Travesti Hülya'nın hikâyesi

Hülya, hayatını seks işçiliği yaparak kazanıyor. Türkiye'de travestiler için, hayatlarını kazanabilmenin çok da fazla yolu yok. Her travesti seks işçisidir demiyorum, ancak vurgulamak istediğim, travestilere yönelik ayrımcılık...

Hülya, hayatını seks işçiliği yaparak kazanıyor. Türkiye'de travestiler için, hayatlarını kazanabilmenin çok da fazla yolu yok. Her travesti seks işçisidir demiyorum, ancak vurgulamak istediğim, travestilere yönelik ayrımcılık, onların farklı alanlarda hayatlarını kazanmalarını hemen hemen imkânsız hale getiriyor.
Tabii bu ayrımcılık, onlarla cinsel ilişkiye girmeyi kapsamıyor. Hülya şimdi, iki kolu kırık, ayağı incinmiş şekilde Ümraniye E Tipi Kapalı Cezaevi'nde yatıyor.
Hülya'nın, nüfus cüzdanındaki adıyla Şerif Daşdemir'in bu durumda cezaevinde bulunmasına yol açan olayların gelişimi, onun ifadesiyle şöyle: Hülya, 17 Kasım 2004 Perşembe günü sabaha karşı saat 04.00'te seks işçiliği yaptığı Bağdat Caddesi'nde, arabasına bindiği bir kişi tarafından ilişki sonrası istemediği eylemlere zorlandı.
Bunu kabul etmeyince, bu kişi polis olduğunu söyleyip onu karakola çektirip dövdürtmekle tehdit etti.
Silahını çıkarıp gösterdi. Hülya kimlik sorunca, çıkarıp kimlik gösterdi, fakat Hülya kimlik bilgilerini tam olarak göremedi. Daha sonra bu kişi, aracını polislerin olduğu bir yere çekti. Polisler arabalı kişiyi bırakıp Hülya'yı polis aracına bindirmeye çalıştı. Hülya, kaçan kişinin kendisine silah çektiğini söyledi, ancak polis o kişiye müdahale etmek yerine, olay yerine gelen başka polislerle birlikte tekme ve yumruklarla Hülya'yı dövüp, karakola çekti. Burada da sopalarla işkenceye devam edip iki kolunu kırdılar ve ayağını incittiler. Sonra da Hülya hakkında 'polise mukavemet' ettiğine ilişkin tutanak tutuldu. Kadıköy Savcılığı da Hülya'yı tutuklayarak Ümraniye E Tipi Kapalı Cezaevi'ne koydu. Dokuz sivil örgüt, Hülya'nın işkencecileri hakkında suç duyurusunda bulundu. Gözaltına alınırken avukatlığını yapan (CMUK kapsamında) kişinin de, işkence ve kötü muamele ile ilgili suç duyurusu var. Lambdaistanbul Eşcinsel Sivil Toplum Girişimi, İHD, Kadının İnsan Hakları Projesi, Türkiye Sakatlar Derneği-Genel Merkezi, Dut Ağacı Ekoloji Kooperatifi, Barış Anaları İnisiyatifi, İnsanca Yaşam Platformu, Amargi Kadın Dayanışma Kooperatifi, Gökkuşağı Kadın Derneği, İstanbul Toplumsal Ekoloji Platformu, İAMİ- İstanbul Antimilitarist İnisiyatifi Hülya'nın uğradığı muamele konusunda suç duyurusunda bulunan örgütler. Hülya'nın tutukluluğuna itiraz reddedildi. İşkenceye sıfır tolerans olduğu iddia edilen cennet vatanımızda, suç duyurusunun akıbeti ise henüz meçhul!
Haydi kızlar okula
"Bütün öğretmenler kadındır; Anneler öğretmenlik yapar, babalar ise ya mühendistir ya da doktor; Annem erken kalkar, kahvaltı hazırlar. Babam kahvaltısını yapmadan evden çıkmaz; Annem beni uğurlar. Annem beni karşılar; kız çocuklar annelerine hep yardım eder. Kız çocuklarının yeri annelerinin yanıdır; öğretmenlerimiz bizim ikinci annelerimizdir. Okulumuzu erkekler yönetir. Müdürümüz kadın olsa bile bütün işleri erkek müdür yardımcısı yapar. Kadınlar sadece bazı meslekleri yapabilir. Bunlar öğretmenlik, hemşirelik ve sekreterlik. Temizlik kolları başkanlığı kızlara, sınıf başkanlığı erkeklere ait birer görevdir."
Bu satırlar, aydınlık ve irfanı tam kuşaklar yetiştirmek üzere görevli olan Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaygın ve örgün eğitim kurumlarında okutulan ders kitaplarından. Hayat Bilgisi 1. ve 2. sınıf kitapları ile Türkçe 1. sınıf ders kitaplarından örnekler. Eğitim-Sen 1. Kadın Kurultayı (aman 'bayan' dememişler) 'Eğitimde Cinsiyet Ayrımcılığına Hayır' Kampanyası kapsamında okul kitaplarından verdikleri örneklerden oluşuyor. Bakanlık bünyesinde Eşitlik Komisyonu oluşturulmasını, eğitim fakültelerinin lisans programlarına da 'toplumsal cinsiyet' ile ilgili zorunlu ders konulmasını talep ediyorlar. Tabii eğitim materyallerinin cinsiyetçi referanslardan arındırılmasını da. 'Haydi Kızlar Okula', okuyun, çalışın, hayattaki yerinizi öğrenin.