23 Nisan zor geçti. Ya 24 Nisan?

Ankara siyaseti açısından 23 Nisan gerilim yüklü geçti. Ancak gerilimin büyüğü bugüne dair

Pek bayram havasında geçmeyen bir 23 Nisan oldu.
Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal, MHP lideri Devlet Bahçeli birbirleriyle konuşmadılar. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Meclis’e geldiğinde yalnızca AK Parti grubu kendisini ayakta karşıladı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve komuta heyeti, DTP’lileri dinlemek durumunda kaldıkları ortamlardan kaçınma tutumunu Genel Kurul’a gelmeyerek yine gösterdiler.
Bu tablo, Başbakan Erdoğan’ın Anayasa değişiklik niyetini Meclis Başkanı Köksal Toptan ile ikinci kez kapsamlı görüşme meselesi yaptığı ortamda, uzlaşmanın nasıl sağlanabileceği konusunda kuşkulara yol açtı. Burada uzlaşmadan söz ederken aslında CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne başvurmamasından söz ediliyor. Gerçi Başbakan Erdoğan bir Anayasa değişikliğinin kapsamının geniş olmayacağını daha çok Avrupa Birliği uyumu çerçevesinde siyasi partiler ve seçim kanunlarını, kamu denetçiliği (ombudsmanlık) kurumunu ve
tam adını koymadan Anayasa Mahkemesi oluşum ve işleyişini kapsayacağını söylemişti.
Ancak örneğin parti kapatmanın güçleştirilmesi bahsi bile laiklik açısından, CHP açısından mahkemeye gitme nedeni olabilir.
Bunun alternatifinin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün muhtemel değişiklikleri referanduma götürmesinin olabileceği de konuşulmaya başladı kuliste. Olabilir mi? Erdoğan mevcut ekonomik ve siyasi ortamda bir referandumu tercih
edebilir mi? Bunlar şu anda farazi görünse de,
tıpkı Cumhurbaşkanı ve Meclis’in görev süresi
gibi yakın gelecekte gündemi belirleyecek sorular arasında yer alabilir.
Ama Ankara’daki genel görünüm, dün itibarıyla siyasetin bir uzlaşmaya açık olmadığı yönündeydi.
Genel Kurul’daki konuşmalar da gerilim yüklüydü. Erdoğan adını vermeden Ergenekon operasyonuna değindi, hukuk dışı yöntemlerle hukuk içinde mücadele edileceğini söyledi. Bu konuda taraf olmayanların ileride çocuklarına bunun hesabını veremeyeceğini öne sürdü. Baykal ise -yine adını vermeden- Ergenekon davası sürecinin muhalefet ve medyayı sindirme uygulamalarıyla yürüdüğünü iddia etti. Erdoğan’ı demokrasilerde yeri olmayan lider yönetimi kurmaya çalışmakla suçladı. DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün tek gündem maddesi yine Kürt meselesiydi ve Türkiye’nin bu açıdan 89 yıl önce daha demokratik düzeyde olduğunu öne sürdü.
Yani 23 Nisan Ankara siyaseti açısından dün pek kolay geçmedi.

24 Nisan gerilimi

Bütün bu tartışmaları Ankara’daki yabancı büyükelçilikler yoğun ilgiyle izledi. Baykal, Meclis’in ‘şeref defteriyle’ ilgili iki konuya özellikle değineceğini söyleyerek  birini 1974 Kıbrıs harekâtı olarak sayınca, balkonda ön sırada oturan Azerbaycan Büyükelçisi Zakir Haşimov belki de ikincisinin Ermenistan’la sınırı kapatma kararıyla ilgili olabileceğini düşünerek öne doğru eğildi, dikkat kesildi. Baykal ikincisini 2003’te Meclis’in ABD’nin Irak operasyonuna toprak açma yolundaki hükümet tezkeresini reddetmesi olarak saydı.
Baykal da, Bahçeli de bu konu üzerinde durmamış olsa da Ankara’nın gündemindeki konulardan biri de Ermenistan ve Azerbaycan ile ilişkilerdi dün. Ve tabii ki bugün akşama doğru ABD’den gelecek haber; yani ABD Başkanı Barack Obama’nın 24 Nisan’ı anma gününde yapması beklenen konuşmada, ya da açıklamada 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak anıp anmayacağı.
Dışişleri Bakanlığı’nın önceki gece geç saatte yaptığı Ermenistan’la normalleşme doğrultusunda bir yol haritası üzerinde anlaşmaya varıldığı üzerine açıklamaya karşın Dışişleri’nde nefesler tutulmuş bekleniyor. Başbakanlık’ta ve Cumhurbaşkanlığı’nda da...
Azerbaycan’dan gelen üst perde itirazlara karşın Azarbaycan Dışişleri tarafından yapılan ‘Türkiye bizi bilgilendiriyor’ açıklaması en azından iç politikada hükümete bir el sağlamış olabilir, ancak bunun ABD’den gelecek habere bir etkisi olmayacak.
Bu haber Erdoğan hükümeti açısından yalnızca dış politikada değil iç politikada da sonuçları olacak önem taşıyor. Hem iktidarın, hem muhalefetin gözlerini, kulaklarını dört açmış beklemeleri bu yüzden.
Ama bugünden başka beklentileri olanların olduğunu da gördük dün Meclis’te. Bir ‘Hayırlı Cuma’ lafı ediliyordu kuliste. Başbakan’ın Cumhurbaşkanı ile bugün Sofya’ya hareketinden
önce anlaşıp Bakanlar Kurulu’nda değişikliğe gideceği yönünde AK Parti kulisinde bir heyecan yaşanıyordu. Herkesin derdi başka oluyor siyasette.