Yüzleşiyoruz

'Yüzleşiyoruz' kampanyası, yarın saat 13.30'da Taksim İstiklal Caddesi'nde başlıyor.

'Yüzleşiyoruz' kampanyası, yarın saat 13.30'da Taksim İstiklal Caddesi'nde başlıyor. 'Mayınlı Bölge' eylemiyle. Maket mayınlarla oluşturulan bölgeden amaç, şehirlerde yaşayanların sırtını döndüğü, ama tüm toplumun sorumlu olması gerektiği düşünülen sorunları, savaşın yarattığı yaşam koşullarını, şiddetsiz etkinliklerle şehirlere taşımak. 'Mayınsız Bir Türkiye' girişiminin verilerine göre, Türkiye topraklarında 1 milyon mayın var. Bu, her 70 kişiye bir mayın anlamına geliyor. Mayınlar insanların yaşam alanlarını kısıtlamakla kalmıyor; tarıma elverişli yüz binlerce dönümlük arazi de mayınlandığı için kullanılamıyor. Savaşların her iki tarafınca da döşenen mayınlar, sivillerin ve çocukların ölümüne, sakatlanmasına yol açıyor. Türkiye 2003'te mayın üretimi ve kullanımını yasaklayan Ottawa Sözleşmesi'ne imza koyduğu halde, mayınlı alanların temizliğine yönelik henüz bir faaliyet başlatmış değil. Antimilitaristler savaşa ve savaşın
sonuçlarına dikkat çekecekleri kampanyayı 15 Mayıs'a kadar sürdürecek.
Kesekâğıtlı açıklama
Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencisi bir grup, haklarında soruşturma açılmasını ve disiplin cezaları verilmesini, başlarına kesekâğıdı geçirip siyah kurdele takarak protesto ediyor. Buca'da bulunan Eğitim Fakültesi girişinde toplanan bir grup öğrenci, YÖK'ün kuruluş yıldönümü nedeniyle yaptıkları basın açıklaması sonrasında Eğitim Fakültesi Dekanlığı'nca bazı öğrenciler hakkında soruşturma açıldığını, daha sonra bunu protesto amacıyla yapılan basın açıklamasında da bazı öğrencilerin soruşturma geçirdiği ve disiplin cezaları aldığını açıkladı. Öğrenciler tanınmamak için böyle eylem yaptıklarını söylüyor. "Öğrencilerin düşünce ve kaygılarını demokratik haklarını kullanarak dile getirmelerinin, Dekanlıkça açılan soruşturma ve verilen disiplin cezalarıyla engellemeye çalışılması, çağdaş ve demokratik bir kent kimliği taşıyan İzmir'e ve üniversite kurumuna yakışmıyor. Yeni soruşturmalar ve disiplin cezalarına maruz kalmamak için başlarımıza kesekâğıdı geçirip, siyah kurdele taktık," diyor.
Ankara Üniversitesi
Bir haber de Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nden. Hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteriş Yürüyüşleri Yasası'na muhalefetten soruşturma açılan bir öğrencinin savunması. Yanılmadınız, soruşturmayı açan savcılık değil, üniversite yönetimi. Üstelik isnat edilen 'suç', üniversite sınırları içinde de değil. "4 Kasım 2004'te Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde gerçekleşen kavga ve aynı gün Mithatpaşa, Sakarya ve Selanik caddelerinde yapılan yürüyüş ardından Yüksel Caddesi'nde düzenlenen basın açıklamasına katıldığım iddiasıyla tarafınızdan bir soruşturma açıldı. Soruşturma nedenlerinden biri, DTCF'de çıkan kavgaya karıştığım iddiası. Sizin de bildiğiniz gibi, bu fakültenin girişinde sıkı bir kimlik kontrolü yapılır ve fakültenin öğrencisi olmayan kişiler okula alınmaz. Benim belirtilen tarihte bu fakültede olmam söz konusu değil.
İkinci neden olarak da yukarıda belirttiğim caddelerde izinsiz yürümem gösteriliyor. Ben hiçbir fakülte öğrencisinin bu caddelerde yürürken okul yönetiminden izin aldığını işitmedim. Üçüncü neden olarak ise 2911 sayılı yasa gereği Yüksel Caddesi'nde yapılan basın açıklaması olarak gösteriliyor. Basın açıklamasının suç teşkil etmediği yasalarda da belirtilmiştir. Ayrıca savcılıktan hiçbir soruşturma açılmadan okulumun 2911 sayılı yasa gereği beni suçlu göstermesini anlayamadım. 2911 sayılı yasaya uymamam, cumhuriyet savcılığını ilgilendiren bir durumdur. Okulumun sınırları içinde yer almayan bir yerdeki olayda soruşturma açılması da, açıklanamayacak bir durumdur. Üniversitelerin işlevi öğrencilerin kendilerini ifade özgürlüğünü çeşitli baskılarla kısıtlamak değil, öğrencilerin kendilerini ifade edebildiği alanlar açmak olmalıdır."