Başbakan zorlanıyor

Soykırım tasarısı ve PKK için Başkan Bush'tan destek bekleyen Başbakan Erdoğan, caydırıcı olmakla köprüleri korumak arasında denge bulmakta zorlanıyor. ABD, bayramla tansiyonun düşmesinden memnun." /> Başbakan zorlanıyor

Soykırım tasarısı ve PKK için Başkan Bush'tan destek bekleyen Başbakan Erdoğan, caydırıcı olmakla köprüleri korumak arasında denge bulmakta zorlanıyor. ABD, bayramla tansiyonun düşmesinden memnun." /> ABD ile iki cephede sıkıntı - MURAT YETKİN - Radikal

ABD ile iki cephede sıkıntı

<strong><font color="#BB0000">Başbakan zorlanıyor</font></strong><br></br>Soykırım tasarısı ve PKK için Başkan Bush'tan destek bekleyen Başbakan Erdoğan, caydırıcı olmakla köprüleri korumak arasında denge bulmakta zorlanıyor. ABD, bayramla tansiyonun düşmesinden memnun.

Başbakan Tayyip Erdoğan'a dün bir gazeteci kritik bir soru sordu. Türk askeri PKK ile mücadele için Irak'a girerek ABD ve AB'yi karşısına alırsa ne olacaktı?
Erdoğan'ın yanıtı, doğrusu son günlerde verdiği ortadan yanıtlardan daha açık oldu: O kararı verirken enine boyuna tartışıp hesap yapılacaktı. Karar verilirse de artık faturası neyse ödenecekti.
Yani Başbakan; 1- Böyle bir karar henüz yok ve 2- Böyle bir karar anlık tepkilerle değil, ayrıntılı tartışma sonucu verilecek demek istiyor.
Yani, eli kulağında bir durum yok.
Aslında bu Vaşington'u (Türk basınındaki 'paniklediler' havasına karşın) en azından şu an için rahatlatan bir yaklaşım. Amerikalılar bayram ile gelen tansiyon düşmesinden de memnunlar.
Gerçi konu dün de gündemdeydi. Örneğin anamuhalefet CHP lideri Deniz Baykal, Bayramın ilk gününü Beytüşşebap ve Şırnak'ta geçirdi, ama birlik beraberlik mesajlarını öne çıkardı. İkinci Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız'ın "Önümüzdeki günlerde inanıyorum ki sizlerin de içini rahatlatacak halkımızın da içini rahatlatacak gelişmeler olacaktır" sözleri bile, beklentileri canlı tutmakla birlikte, halkı yatıştırmaya yönelik sözlerdi.
Bayram sonrası gerilim artabilir. Yalnızca PKK ve Irak'a sınır ötesi harekât değil, Ermeni soykırımı iddiaları konusunda da... Hükümetin Meclis'ten gerektiğinde Irak'a asker sevk etme yetkisi isteyeceği tezkere önümüzdeki hafta gündeme gelecek. Meclis'ten ABD Temsilciler Meclisi'ne ve yönetime hitaben Ermeni soykırımı tartışmaları konusunda bir toplu açıklama hazırlıkları da var.
ABD ile iki cephede süren diplomatik ve siyasi mücadele, Başbakan Erdoğan'ın işini zorlaştırıyor. Erdoğan, ABD Başkanı George Bush'tan her iki konuda da daha fazla destek bekliyor.
Ama bu desteği isterken, desteğin gelmemesi halinde neler olabileceği konusunda hükümet adeta kartlarını açmış, kozlarını belli etmiş acemi bir oyuncu gibi çelişkili davranıyor. Örneğin, Ermeni tasarısının geçmesini önlemek için ABD'ye giden Türk milletvekili grubunun başkanı AK Partili Egemen Bağış, bu kararın Kongre'de kabulü halinde (ki Meclis'te de, Senato'da da oylanırsa kabul edileceği yaygın bir kanı) Türkiye'nin İncirlik Üssü'nü Amerikalılara kapatacağını söyledi. Böylelikle ABD, Irak ve Afganistan harekâtlarında önemli bir sıçrama tahtasından yoksun kalacaktı. Ama Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tasarının Komite'de oylanıp kabul gördüğü gün yaptığı açıklamada, konunun o bağlayıcı bir önemi olmadığını, ama ABD gibi büyük bir güce yakışmadığını söyleyerek tansiyonu düşürdü.
Bir başka örnek, Dışişleri'nin Vaşington'daki Türk Büyükelçisi Nabi Şensoy'u 'istişareler' amacıyla Ankara'ya çağırması, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç'ın da ABD ziyaretini ertelemesinde görüldü. Amaç, siyasi diyaloğun düşürülebileceğini göstermekti. Başbakan ise, sorunları kasım başında Vaşington'da Bush'la planlanan ziyaretinde gündeme getireceğini vurguluyor. Başbakan'ın konuyu neredeyse 3-4 hafta sonra açacağını söylediği ortamda, siz ABD yönetimi yerinde olsanız 'İncirlik'i kapatırız, işte elçimizi çekiyoruz, komutan da gelmiyor' mesajlarını ne kadar ciddiye alırsınız?
Keza Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ABD teknoloji ve üretimine ne kadar dayandığı ortada iken, basına sızdırılan 'İhalelerden dışlarız' tehditlerini ne kadar ciddiye alırsınız?
Hükümet caydırıcı olmakla, köprüleri yakmamak arasında denge bulmanın zorluğunu yaşıyor. Ankara, siyasetle bürokrasi arasında koordinasyon sorunu olduğu izlenimi veriyor
Üstelik Başbakan'ın bütün sorunları kasım başında Bush görüşmesine bırakma planı, ince dengelere bağlı. Plan, Temsilciler Meclisi'nin tasarıyı, kasım ortalarında, 22 Kasım'daki Şükran Günü öncesinde oylayacağı varsayımına dayanıyor. AK Parti'nin paralel diplomasisi daha, Ermeni tasarısı oylamasının 22 Temmuz seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında yapılmasında rol oynamıştı. Şimdi, örneğin Egemen Bağış ve Cüneyd Zapsu'nun derinlemesine ilişkileri ya da Türkiye'de medya dahil büyük yatırımlar öngören işadamlarının katkılarıyla, bu oylama gerçekten Erdoğan-Bush görüşmesi sonrasında yapılırsa ne âlâ.
Aksi halde Erdoğan, Ermeni soykırımının Meclis'te kabulünü engelleyememiş bir ABD Başkanına ziyarette bulunmak gibi orada da, burada da tuhaf karşılanacak, iç politikada maliyetleri olacak bir durumda kalabilir.