A.B.İ.'ler seçildi sıra yerleştirmede

"Adalet Bakanlığı'nın üç bürokratı, A., B. ve İ. kulislerde iddia edildiği üzere HSYK üyesi seçildi. Şimdiki iddia üç dairenin başına gelecekleri"

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 17 Ekim’de yapılan ve 16 üyesinin belli olduğu seçimler üzerine 12 Ekim’de Radikal’de, 7 üyenin istifasıyla boşalan koltukların dolmaya başladığı yolunda bir kulis yazısı yazmıştım.

Hatırlatmakta yarar var:* "Ankara siyaset kulislerinde pazar günü 11 bin küsur hâkimin oy kullanacağı 170 kadar aday içinden hangi isimlerin hükümet desteğiyle seçilmesinin muhtemel olduğu, hatta bu isimlerin seçildikten sonra hangi önemli görevlere getirileceği üzerine yoğun spekülasyon yapılıyor. İsimleri açıktan vermek haksız rekabete ve o isimlere haksızlıklara da yol açabilir. Ama örneğin, bu hafta sonu seçildikten sonra anayasa değişikliğiyle HSYK içinden çıkacak üç yeni daire başkanlıklarına atanacak, şu anda Adalet Bakanlığı bünyesinde olup önemli görevler üstlenecek üç isimden birin adı ‘A’, bir diğerinin ‘B’, bir diğerininki de ‘İ ’ harfiyle başlıyor; belli olunca paylaşırız."
Şimdi seçim bitti, artık haksız rekabet endişesi içinde değiliz, o nedenle o yazıyı yazarken isimleri ve makamları Ankara kulislerinde daha yüksek makamlara gelmek üzere tahmin edilen isimleri, seçildikleri için tebrik ederek paylaşmakta sakınca kalmadı.
A.B.İ.’lerin A’sı, Ahmet Kaya, Adalet Akademisi Merkez Eğitim Müdürü. ‘B’, bazı okurlarımızın tahmin ettiği üzere, Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü. ‘İ’ ise, yine tahminleri (en yüksek oyu almak suretiyle) yanıltmayan İbrahim Okur, Bakanlığın Müsteşar Yardımcısı; en azından seçilmeden önce bu unvanları taşıyorlardı.

Ergin’in yanıtıAdalet Bakanı Sadullah Ergin, geçen pazar adli yargıda kullanılan 10 bin 222 geçerli oy, idari yargıda kullanılan 1,265 geçerli oy ile (170 sayısı arttı, 201 aday arasından) seçilen 16 HSYK üyesinin tamamının bakanlığa yakın isimler olduğu iddiasını şu sözlerle yanıtladı:

* "Bu iddia seçimde gösterilen iradeye saygısızlıktır. 16 kişiden sadece 2’si bakanlık bürokratıdır. YARSAV’ın listesinde de bakanlık bürokratı vardı, ama bunlar seçilemediler. Demek ki bakanlık bünyesinde çalışması yeterli değil, farklı özellikler de aranıyor. Diğer 14 kişiyi nasıl izah edeceksiniz?"

Bakan, Adalet Bakanlığı’na bağlı bir kuruluş olan Adalet Akademisi’ni bakanlıktan saymayarak 2 ve 14 sayılarını veriyor, ama dediği bir yerde doğru: Elde kanıt olmadan bütün seçilenlerin hükümetin adamı olduğunu söylemek haksızlık olur. Bakanın yine dün ne Demokrat Yargı ne de YARSAV listesinden kimsenin seçilmemiş olduğu, 4500 ile 6500 arasında -hiç de azımsanamayacak- oy alarak seçilenlerin ise hâkim ve savcıların ana gövdesindeki eğilimi temsil ettikleri sözlerini de unutmamak lazım. Ancak en azından bakanlık bünyesinden seçilen üç kişiyi bakan ve bakanlığa yakın saymakta yanlışlık olmasa gerek.
12 Eylül’de 22 üyeye çıkarılan HSYK’da Ergin ve Müsteşarı Ahmet Kahraman’la aynı masanın etrafına oturacak heyette, üç eski bürokratları da olacak. (Üye sayısını 22’ye tamamlayacak son dört üyenin ikisi Yargıtay, ikisi Danıştay tarafından kendi içlerinden seçilecek.)
Ama bu üç eski bürokratın seçilmiş olmaları, siyaset kulisinde bir hafta önce yaygınlaşan iddiaların ilk aşaması idi. Şimdi, iddialara göre ikinci aşamada, yani seçme aşamasını takip edecek yerleştirme aşamasındayız.
Bu hafta anayasaya uyum için Meclis’e sunulacak HSYK yasasına göre, teşkilat yapısı Adalet Bakanı’na bağlı olmak üzere üç daire kurulacak. Birinci Daire, hakim ve savcıların atama, nakil, yetki gibi işlerine bakacak. İddialara göre, Okur bu makama en güçlü aday.
İkinci Daire, hâkim ve savcıların mesleğe kabul, terfi ve disiplin işlerine bakacak. İddialara göre, Birol Erdem bu daire başkanlığının en güçlü adayı. Üçüncü Daire, denetim ve soruşturma izni işlerine bakacak. İddialara göre, Ahmet Kaya bu görev için en güçlü aday.

Yeni bir dönemİddialara göre diyoruz, çünkü bu görevlere seçim kurul tarafından kendi içinde yapılacak. Bakan Ergin’in dediği gibi kimsenin oyuna kimse ipotek koyamaz. Bakarsınız, kurul içinde başka adaylar çıkar ve onlar seçilir, bize de o zaman aktardığımız bu iddiaların yerleştirme kısmının doğru çıkmadığını yazmak düşer.
Nereden bakarsak bakalım, 12 Eylül’deki anayasa değişiklikleriyle yargıda yeni bir dönem başladığı görülüyor.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın dün (yine anayasa değişikliğine göre) yeni seçilen iki üyenin kabul töreninde yaptığı konuşmada, isim vermeden yüksek yargının Yargıtay ve Danıştay kanatlarını ima ederek ‘statükonun kibirli mensupları’ olmakla suçlaması da bir devrin sona erip, başkasının başladığının ilanı gibi değil mi zaten?