş ve Özgür Oğuz, İstanbul'da bu konuyu araştırmış. İşe ABD Konsolosluğu'ndan başlamışlar. Başvuru formuna da 11 Eylül sonrası 'daha önce hiç terörist saldırıda bulunup bulunmadığı' sorusunun eklendiğini tespit etmişler. Başvuruda bulunanlar, kapıda cep telefonlarını bırakıyor ve didik didik aranıyormuş. İngiltere Konsolosluğu, 11 Eylül'den sonra fazladan bir zorluk çıkarmıyormuş, yani her şey sadece eskisi kadar güçmüş. Tahmin edilebileceği gibi en uzun kuyruk ve en büyük cefa Almanya'dan vize içinmiş. Başvuru sonrasında yetkililerle
görüşmek için dahi 3-4 gün beklemek gerekiyormuş. Tahminlerin aksine Fransız Konsolosluğu'nda artık kuyruk yokmuş. Fransızlar, eleman sayısını artırarak kuyruk sorununu çözmüş.
Hocaya okutalım
53 yaşındaki Kamil Kelebek, köyünden, Bursa'nın Karacabey ilçesine gelerek ineklerini satmış. 2 milyar 400 milyon lirayı cebine koyarak ilçede dolaşmaya başlamış. Ehh, haliyle cebinde bir miktar şişkinlik oluşmuş. Kelebek'in önüne çıkan iki kişi, hacda ölen dedelerinin 'yüklü' bir miras bıraktığını, mirası hayır olarak dağıtacaklarını söylemiş ve mirasın 3 milyar lirasını da ona söz vermişler. Ancak cebinde bulunan paraların 'hocaya okutulması' şartını koşmuşlar. Kelebek anlatıyor: Cebimdeki paraları çıkarıp verdim. Biri parayla birlikte yolun karşısındaki apartmana girdi. Diğeri yanımda bekliyordu.
Bir süre sonra diğeri de yanımdan ayrıldı. Uzun süre beklememe rağmen bir daha kimseler yanıma gelmedi.