30 Haziran MGK randevusu

Başbuğ'un 'psikolojik savaş'tan yılmayacağını göstereceği MGK, son yılların en kritik toplantısı olabilir

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un 29 Nisan basın toplantısından en çok akılda kalan cümlelerden belki birincisi ‘Demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olanlar Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde (üzerine basa basa, heceleyerek söylemişti) ba-rı-na-maz’ olmuştu.

Dünkü basın toplantısında buna fiili hecelenerek vurgulanan iki cümle daha eklendi:
* TSK, hiçbir gerçeğe dayanmayan, hukuk dışı davranışlarla yıpratılması faaliyetlerinin devam ettirilmesine kat-la-na-maz.

* TSK, bütünlüğünün her türlü dış etkilere maruz bırakılmasına seyirci ka-la-maz.
Bu söylemin gerekçesini de TSK’nin bütünlüğünün, ülkenin bekasıyla bağlantılı olmasıyla açıkladı.
Bu aşamada, Başbuğ’un dünkü toplantısından çıkarabileceğimiz ilk sonucu yazabiliriz:

* Asker kurumsal bütünlüğünü tehdit altında görüyor.
Zaten medya üzerindeni orduya yönelik bir asimetrik , psikolojik savaş uygulandığını söylemesi bile askerde ‘savaş’ algısı olduğunu gösteriyor.
Belki Genelkurmay Başkanı’nın, kuvvet komutanlarını, ikinci başkanını ve Genelkurmay karargâhındaki neredeyse bütün generalleri yanına alarak basın toplantısına çıkmasının amacı bu savaşa karşı tek vücut halde durduklarını göstermekti.
Aynı zamanda Taraf gazetesinin yayımından bu yana daha sık sorulan ‘İçeride cunta mı var?’ sorusuna, ‘ba-rı-na-maz’ cevabı vermekti.
Başbuğ yine de bu konuda hem ihtimalleri peşinen reddetmedi, hem de sorumluluğu üzerine aldı, şu sözlerle: “Böyle durumlar olursa, Genelkurmay Başkanı gerekeni anında yerine getirir, başka yerlerden işaret almaya gerek yoktur.”
Bu cümle bir gün önce Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Genelkurmay’da hâlâ bir çalışmanın sürdüğünü, bunu en iyi bilen kişinin de Genelkurmay Başkanı olduğunu söylemesini hatırlatmamız üzerine sarf edildi. Basın toplantısının sonuna doğru bir başka cümle de tamamlayıcı oldu: “TSK’da demokrasiye aykırı düşünenleri barındırmayız, ama cadı avı yapacak da değiliz.”

Şimdi ikinci sonucu çıkarabiliriz:
* Asker kendisine açıldığını var saydığı bu savaşı cevapsız bırakmamaya kararlı ve hazır. 
Nereden mi çıkarıyoruz? Birincisi, ‘Bu tartışmalar bizi düşüncelerimizi Anayasal zeminlerde söylemekten caydırmayacak’ söyleminden. Demek ki askerde bu psikolojik
savaşın amacının askeri sürekli ve siyasi zeminde savunma konumunda bırakarak belli konuları gündeme taşımaktan çekinir hale getirmek olduğu yönünde bir algı da var.
Bu Anayasal zeminlerin en önemlisi Milli Güvenlik Kurulu (MGK).
Belki de o yüzden Başbuğ, bu konuda atacak bir geri adımı olmadığını ilan etmek amacıyla konuyu 30 Haziran’da yapılacak MGK toplantısında gündeme getireceklerini söyledi. Bu da bildiğimiz kadarıyla bir ilk oluyor. Çünkü MGK gündemi ona başkanlık eden Cumhurbaşkanı, halihazırda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından belirleniyor ve bu gündem önceden açıklanmıyor.
Demek ki Başbuğ, konu resmi gündeme Gül tarafından alınmasa bile, toplantı öncesinde, ya da serbest bölümde bu konuyu Çankaya’da tartışmaya hazırlanıyor. Kabinenin (Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç başta olmak üzere) yeni üyelerinin ilk kez katılacağı bu MGK, son yılların en kritik MGK’sı olmaya aday.

Şimdi üçüncü sonuca gelelim:
* Asker mücadeleyi, karşı tarafın açtığı zeminde sürdürmeye de karar vermiş.
Bu zemin, Taraf gazetesinin yayımladığı ve Başbuğ tarafından Türkiye’yi ekonomi ve terör başta olmak üzere önemli meselelerine eğilmekten alıkoyan ‘bir kâğıt parçası’ olarak nitelenen ‘belgedir’.
Başbuğ’un üzerine basa basa ‘kâğıt parçası’ demesi de bir meydan okumadır. Tıpkı, ‘belge olduğunu kanıtlayacak bilgi, belge emare olduğunda dosyayı yeniden açmaya hazırız’, örtbas etme niyetimiz yok’ demesi gibi.
Genelkurmay Başkanı bu duruşunu politize etmemeyi de başardı. TSK üzerinden siyaset yürütenlere ‘elini çek’ çağrısı yapması da bunu gösterdi, hükümetle askeri birbirine düşürmek isteyenlerin varlığını kanıtlarca sorulan ilk kışkırtıcı sorunun tuzağına düşmemesi de.
Peki o karşı taraf mı kim? Başbuğ elinde kanıt olmadan kamuoyu ile paylaşmayacağını söyledi. Ama bir fikri var. Fikri belli ki 16 Haziran’daki toplantıda Başbakan Erdoğan’a da söylemiş, 30 Haziran’da Cumhurbaşkanı ve diğer MGK katılımcılarına da söyleyecek.