30 Ağustos sınavı

Yeni cumhurbaşkanı 28 Ağustos tarihinde seçilirse, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda Genelkurmay Başkanı'nın davetlisi olacak.

Yeni Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın ilk icraatı, beklendiği üzere on birinci cumhurbaşkanını seçme sürecini başlatmak oldu. Bu birkaç açıdan önemli bir karardı.
Öncelikle, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın işi sürüncemede bırakarak 21 Ekim'deki referandum süreci sonrasına bırakacağı, on birinci cumhurbaşkanını da halka seçtireceği spekülasyonlarına son verdi.
İkinci olarak, seçimin ardından bir an önce icraata dönük çalışmak istediği yolundaki beyanlarıyla uyumlu bir adım oldu. Böylelikle Meclis,
1 Ekim'deki yeni dönem açılışını, cumhurbaşkanı seçimini ve muhtemelen yeni hükümet kuruluşunu geride bırakmış olarak, yeni cumhurbaşkanı ile yapacak. Yeni bir sayfa açmaya imkân verecek bir takvim.
Üçüncü olarak, Erdoğan bu takvim ile kamuoyunun gözünde giderek büyüyen bir sınavı da öne almış oluyor.
Şöyle ki, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın 12 Nisan basın toplantısı, 27 Nisan internet bildirisi ve 4 Mayıs'ta Dolmabahçe'de Başbakan Erdoğan ile buluşması bir psikolojik atmosfer oluşturdu. Bu atmosfer, 3 Kasım 2002 seçimlerinden önce fısıltı gazetesi ile çoğaltılan 'Seçimi kazansalar da hükümeti kurdurmazlar' propagandasıyla
oluşturulandan farklı özellikler taşıyor. Çünkü o zaman bu propagandaya zemin oluşturacak bir kanıt, işaret yoktu; şimdi 12 Nisan ve 27 Nisan var. Bir de 28 Nisan'da hükümetin (daha önce hiç görülmemiş) karşı açıklaması ve duruşu var. Tabii 4 Mayıs'ta ne konuşulduğunu bilemiyoruz. Erdoğan da, Büyükanıt da söylemediler. Bu konuda yapılan yorumlar, hatta ortaya atılan 'Dolmabahçe kriterleri' tanımı, kulağa cazip gelse de, tahminden ötürü gidemiyor.
Oluşan psikolojik atmosfer, eğer Gül on birinci cumhurbaşkanı seçilirse, 22 Temmuz seçimlerinde alınan yüzde 47'ye yakın oya karşın, askerin buna tavırsız kalmayacağı varsayımından kaynaklanıyor. Belki de askere haksızlık olduğu ortaya çıkacak olan bu varsayımı dillendirenler, cumhurbaşkanının 'Başkomutan' özelliğine dikkat çekiyor ve iş, bir türlü apaçık söylenmese de gelip türban ya da başörtüsü meselesinde düğümleniyor.
Dün açıklanan takvime göre, on birinci cumhurbaşkanı için ilk oylama 20, ikincisi 24 Ağustos'ta yapılacak. Eğer, Köksal Toptan gibi diğer partilerin de oy vereceği bir aday çıkmaz ise, 367 oy gerektiren bu iki turda cumhurbaşkanı seçilme ihtimali zayıf. Ama 28 Ağustos'taki 3'üncü turda salt çoğunluk, yani 267 oy gerekiyor. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 'Yoklamaya katılacağız' açıklamasından bu yana, AK Parti'nin istediği adayı üçüncü turda seçmesine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor.
Yani en kötü ihtimalle 28 Ağustos'ta on birinci cumhurbaşkanı belli olacak. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, olması gerektiği gibi hemen randevu verir de devir teslim aynı gün, ya da ertesi gün gerçekleşirse de, 30 Ağustos Zafer Bayramı, on birinci cumhurbaşkanının halk kaşısına ilk çıkışı olacak. (Yani 30 Ağustos için ilk sınav, Sezer'in devir teslim randevusu olabilir.)
Bu çıkış, 30 Ağustos günü sırasıyla, sabah Anıtkabir'deki tören, ardından Hipodrom'da askeri geçit töreni ve akşam Gazi Orduevi'nde Genelkurmay
Başkanı'nın ev sahipliğinde verilen geleneksel davette olacaktır. Eğer yeni cumhurbaşkanımız ya da eşi başörtülü değilse (ki bu durumda Erdoğan'ın geride bırakmış olduğu bir sınavı tartışıyor olacağız) bu halka görünüşlerin, törenin kendisi dışında bir haber değeri de olmaz, bir tartışmaya da yol açmaz.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün Meclis'te 'aday olan arkadaşlarımız' sözü bir dil sürçmesi ya da yeni bir 'çelik çomak oyunu' değil ise, bu ihtimali dikkate almak gerekiyor.
Eğer yeni cumhurbaşkanımız Dışişleri Bakanı Gül ise ve doğal olarak bu törenlerin en az birine (geçite, davete, ya da ikisine de) eşinin yanında katılacaksa, gözler belki onlardan çok ev sahiplerinde olacak. Bu durumda artık topyekün bir sınava alınmış olacağız.
Sadece ağır siyasi demeçler bakımından değil. Hatta daha çok tutum ve tavır bakımından: Ev sahibi olarak Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ve Bayan Büyükanıt, eğer cumhurbaşkanı ve başkomutanı o olursa, Gül ve Bayan Gül'ü nasıl ağırlayacak? İlerleyen tarihlerde, Gül ve Bayan Gül'ün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı (ki aynı zamanda Abdullah 'Cumhur' Gül'ün doğum günü) daveti vâki olursa nasıl icabet edecekler?
Bu sınav içeride ve dışarıda herkesin gözü önünde olacak ve Türkiye Cumhuriyeti'nin 84'üncü yılına yaklaşırken içinde bulunduğu durumun fotoğrafını verecek.