23 Nisan muhasebesi

Kuruluşunun, kurtuluşundan önce başladığı bir ülke Türkiye. Geriye dönüp baktığımızda, ileriye dönük neler görebiliyoruz?

İstanbul’un 16 Mart 1920’deki işgali Ankara grubu için artık yalnız bir zamanlama sorunuydu. Yine de Mustafa Kemal Meclisi Mebusan içinde bir grubu Ankara’dan yönlendirmeye çalışıyor, bir duruş sergilemelerini istiyordu. Meclis içinde bir Ankara grubu oluşmuştu, ama bu gruptan tek bir ses çıkmıyor, Taha Akyol’un ‘Ama Hangi Atatürk?’ kitabında yeni ayrıntılarını gayet sarih ortaya koyduğu gibi, herkes Mustafa Kemal gibi düşünmüyordu.
Meşruiyetçiler Ankara grubu içinde de çoğunluktaydı ve Sultan’ın tahtta oturmasından da çok Meclis’in açık kalması önem taşıyordu. Unutmayalım ki, işgalin olduğu gün dahi Savunma Bakanlığı koltuğunda oturan kişi Favzi Çakmak, onun yardımcısı (bugünün Genelkurmay Başkanı diyebileceğimiz) koltuğunda oturan kişi de -daha önce Ankara’ya gidip gelmiş- İsmet İnönü idi.
İşgal dengeleri değiştirdi, meşruiyetçileri hızla Ankara’ya, Ankara’da da Kemal çizgisine savurdu.
Kemal, işgalden üç gün sonra 19 Mart’ta “olağanüstü yetkiler taşıyan bir Meclisin Ankara’da toplanacağı, Meclis’e katılacak üyelerin nasıl seçilecekleri, seçimlerin en geç 15 gün içinde yapılması gereğini” duyuran bir bildiri yayımladı. Yalnızca Misak-ı Milli’yi ilan etmiş Meclisi Mebusan’ın üyelerinden değil, son Osmanlı kabinesi ve üst bürokrasisi mensupları arasında da bu çağrıya cevap verip Ankara’ya hicret edenler oldu.
Olağanüstü yetkiler taşıyan Meclis, İstanbul’da henüz işgalin açtığı yara soğumamışken, Ankara’daki İttihat ve Terakki Cemiyeti Kulübü’nde 23 Nisan günü saat 13:45’te 115 üye ile toplandı.
Kuruluş’un zirve noktasına, kurtuluştan sonra, 1923 yılındaki Cumhuriyet ilanından sonra ulaşılacaktı ama, kuruluş kurtuluştan önce başlamıştı. Kurtuluşunu sağlayacak silahlı gücünü önce onu yönetecek temsili siyasi gücü oluşturarak ve meşru zeminde oluşturan kaç ülke olmuştur?
Ama zaten Amasya, Sivas, Erzurum da aynı kuruluş çizgisindeki yeniden inşa faaliyeti değil miydi? Türkiye, monarşiden cumhuriyete -işgalden kaynaklanan kurtuluş kesintisiyle- yumuşak geçiş yapabilmiştir. Parça parça dökülen ve küçülen monarşi bunu gören ve küçülerek yaşama stratejisi geliştiren bir ekip tarafından yeniden ve Cumhuriyet şekliyle inşa edilmiştir. Cumhuriyet’in çekirdek kadrolarının, özellikle ona önderlik eden askeriye başta olmak üzere, hariciye, maliye ve istihbarat alanlarında monarşinin üst düzey kadrolarından olması, milletvekillerinin dahi bu devamlılığın simgesi olması tesadüf değildir.
Meclis bu sabah 89’uncu kuruluş yılına bir eylemle giriyor. Kürt milliyetçiliğini temsil eden DTP’li vekiller, aynı zemini paylaştıkları PKK’ya karşı, parti kademelerine yansıyan güvenlik operasyonlarını protesto etmek için dün geceyi Meclis’te oturma eyleminde geçirdi.
Bugün, Hariciye başta olmak üzere Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık nefeslerini tutmuşlar, yarın ABD Başkanı Barack Obama’nın Ermeni soykırımı iddialarını resmi politika olarak anıp anmayacağını bekliyorlar. ‘Görüşümü değiştirmedim. Ama soykırım dersem Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasını zedelemekten endişe ediyorum’ benzeri bir açıklama Ankara’yı sevindirmeyecek.
Dün Uluslararası Para Fonu yetkilileri, Türkiye’nin 2009 yılı için açıkladığı yüzde 3.9 küçülmeyi 5.1 olarak tahmin etti. Bu karamsar tahmin, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın önceki gün Meclis’te uluslararası krizin Türkiye’ye gerçekten teğet geçtiği ve  karamsar tahmin yapanları kötü niyetle suçlamasının hemen üstüne geldi.
Yine dün Meclis Başkanı Köksal Toptan, önceki gün Başbakan ile yaptığı görüşmenin Anayasa değişilikleri üzerine olduğuna işaret ederek, Meclis’te uzlaşma arayacağını söyledi. Başbakan daha önce değişikliğin kapsamlı değil, seçim ve siyaset yasalarıyla Anayasa Mahkemesi işleyişi üzerine olabileceğini söylemişti. Şimdi ana muhalefette bulunan kuruluşun tek partisi CHP’nin lideri Deniz Baykal, Anayasa Mahkemesi değişikliklerine laik rejim açısından mı bakacak? yoksa daha bakmadan mı bu çabanın dışında kalacak? Bu da belirsiz.
Birkaç gün sonra Milli Güvenlik Kurulu var. Orada, Anayasa değişiklikleri de, Kürt meselesi de, Ermeni meselesi de, ekonomik kriz de görüşülecek. Ertesi gün de, bir yandan Ergenekon soruşturmalarıyla meşgul askeriyeyi yöneten Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ merakla beklenen açıklamalarda bulunacak.
Bu noktadayız ve geleceğe umutla bakma gayretindeyiz. Kutlu olsun.