2010'da erken seçim ihtimali

Ankara'daki siyaset kulisinde artık erken seçim deyince, Erdoğan'ın ve Baykal'ın ima ettiği 2011 Mayıs'ı değil, 2010'da seçim anlaşılıyor

Fehmi Koru dün Yeni Şafak’ta “Baykal seçimi 2011’de istiyor, ama...” başlıklı bir makale yazdı.
Makaleyi de şöyle bitirdi: “Ya seçim Baykal’ın öngördüğü tarihten de önce -2010 yılı içinde-, açılımların ülkeye yarar getirdiği ve ekonomik krizden çıktığı sinyallerinin daha güçlü alındığı bir zaman diliminde, yani gerçekten ‘erken’ bir tarihte yapılacak olursa? Baykal ve CHP milletvekilleri esas bu ihtimal üzerine kafa yormalı.”
Üçüncü parti kongresinin yapıldığı 3 Ekim günkü Radikal’de ‘AK Parti’nin erken seçim kongresi’ başlıklı yazımda şu saptamayı yapmıştım: “Son gelişmeler ve göstergeler Başbakan Erdoğan’ın parlamento seçimlerini 2011’den önce, 2010 içinde yapmak isteyebileceği yolunda kanaat oluşturmaya başladı.”
Benzeri saptama şimdi AK Parti ve idare içi dinamikleri gayet içeriden bilen Fehmi Koru gibi bir gözlemci tarafından da yapılmış oluyor. Bu yöne giderek daha çok siyaset gözlemcisinin bakmaya başlayacağını söylemek kehanet olmaz.
Koru, 2010’da erken seçim ihtimalini, CHP lideri Deniz Baykal’ın 6 Ekim’de parti grubuna hitabında “2011 yılı tamamlanacak gibi görünmüyor; mayıs ayında yapılacak bir seçimle, 2011 kısa bir parlamento yılı olacak” demesinden hareketle dile getirmiş.
Doğrusu, Baykal’ın Mayıs 2011’de erken seçim olduğunu söyleyerek CHP grubuna taze haber vermiş olmadı. Başbakan Tayyip Erdoğan zaten bir süre önce 2011 Temmuz ayı yerine bahar aylarında bir seçime gitmeyi tercih edebileceğini söylemişti.
Evet o da -birkaç ay önce de olsa- erken seçim sayılır. Ama artık erken seçim dediğimizde 2010 içinde bir seçimi anlıyoruz. Siyasi kulisteki algılama da bu yönde.
Erken seçim ihtimali, Meclis kulisinde şimdiden milletvekili kaşlarının çatılmasına
neden olmaya başladı. Geçenlerde AK Parti kulisinde konuştuğumuz önemli bir isim,
şaka yollu, ‘Yazıp durmayın kardeşim erken seçim diye; daha geçen seçimden kalan borçlarımızı ödeyemedik’ diye takıldı.
Sanki erken seçimim olup olmaması, gazetelerin yazıp yazmamasına bağlı... Fehmi Koru, dünkü tahlilinde 2010’un Erdoğan açısından açılımların ve krizden çıkışın olumlu etkisi nedeniyle tercih edilebileceğini yazmış.
Başka türlü de düşünülebilir. Ciddi iktisatçılar, 2010’daki nispî düzelmenin aldatıcı olabileceğini, 2011’in özellikle işsizlik bakımından 2010’da kötü olabileceğini yazıp duruyorlar.
Ayrıca açılımın başarıya ulaşma ihtimali kadar ulaşmama ihtimali de var; tartışma uzadıkça, iktidarın yıpratıcı etkisinin artaması da söz konusu olabilir.
Belki de bu gibi nedenlerle erken seçim ihtimalinin konuşulmasından en fazla olumsuz etkilenenler AK Parti vekilleri gibi bir görüntü var.
Bunun nedeni, AK Parti’nin 2007 Temmuz’undaki seçimde aldığı yüzde 47 oy oranına bir daha ulaşıp ulaşamayacağı üzerindeki belirsizlik.
Son yapılan anketler -tabii ki seçim atmosferinde olmadığımız için belirleyici olmasa da- MHP ve DTP’nin oy artırdığı, CHP’nin oylarını koruduğunu, AK Parti’nin de bir miktar kaybettiğini gösteriyor. Bu tablo, Kürt açılımı, Ermenistan normalizasyonu tartışmalarına bağlı. Henüz ekonomik kriz etkilerini içermiyor.
AK Parti’nin yüzde 47 altında alacağı her oy, Meclis’e daha az milletvekili gönderebileceği anlamına geliyor. Gidenler arasında olmak, belki listeye girememek endişesi AK Parti milletvekillerini sarmaya başlayan.
Oysa Erdoğan açısından bakıldığında bu küçük hesapların bir önemi yok. Erdoğan bir sonraki parlamento seçiminden, belki sandalye kaybederek de olsa, yine tek başına iktidar olarak çıkmak istiyor. 2011’e kalan bir seçim, kaybın fazlalaşmasına da neden olabilir. Erdoğan, zarardan ne kadar çabuk dönerse, o kadar karda olacağını düşünebilir. Yeniden seçim kazanmak, Erdoğan için her siyasi liderin hayali olan 2012 Cumhurbaşkanlığı seçimi yolunu açabilir çünkü.
Tabii Erdoğan’ın parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimi hedeflerini gerçekleştirme yolunda, oy artırıcı yeni sürprizlere başvurması şaşırtıcı olmamalı. “Erdoğan’ın B-Planı var mı?” diye sormuştum, 6 Ekim’deki yazımda. O soruya ve verilecek cevap, ‘Ne sürprizi?’ sorusuna verilecek cevapla aynı olabilir.
Bu yanıt netleşmeye başlıyor; umarım yakında paylaşabiliriz.