Sıra sende!

Bugün üç fuar bir arada açılıyor. Light bilgisayar, İstanbul Sanat ve Kitap fuarları Tüyap Beylikdüzü'nde.

Bugün üç fuar bir arada açılıyor. Light bilgisayar, İstanbul Sanat ve Kitap fuarları Tüyap Beylikdüzü'nde. Fuara gidin! Gitmeniz için bu üç fuarın yanı sıra bir neden daha var. Şimdilik 50'ye yakın örgüt ve siyasi partinin oluşturduğu 'Irak'ta Savaşa Hayır' Koordinasyon Kurulu da, fuarda stand açıyor. İlk hedefleri, 1 Aralık'ta İstanbul'da büyük katılımlı bir miting. Siz katılırsanız, büyük katılımlı olacak. Standda, bugünden itibaren dokuz gün boyunca 'Barış Nöbeti' tutulacak. Ünlü ünsüz herkes, burada Barış Nöbeti tutmak için bekleniyor. Unutmayın, sizin cebinizden, çocuklarınızın kanı bedeline yapılmak istenen bir savaş bu! Nöbet için şimdi sıra sizde. Sonra da mitinge bekliyoruz. Burnumuzun dibindeki bu savaşı istemediğimizin en büyük göstergesi, orada çok çok kalabalık olmamız. Sizi sadece 'Irak'ta Savaşa Hayır' demek için çağrıyorlar. O kadar! Önce nöbete, sonra mitinge. Sıra sizde...
Gerger için protesto
Evet ilkel kovboyluğuyla başımıza bela kesildi. Oyunu belli, şiddeti de. ABD dünyayı, petrol ve para için kana boyamaktan çekinmiyor. Ama ABD sadece bu demek değil. Washington'da 'Irak'ta Savaşa Hayır' demek için toplananları düşünün. Sonra Dışişleri Bakanı Colin Powell ve Başsavcı John Ashcroft'a mektup gönderen Pen American Center ve Pen Center USA var. ABD'li 3 bin 500 profesyonel yazarı temsilen yazmışlar mektuplarını. Türk gazeteci, yazar ve bilim insanı Haluk Gerger'in ABD'ye sokulmaması karşısında şok geçirdiklerini belirtiyorlar ve Gerger'e hemen vize verilmesini talep ediyorlar. "11 Eylül'den önce yanlış olan, bugün hâlâ yanlış. Türkiye, antiterör yasalarını çok geniş bir biçimde uygulayarak, Gerger ve onun gibi yüzlerce insanının düşüncelerini baskı altında tutmak üzere kullandı, kullanıyor. 11 Eylül 2001'den önce ABD ısrarlı olarak bu tutumu protesto etti, Gerger ve birçok yazar, gazeteci ve aydının bilgiye ulaşması, kullanması ve dağıtması hakkını savundu. ABD'ye yolculuk edebilmeleri de bu hak kapsamı içindeydi. Şimdi bu desteği çekmek, daha kötüsü tutum değiştirerek bu hakların kısıtlanmasına çalışmak, ABD'nin dünyadaki insan hakları ve demokratikleşme mücadelesini zayıflatmaktan başka bir anlam ifade etmez," demişler.
Koku bombası
"Bugün, 16 Ekim 2002, 18. Uluslararası AntiMcDonalds gününde Türkiyeli küresel kapitalizm karşıtları olarak McDonalds'a şaka yaptık. Beyoğlu McDonalds şubesini kokuttuk." Küresel kapitalizm karşıtları, eylemlerini milliyetçi kaygılarla yapmadıklarını belirterek, gerekçe olarak McDonalds hakkında bir dizi iddiada bulunuyor, kulak verin: "İşçi sömürüsü: McDonalds, işçilerine fazla mesai bedelini vermiyor. Az işçi çalıştırıyor, daha çok ve hızlı iş yapılması gerekiyor. Bu da başta yanıklar, iş kazalarına neden oluyor. Gıda kaynaklarının sömürülmesi: McDonalds yoksul ülkelerde geniş ekilebilir alanları sığır yetiştirmek için kullanıyor. Hayvanlar için kullanılan 7 milyon ton tahıl yalnızca 1 milyon ton et ve yan ürün sağlıyor. Çevreye verilen zarar: McDonalds eskiden yağmur ormanı olan toprakları meralaştırdığını ve bu alanların yeniden ormanlaşmasını engellediğini itiraf etti. McDonalds'ın paketleme malzemelerinde kullandığı kimyasallar ve şirketin et endüstrisi için yetiştirdiği sığırların salgıladığı metan gazı, küresel ısınma krizinin başlıca etkenlerinden. İnsan sağlığına verilen zarar: McDonalds ürünlerinin kolesterolde ağır, besin değerinde hafif olduğunu biliyoruz. Bunun yanı sıra besi hayvanlarının yemlerinden etlere geçen kimyasallar ve pişirilme metodu (derin dondurucudan kızgın yağa) McDonalds yiyeceklerinin kanserojen tehlike taşıdığını gösteriyor. Hayvanların katli: McDonalds meralarında yetiştirilen hayvanlar temiz hava, gün ışığı ve hareket serbestisinden mahrum bırakılıyor. Her yıl milyarlarca hayvan insanların keyfi uğruna katlediliyor.