2013 kırılma yılı olabilir

Türkiye'nin 2013'te kırılma noktasının ekonomi olmayacağı belli. Geriye iki alan kalıyor: Kürt sorunu ve başkanlık meselesi.

Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Avrupa’da işlerin kriz koşullarında en iyi gittiği ülkenin lideri olarak vatandaşlarına yaptığı yeni yıl konuşmasında 2013’ün 2012’den de zor geçeceği uyarısında bulundu.
Ekonomik krizi Avrupa’nın üzerine yıkıp ülkesine nefes aldırarak 2012’de ikinci kez ABD Başkanı seçilen Barack Obama, bir yıl ertelediği vergi-teşvik paketinin Kongre’de düzeltme yapılmazsa tüketim-büyüme-işsizlik sarmalında açacağı gediği nasıl kapatacağını düşünüyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan’dan 2013’te yaşanabilecek zorluklara karşı bir uyarı gelmedi henüz. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun dikkat çektiği cari açığın yavaşlamaya karşın artabileceği ya da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun dikkat çektiği koordinasyonun dağılıp borcun arttığı uyarıları, hatta Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın bir ayağın hep frende kalması gerektiği iması, Erdoğan’ın açıklamalarına yansımıyor şimdilik. Erdoğan, toplumun nabzını iyi tutan bir siyasetçi; ekonomi bir şekilde gidiyorsa ideolojik söylemle toplumun ağırlık merkezinin kendi yanından ayrılmayacağını biliyor. Ekonomi, yavaşlasa da büyüyor, işsizlik azalmasa da büyük artışlar göstermiyor, insanlar televizyonlarından Yunanistan’ı, İspanya’yı, Suriye ve Mısır’ı izliyor, bir şekilde haline şükredip umudunu koruyor. Olan budur.
Belki de bu yüzden İngilizce yayımlanan Hürriyet Daily News gazetesinde Barçın Yinanç’a bir yıl sonu değerlendirmesi yapan KONDA araştırma şirketi yöneticisi Bekir Ağırdır, “Toplumda huzursuzluk artsa da bu, siyasi tercihlere yansımıyor” sonucuna ulaşıyor. Ağırdır’a göre Başbakan’ın her hafta yaptırdığı anketlerde desteğinin düşmediğini görerek bildiği yolda gitmesi ise yanlış çünkü anketler toplumda içten içe artan ‘kaynamayı’ göstermiyor.
Kaynamanın asli nedeni ekonomi değilse o zaman ne?
Dış politikayı asli neden saymak doğru değil. Türkiye’nin 2012’de Suriye konusunda iniş çıkışlar yaşasa da İsrail ve İran ile sorunlar devam etse de iki küresel oyuncuyla ilişkileri bir yıl öncesine göre daha iyi. Türk kamuoyunda bir miktar tepki toplasa da Kürecik’teki füze kalkanı radarı, Türkiye’nin ABD ve NATO ile bağlarını arttırmış durumda. Suriye konusunda ters düşülmesi ise Rusya ile yeni, dev anlaşmaların imzalanmasını etkilemedi; orada da bağlar artmış bulunuyor.
Geriye 2013’te kırılma yaşanması muhtemel iki alan kalıyor: Kürt sorunu ve başkanlık meselesi.
Kabul etmek gerekir ki, çok kan dökülen bir yıl olsa da Erdoğan PKK’nın “2012 final yılı olacak” hedefini askeri anlamda engelledi. Öte yandan PKK’nın 2012’de zayıflamakta olan kitle desteğini sağlamlaştırdığı da gerçek; hem AK Parti hem CHP Diyarbakır il başkanları, Ankara ile ters düşerek görevden ayrılmış bulunuyor. Kürt sorunu bir kırılmaya doğru gidiyor ve 2013 bu kırılmanın yılı olabilir. Eğer Öcalan ile başladığı ifade edilen görüşmeler sonuç verirse Kürt meselesinde giderek koyulaşan açmaz içine anayasa sürecini de alarak bu kez (CHP ve BDP’nin de açık ya da örtülü desteğiyle) gerçek bir açılım getirebilir. Ama bu olmazsa tersine bir kırılma ile şiddet artabilir, (ve MHP lideri Devlet Bahçeli’den gelecek destekle) daha keskin çözümler denenebilir.
Bir başka kırılma 2013’te yönetim sistemi üzerine yaşanabilir. AK Parti, Erdoğan’ın mevcut cumhurbaşkanlığı yetkilerinin tamamını, yasal sorumsuzlukla kullanabileceği iması ile adeta ölümü gösterip Anayasa Uzlaşma Komisyonu partilerini sıtmaya, yani Erdoğan’ın istediği geniş yetkili, az denetimli başkanlık sistemine razı etmeye çalışıyor. Ancak Erdoğan’ın neredeyse bir ‘tek adam’ gibi yetki kullanabileceği bu sisteme, muhalefet bir yana Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç gibi isimler, AK Parti’ye sandık desteği vermiş dini ve toplumsal gruplar da mesafeli durmaktadır. Cumhurbaşkanı ve başbakan yetkileri meselesi bir rahatsızlık kaynağı olarak öne çıkıyor.
Herkes gözlerini 2014’e çevirmiş olsa da asıl kırılma veya sıçramalar 2013’te yaşanacak gibi duruyor.